Halk Haber'den...

SİNEMA SAVAŞI – Cabir AÇIKSÖZ

sinema-savasi

SİNEMA SAVAŞI – Cabir AÇIKSÖZ

İnsanoğlu tarihin başından bu yana aralıksız süren bir mücadelenin içinde olmuştur. Tevhid ve Şirk, Hak ile Batıl arasındaki bu mücadele her toplumda, her medeniyette, her köyde ve hatta her insanın içinde süre gelmiştir ve süre gitmektedir. Bu amansız mücadele zamanın şartlarına göre kendine uygun silahlar bulmuştur. Tarihsel verileri incelediğimizde bu savaşın silahlarının en çok ve en etkili olarak kullanıldığı dönem olarak Ahirzaman olan günümüzü görürüz. Savaş silahları, basın, medya silahı, teknolojik araç gereç silahı ve daha neler neler. Tüm Peygamberlerin ümmetlerini ahirzaman fitnesi olan Deccalden haberdar edip uyardıklarını ve bu fitneden Allaha sığındıklarını düşündüğümüzde, bugünleri yaşayan bizlerin ne derece zor bir imtihanın içinde olduğunu anlamakta güçlük çekmeyiz. Daha yüzyıl öncesini bir düşünün ve günümüze gelin. Bu dudak uçuklatan insanlığın her anlamdaki gelişimi olayın ne kadar geniş alanlara yayıldığını göstermektedir.

Deccal Büyük Şeytan Amerikanın, dolayısıyla Şirk- Batıl cephenin bugün en fazla kullandığı silahlardan biri de sinemadır. Hollywood adı verilen Amerikan sinema sanayisi, her yıl yüzlerce filmle şeytani amacına hizmet etmektedir. Bu silah vasıtasıyla yenildiği savaşlardan galip çıkma, işgal ettikleri bölge halklarını terörist-barbar göstererek kendilerini kahraman olarak lanse etme, uçuk kaçık filmleriyle “Amerika yenilmez” algısını zihinlere yerleştirme, hayali saçma sapan kahramanlar vasıtasıyla(süperman,spiderman,batman vs.) gerek kendi halkına, gerekse dünya halklarına sanal-uyduruk rol-modeller sunarak aslında şiddetin kapılarını aralama ve suça meyyal bir dünyanın bilinçaltını oluşturmanın hedefini gütmektedir. Örneğin; Batman filminin galasında bir gencin sinema salonuna taramalı tüfekle dalıp, katliam yapması bunun en küçük bir örneğidir.

Yine Büyük Şeytanın bu sinema silahının bir görevide, Siyonist atalarının Tevrat ve İncile yaptıkları tahrifatın benzerini ve daha geniş olan versiyonunu bu kanalla ifa etmeleridir. Bunu da Peygamber hayatlarını konu edinen filmlerinde görüyoruz. Tevhidi mücadelenin başkahramanları olan Aziz Peygamberlere hakaret dolu olan muharref Tevrat ve İncili az çok hepimiz biliriz. Peygamberleri -haşa sümme haşa- namus düşmanı, hayasız, mal düşkünü, kararsız, isyankar, günahkar ve daha nice çirkin iftiralarla tanıtan Siyonistler, işi Allaha saygısızlığa kadar götürmekten çekinmemişlerdir. Buna Allah’ın bir güreş müsabakasında yenilmesi, Cennette Adem’in onu çıplak görmesi vb. küfrü mutlak olan örnekler verilebilir. Yine günümüzde Amerikan sinemasının çektiği Peygamber filmlerinde de bu tahrifatı çok net bir şekilde görebiliriz. Örneğin; Hz. İsa konulu bir filmde, İsa Peygamberi çarmıha gerilmişken şöyle konuştururlar: ” Baba beni niye terkettin?”. Veya Hz. Musa konulu bir filmde, Şuayb Peygamberi kızlarını satan bir baba, Musa Kelimullahı duygularının esiri bir zavallı olarak gösterirler. Veya son dönemde çekilen Hz. Nuh konulu filmde Nuh Peygamberi kafası karışık, hayvanlara insanlardan daha çok değer veren, insanlığın sonunun gelmesi gerektiğine inanan ve bu nedenle gemi içinde yeni doğmuş torunlarını kesmek için elinde bıçakla ava çıkan, gözü dönmüş mazoşist- sadist bir kişilik olarak göstermişlerdir. İslamiyetin- Kuran’ın gülden ağır söz söylemediği, iffetin, vefanın, merhametin, medeniyetin, imanın, takvanın mücessem örnekleri olarak tanıttığı Yüce Peygamberlere yapılan şu hakarete bakar mısınız? İlkel Siyonistler bu tahrifatı imkanlarının nispetinde yapıyordu. Fakat Amerika bugün bu tahrifatı tüm dünyaya yayıyor. İnsan bu olayın dehşetini düşündüğünde anlıyor neden bütün Peygamberlerin Deccal’den Allaha sığındığını ve insan o zaman anlıyor İmam Humeyninin neden Amerikaya Büyük Şeytan dediğini.

Dünkü ilkel Siyonistlerin ve bugünkü küfürde deha evlatlarının bu tahrifatla amaçları nedir? Bunun iki amacı vardır. İlki; inananlara şu mesajı vermektir. “Bakın Peygamberler daima vahyin muhatabı olmalarına rağmen, göklerle irtibatlı olmalarına rağmen neler yaptılar. E biz ne yapalım?”. Bu şekilde işlediği cürümlerinin, yaptıkları zulümlerinin, çaldıkları hayatların, sömürdükleri hakların bahanesi bu olmuş olacaktır. İmamı böyleyse cemaatin cemaat neler yapmaz mantığıdır bu? İkinci amaç ise; hala Tevhid Peygamberlerini tanımayan insanlığa(ki bu rakam dünyanın hemen hemen yarısıdır.) böyle çelişkili, ne yaptığını bilmeyen, hiçbir erdemi olmayan Peygamber ve dini olmaz olsun dedirtmektir. Evet, Amerikanın ve yeryüzündeki tüm yardımcılarının bu silahla ulaşmak istedikleri hedefler aşağı yukarı bunlardır. Özellikle halklarının Müslüman olduğu Süfyani Sistemlerde, bu sektöre son yıllarda gitgide hız vermiştir. Emperyalizmin kültürel boyutunun rahatlıkla ruhlara, akıllara sirayet edebildiği bu kanal, zalimler için çok verimlidir. Memleketimizde son yıllarda sinema- dizi piyasasındaki inanılmaz artış ve konuların tamamen gayri ahlakiliği ve gayri İslamiliği bu iddiamızın ispatıdır.

Peki Deccalın ve avanelerinin bu etkin silahına karşı neler yapılıyor? Bu soruya Allaha sonsuz hamdu sena olsun ki, içimiz rahat bir şekilde cevap verebiliyoruz. Küfrün bu nifak selinin karşısında dağ gibi dikilen Inkılabımız var. İran İslam Cumhuriyetimiz var. Daha gençliğine yeni yeni adım atmış bu kutlu devletimiz, Amerikanın bu silahına karşı elinden geldiğince karşı koymaya çalışmaktadır. Özellikle son yıllarda çekilen Ashabı Kehf, Hz. Eyyub, Hz. Meryem, Hz. Yusuf gibi dizi filmleriyle tüm dünyada geniş yankı uyandırmıştır.
Masumiyetin, temizliğin, merhametin simgeleri olan Peygamberleri mükemmel bir şekilde betimlemiş, bu sayede defalarca gönül kaynaklarımızı göz pınarlarımızdan çağlatmıştır. Islamdan ve Aziz Islam peygamberlerinden habersiz milyonlarca insana bu yapımlar ulaşmış ve Islamın tahrife uğramamış gerçek yüzünü görme imkanını mazlum halklara sunmuştur. Yine Mehdiyetin ülkesi İran sinemasının yaptığı eğitici, sanatsal, ahlaki, felsefi, irfani, islami onlarca film, dünya halklarına unuttukları ya da unutturuldukları hakikatleri tekrar hatırlatmıştır. Sinema eleştirmenlerinin ifadesiyle, sinemaya yeni bir soluk, bambaşka bir tat getiren Iran Sineması, değerli onlarca Yönetmeniyle bu kültür, sanat, felsefe, ahlak, sinema savaşına hergün daha bir hız vererek devam etmektedir.

Kafirler istemese de Nurunu tamamlayacağını ifade buyuran Ulu Allahımıza iman etmişiz ki,; Ahirzamanın şu en dehşetli Hak- Batıl savaşında medarı iftiharımız olan Iran İslam İnkılabını, Aziz Rehberimizi ve her kulvarda savaş veren şanlı Hizbullah ordularını bu sinema- kültür savaşında da yalnız koymayacak ve bu alanda da Ilahi nurunu tamamlayacaktır.

Benzer Yazılar

Yorum

  1. Gerçekten ailece izleyebileceğimiz tek sinema filmleri iran islam devletinin filmleri.
    Başkada yok. İnşaallah bu alanda daha fazla ürünler piyasaya sunulur ve adam gibi dublajlarla müslümanlara ve diğer insanlara izletilir. Yoksa tam bir fuhuş piyasasına dönmüş sinema.
    Allah sonumuzu hayr etsin. İnkılabın mücadeleci erlerinede yardım ihsan etsin. Yazı içinde teşekkürler
    Selametle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close