Halk Haber'den...

Yusuf Gibi Erkekler, Meryem Gibi Kadınlar – Cabir AÇIKSÖZ

yusuf-gibi-erkekler-meryem-gibi-kadinlar

Yusuf Gibi Erkekler, Meryem Gibi Kadınlar – Cabir AÇIKSÖZ

Her din ve ideoloji, bağlılarının kendi inanışına uymaları için rol-modeller sunmuşlardır. Pek tabiidir ki Hak din olan İslam’da bu konuyu es geçmemiş, bilakis çok fazla ehemmiyet göstererek insanlığa tertemiz rol-modeller sunmuştur. İşte Kuran’da anlatılan kıssalardaki örnek şahsiyetleri bu nazarla tahlil etmememiz durumunda çelişkiye düşmekten kurtulamayız. Kuran’da geniş yer kaplayan bu kıssalara tarihsel bir gözle bakıp, güne izdüşüm yapmamak, yine bu kıssalarda anlatılan olaylarda örnek tavırlar sergileyen rol-modellerin davranışlarını ve kriz anı yönetimlerini hayatımızda sergileyememek, hem Kuran’ı anlayamamış olmaktır, hem de ferdi ve toplumsal hüsranın önünü açmak demektir.

Bu yazımızda insanlığın geneline, bâhusus gençlik dönemini idrak edenlere yani şehevi, gadabi ve vehmi kuvveleri tavan yapmış insanlığın erkek kanadına Rabbimizin örnek kıldığı Hz. Yusuf’u, kadınlara ise Hz. Meryem’i anlatmaya çalışacağız. Bu iki iffet,haya ve edep kahramanının, küfrün fuhuş, isyan, münker silahını nasıl etkisiz hale getirdiğini göreceğiz. Kendi çağlarında algıları tersine çeviren bu iki güzide insanın, özellikle asrımızda Deccaliyetin elindeki en büyük silah olan fuhşiyatı nasıl da iman,edep,iffet ile etkisiz hale getirdiklerini ve bizlere de bu rezaletleri nasıl yok edebileceğimizi gösterdiklerini anlatmaya çalışacağız.

Yusuf(as) ile başlayalım isterseniz. Burada uzun uzadıya bu değerli Peygamberin hayatından bahsetmeyeceğiz. Günümüz insanına, Yusuf(a.s)’ın konumuz çerçevesinde bakan yönünü ve mücadelesini anlatmakla yetineceğiz. Cenab-ı Hak Yusuf Suresi’nde şöyle anlatır: “Evinde bulunduğu kadın Yusuftan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, ‘Haydi gelsene!’ dedi. O ise, ‘Allah’a sığınırım, çünkü kocan benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler.’ dedi. Andolsun kadın ona göz koymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf’ta ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.(Yusuf 23,24)” Şimdi şöyle bir tahayyül edin. Zamanınızda kadınların cemalinizin güzelliğinden ellerini kesipte farkına bile varamayacakları kadar yakışıklısınız. Ve dönemin en güzel ve en itibarlı, şöhretli kadını sizinle beraber olabilmek için her türlü tezgahı kuruyor. Ve size ‘haydi gel!’ diyor. Ne yapardınız? Bu manzarayı zindanla değişir miydiniz? İşte Yüce Allah’ın erkeğe rol-model olarak sunduğu Yusuf bakın nasıl en zirvede bir örnektir. Allah’ın kendine verdiği güzellik, o çekicilik onu bir an bile yoldan çıkarmamıştır. Adeta Yusuf’un cemali bize şunu anlatmaktadır: “Benden daha güzel cemali olan bir erkek olabilir mi? Sen hiç kadınların güzelliğinden kendilerinden geçip ellerini doğradıkları bir erkek gördün mü?” Ve yine bu sahnede Yusuf islamın izzetini muhafazayla memur bir erkeğe şunu demektedir: “Ne olursa olsun, zinayı yaygınlaştıran, kolaylaştıran ne imkanlar, ne yasalar çıkarırlarsa çıkarsınlar zindanı zinaya, esareti sahte özgürlüğe, izzeti şerefsizliğe, iffeti hayasızlığa, edebi namussuzluğa, yalnızlığı şöhrete, rızâ-i İlahiyi gazab-ı İlahiye, ilahi aşkı mecazi aşka, ahde vefayı nankörlüğe tercih ederim. İşte Yusuf ve işte Allah’ın istediği Yusuf gibi erkekler.

Ve Meryem.. Kadının mal gibi alınıp satıldığı, bin kadının bir erkek çocuğu kadar aklının olmadığına inanıldığı, kadınların toplum hayatında daima zillete düçar olduğu, kadının mabede bile alınmadığı bir dönemde, erkek egemen o topluma, Allah’ın kadının değerini ve yüceliğini gösterdiği yüce şahsiyet. İffetin, masumiyetin, saflığın simgesi Meryem. İlahi ikramlara mazhar olup kendini yetiştiren Peygamberi bile hayrette bırakan Meryem. Kuran’ın en edebi ayetlerinden biri olan Al-i İmran 37. ayette şöyle anlatır Cenab-Hak: “Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.” Bu edebi ayette Meryem bir güzel bitkiye benzetilmiş, Zekeriya Peygamberse bu bitkiye bakan bahçıvana. Ve bahçıvanın yetiştirdiği bu nadide çiçek birgün imanıyla,ihlasıyla, iffetiyle öyle bir güzelleşmiş ki bu durum kendini yetiştiren bahçıvanı bile hayrete düşürmüştür.

Meryem imanının ve tertemiz ihlasının sonucunda ilahi ikramlara, vahye mazhar olmuş, erkek egemen Yahudi toplumunun inanışlarında devrim gerçekleştirerek mabedde namaz kılma emri almış ve kadının da erkek gibi hayatın içinde yer alabileceğini hatta alması gerektiğini göstermiştir. Bunu da örtüsünden taviz vermeden, imanıyla, iffetiyle başardığını herkese göstermiştir. Yine Meryem daha küçük yaşlarından itibaren ezberlediği Kitab-ı Mukaddes’in tüm hükümlerini çok iyi bildiğini, Süleyman mabedinde bulunduğu zamanlarda tüm talebe ve hocalara göstermiş, öyle ki geniş hafızasıyla ve derin zekasıyla herkesi kendine hayran bırakmıştır. Kadını eksik akıllı olarak niteleyen o topluma bu şekilde Meryem ilmiyle gereken cevabı vermiştir. Meryem’in hayatından çıkarılabilecek en ilginç ders ise şudur: İsa Peygamberin babasız oluşu mucizesi. Tabi ki bunun hikmetleri çoktur. Belki de en büyük hikmeti, Meryem gibi iman, ihlas, Salih amel, iffet, edep, ilim ile donanmış bir kadına denk erkek olmaması. Yani Meryem gibi bir kadına denk eş adayının, İsa Peygamber’e layık bir babanın olmayışı. Bu kadını insan yerine bile koymayan o topluma Allah tarafından vurulan şamar gibi bir cevap niteliğindedir. İşte Meryem ve işte Allah’ın istediği Meryem gibi kadınlar.

Başta da ifade ettiğimiz Deccaliyetin bugün elindeki en büyük silah olan fuhşiyatla gerçekleştirmek istediği, halkların ahlaksızlıkla bozularak tamamen mayasının erozyona uğratılmasıdır. Ahlakı bozulan bir toplumun ise her türlü sömürüye açık olacağı açıktır. İşte bunu iyi bilen Küfrî-Tağuti-Süfyani sistemler sinema, televizyon dizileri aracığılıyla, karma eğitim yapan ve her türlü edepsizliğe davetiye çıkaran üniversite ve liseleriyle, yine memleketin her yanında fuhuşhanelerin sayısını arttırmalarıyla bu rezil amaca hizmet etmektedirler. Bugün Süfyanilerin korkulu rüyası, bunca uğraşlarına rağmen Yusuf gibi erkeklerin ve Meryem gibi kadınların çoğalmasıdır. Çünkü bu fuhuşla, ahlaksızlıkla uyuşturulmak istenen neslin uyanışı ve Hak adına isyanı demek olacaktır. İşte Allah’a ve Rasülüne iman eden bizlerin bu noktada üzerine ağır bir yük binmektedir. Bulunduğumuz konumda günümüzün Yusuf’ları ve Meryemleri olmak ve elimizden geldiğince bu sayıyı arttırma gayreti içinde bulunmak hayatidir. Unutmayalım ki, Yusufça ve Meryemce İslamın izzetini muhafaza etmek bir ferdin ve toplumun kurtuluşunu, bu izzetli yoldan taviz vermekse yok oluşunu belirleyecektir.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close