Musa GÜNEŞ

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN – Musa GÜNEŞ

ayinesi-istir-kisinin

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN – Musa GÜNEŞ

Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki evren yaklaşık 7.1 milyar yaşındadır. Dünyamız ise 3.5 milyon yaşındadır. Araştırmalara göre ilk insanın dünyada var olması ( yani Adem ve Havva’nın ), günümüzden 95 bin yıl öncesine denk gelmektedir.
İlk insandan bugüne kadar dünya üzerinde milyarlarca belki trilyonlarca insan gelmiş, bu dünyanın metalarından belirli bir süre yararlanmış ve sonra ebedi aleme geçiş düzenlemişlerdir.
Evrenin ve dünyanın bu hayat serüveninde çok fazla zalimler, fasıklar, caniler gelmiştir. Firavun, Karun, Haman, Hitler, Stalin gibi… Diğer yandan evreni yaratan yüce yaratıcı kendi inayetiyle İbrahimler, Muhammedler, Yusuflar, Saidler, Humeyniler, Gazaliler , Dudayevler, Yasinler…göndermiştir.
Dünyanın bu serüveninde bazı eserlere baktığımızda (Atasözü, deyim, özdeyiş, mimari… gibi )‘’ “Tarih tekerrür ediyor ’’ sözüne katılmaktan ( birebir aynen olamaz tabi ) başka çaremiz kalmamaktadır. Örneğin Hazreti İmam Ali döneminde harici mantığı ve fiilleri ile, günümüzdeki El-kaide, IŞİD’in benzerliğinin aynı olması gibi.
Bazı şairlerde veya atasözlerinde de bunu görmek mümkündür. Örneğin :
Ömer Hayyam’ın şu dörtlüğü toplumumuzdaki bir kısım insanları ne de güzel anlatmaktadır.
Celladına aşık olmuşsa bir millet
İster ezan ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstehaktır ona her türlü zillet
Ben Ömer Hayyam’ın bu dörtlüğünü ilk okuduğumda şaşkınlığımı gizleyememiştim. Kendime bu dörtlüğü nasıl böyle yazdı? Acaba günümüzü ve ülkemizdeki bu tür düşünceli insanları görmüş müydü? Ya da bu dönemin aynı düşünce yapısına ait insanlar onun döneminde de var mıydı? Odamı bu tür insanlardan çok çekmişti ve onların bu durumunu bir tek dörtlükle izah edebilmişti.
Beni hayrete düşüren diğer bir söz ise-ki bu söz konumuzun asıl merkezi durumundadır-o söz şudur ‘’ bir tavuk yumurtlar bütün mahalle duyar… fakat bir kısrak ( at ) bir tay doğurur kimsenin haberi olmaz. ‘’biz bu sözün değerlendirilmesini hem kişiler açısından hem de ülkemiz ( hükumet ) açısından ele alacağız. Yalnız şunu bilelim farklı açılardan ele alınması demek biri diğerine benzemiyor anlamına gelmez.
1) Fert açısından; tavuğun yaptığı iş yumurtlamaktır. Bu işi yaparken bütün mahalleyi ayağa kaldırır; cıyak cıyak öter. O bağırmalarından dolayı zannedilir ki büyük bir iş yapıyor. Kıyamet kopuyor. Halbuki yapa yapa bir yumurta yapmıştır. Çıkardığı ses ile ortaya çıkan eser ters orantılıdır. At ise yumurtadan defalarca büyük tay doğurur. Tay doğuncaya kadar bundan kimsenin haberi olmaz kimse de rahatsız olmaz.
Toplumumuzda bu benzetme ve karşılaştırmada ki tavuk ve at tipi insanlara sıkça rastlarız. Adam, zannedersiniz ki çok iş yapıyor, dünya onun eseri, o olmasa dünyada hiçbir iş doğru dürüst yapılmayacak. Bunlar pireyi deve yapan, megaloman insanlardır. Durmadan konuşurlar, bilmezler ki, ortaya bir eser koymuşlarsa da konuşarak o eserinin değerini azaltırlar. Bu tip insanlar için Cenap Şahabettin ‘’ yerinde sayanlar yürüyenlerden ziyade ayak patırtısı eder.’’ der.
Büyük eser sahipleri, toplumların mimarları; at tipinde ki insanlardır. Onlar iş yaparken ne haykırırlar ne de yaptıkları işin reklamını yaparlar. Enerjilerini dilleriyle değil; elleriyle, kafalarıyla harcarlar.
İşin birde psikolojik boyutu var. Az iş yapıp ya da hiç iş yapmayıp çok konuşanlar, bir şey ortaya koymamanın ezikliğini duyuyorlar demektir. İnanmadıkları, başarılarına başkalarını inandırarak tatmin oluyorlardır.
Erdem sahipleri çeneleriyle değil, eserleriyle övünürler; çünkü ‘’ ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. ‘
2. olarak hükumet açısından ele alacağız; Türkiye hükumeti bütün alanlarda yaptığı iş tavuk kadar olmasına rağmen medya yoluyla bütün dünyaya özellikle kendi vatandaşlarına karşı kendilerini aşırı büyütmektedirler. Kendilerini büyüttükleri alanlar çok fazla olmasına rağmen biz özellikle son günlerde Filistin meselesi yüzünden çıkardıkları seslere değineceğiz. Ve diğer taraftan at gibi çok büyük işler yapıp fakat sesleri çıkmayan ülkelerle bir kıyas yapacağız.
Sizlerin de bildiği gibi Filistin-İsrail meselesi yaklaşık 70 yıllık hatta daha öncesine dayanan bir sorun. İsrail sürekli mazlumlara kıymış onları yurtlarından etmiştir. Nitekim en son savaşta da bunları gördük. Bu meselede bazı ülkeler zalimin, bazıları ise Filistinin yanında yer almıştır. Bazıları tarafsız kalmış ve bazıları da İsraile taraf olmuş ama basın ve medya yoluyla kendi halkına Filistin’in yanındaymış gibi görünmüşlerdir.

Son İsrail-Filistin savaşında hükumetin ‘’ kimse tepki koymuyor ‘’ bütün dünya izliyor ’’ sözlerine şahit olmuşsunuzdur. Ama kendileri de bugüne kadar İsraile karşı hiçbir şey yapmamışlardır. İsrail büyük elçisini kovmamışlardır. Ticari ilişkileri tam tersine arttırmışlardır. Birlikte yaptıkları askeri tatbikatları daha da artmıştır. İsrail’e savaş uçakları için yakıt taşımışlardır. İsrail’i yöneten siyonist lobiden cesaret ödülleri almışlardır vs… bütün bunlara rağmen basında sadece konuşarak aslında yaptıkları şey Filistin lehine tavuk kadar bile olmamasına rağmen, tavuktan daha fazla ses çıkartmaktadırlar.
Birkaç tane ülke sayacağız ve bu ülkelerin Filistin davası için neler yaptıklarına kısaca değineceğiz:
İRAN: 1979’dan sonra İsrail büyükelçisini kovup, Filistin büyükelçiliğini açmıştır. Filistin davasını başkanlık yeminlerine katmışlardır. Filistin’e her türlü silah yardımı yapmışlardır. Filistin’in kurtulmasının tek yolunun silahlandırılması gerektiğini söylemişlerdir. Hamas ve İslami Cihad üyelerine İran da eğitim vererek, İsrail heronlarını indirecek kadar, uydu üzerinden İsrail basınına girecek kadar muhteşem eğitim vermişlerdir. Filistin’e yardım için humus vakıfları açılmış ve bu yardımlar onlara ulaştırılmıştır. Son olarak Batı Şeria’ya da silah verilmesi çağrısı yapılmıştır. Filistin için toplantılar düzenlemişlerdir.
SURİYE: Hamas ve İslami Cihad yöneticilerine kapılarını açmıştır. İran’dan gelen silahları bu yöneticilere teslim etmiştir. Filistin için köprü görevini halen sürdürmektedir. Sırf Filistin’e verdiği destekten dolayı siyonist güçler karışıklık ve tahribat yapıp IŞİD ve El Nusra gibi örgütleri üzerlerine salmıştır.
LÜBNAN: Ülke içinde olan Hizbullah yapılanmasının çok büyük yardımları vardır. Her türlü silah yardımı, teknik bilgi askeri taktikleri paylaşılmıştır. 2006’da İsrail’in Filistin deki zulmüne dayanamayan Hizbullah İsrail’e savaş açıp 33 günlük savaşta ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Emin olun ki bu savaşta da Hasan Nasrullahın; Halid Meşal ve Ramazan Şallah ile görüşmesinde Nasrallah bu yöneticilere ‘’ isterseniz savaşa bizde girelim ‘’ demiştir.
ARJANTİN: Cumhurbaşkanı çok büyük cesaret göstermiştir. İsraile gidip savaşan kendi vatandaşlarını vatandaşlıktan çıkarmıştır.
EKVADOR: İsrail büyükelçisini kovup, kendi elçisini çekmiştir. Filistin’de ( Gazze’de ) elçilik açma kararı almıştır.
İRLANDA: İsrail ile bütün ilişkilerini askıya aldı.
BOLİVYA: İsrail ile ilişkilerini birinci dereceden üçüncü dereceye çekti. Latin Amerika’da Filistin için Latin Amerika ülkeleriyle toplantılar düzenledi.
VENEZUELA: Latin Amerika’da adeta mazlumların sesi olan bir ülke konumunda bulunmaktadır. Mavi Marmara olayında en ciddi tepkiyi koyan ülkelerden biriydi. Kendi ülkesinin Necaşisi olan Hugo Chavez adeta bu kıtada mazlum Filistinin sesi oldu. Kendi vefatından sonra yerine geçen Maduro da onun yolunu sürdürmektedir. Son Filistin savaşında bütün Müslüman ülkelere çok ciddi eleştiriler yöneltti. Ve bu ülkelere “yerin dibine girsin sizin kınamalarınız” açıklamaları, İsrail elçiliğini kovup ilişkilerini bitirmesi takdire şayandır gerçekten.

KÜBA: Devlet başkanı Fidel Castro Filistin davasına sonuna kadar destek vermiş, İsrail ile ilişkileri bitirmiş, Filistin için Latin ülkeleriyle toplantılar düzenlemiş, “ İslam dinini tanımıyor olmama rağmen mazlum Filistin’in yanındayım “ paralelinde olan açıklamaları insanlığın nasıl olması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Hemen şunu belirtelim ki bu ülkeler hakkında söylediklerimiz söylemek istediklerimizin çok az bir bölümüdür. Ve daha farklı ülkeler belki daha ciddi tepkiler koymuşlardır ama onu da biz bilmiyoruz.
Evet Türkiye hükumetinin bağırmalarından dolayı bazıları zannediyorlar ki Filistin için (bunda basının çok büyük etkisi bulunmakta) büyük bir iş yapıyor halbuki yaptığı iş tavuk yumurtası kadar bile değildir.(tam tersine İsrail için at kadar büyük işler yapmakta ama çoğu kişinin bundan haberi bile olmamaktadır.) Türkiye inanmadığı başarılarına halkını inandırarak ya da inandırmaya çalışarak tatmin oluyor.

Diğer taraftan Filistin davası için at tipinde olan (sürekli fiili olarak çalışan) ülkeler (İran,Suriye, Lübnan, Küba, Bolivya…gibi ) ne haykırırlar ne de yaptıkları işin reklamını yaparlar.

Şimdi bizde Türkiye hükümetine şunları söylüyoruz: Erdem sahipleri çeneleriyle değil, eserleriyle övünürler; çünkü ‘’ ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. ‘
Evet şimdi bu gibi sözlerin niçin söylendiği ve çağlar boyunca taze kaldığı umarız daha iyi anlaşılmıştır.

Amacımız olaylara – özellikle Filistin meselesine – farklı bir şekilde yaklaşabilmekti . Umarım amacımıza ulaşmışızdır. Allah bizi tavuk karakterli olanlardan değil, kısrak karakterli olanlardan eylesin. Amin
Esselamu Aleykum Ve Rahmetullahi Ve Berakatuhü

Benzer Yazılar

Yorum

  1. Geri bildirim: Anonim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close