Süleyman DAĞISTANLI

UŞAĞIN EFENDİYE MEKTUBU 2 – Süleyman DAĞISTANLI

usak-efendi

UŞAĞIN EFENDİYE MEKTUBU 2 – Süleyman DAĞISTANLI

Efendisine sadık bir uşağın, efendisine yazmış olduğu ümitsizlik ve korku dolu mektubu;
Efendim sizlere teşekkür ederek konuşmaya başlamak istiyorum. Sayenizde bir kez daha, sadık bir uşağınız olarak yeni bir koltuğa getirildim. İstediğim ve arzu ettiğim bir noktaya ulaşmış olmanın sevincini yaşarken aynı zamanda beni getirebileceğiniz en son noktaya getirmiş olmanın da hüznünü yaşamaktayım. Zira uşaklara verilen görevlerin sonuna gelmek, uşakların en büyük korkularındandır…

Gündem gerçekten çok yoğun, bir yerde ki ateşi söndürmeden başka bir yerde daha yangın başlıyor ve bu ateşin gitgide etrafımızı sardığını düşünüyorum. Burada ki ahvalimiz ve kurduğumuz tuzakların ne durumda olduğu ile ilgili kısaca bilgi vereyim size; Öncelikle durumlar çok ciddi. Özellikle seçimlere o kadar az katılım oldu ki bu, insanların artık onlara sunduğumuz kuklaları değil kuklacı olan bizleri ve kurduğumuz sistemi sorgulamaya başladığının en büyük göstergesidir. Biz de mecburen, gerçek rakam daha fazla olmasına rağmen yaklaşık 20 milyon insanın seçime katılmadığını açıklamak zorunda kaldık, katılımın olmamasının sebebini, saçma sapan nedenlere bağlayarak. Pek inandıklarını sanmıyorum. Biz de gündemi değiştirmek için, muhalefet (!) dediğimiz has dostlarımız içerisinde sahte bir kazan kaldırma olayı üzerinde çalışıyoruz ki insanlar sisteme değil, şahıslara bu işin faturasını kessin. Zira insanlar artık hepimizin birbirimizin öz kardeşleri olduğunu anlamış durumda. Gerekirse, sizi ve bizleri, daha da önemlisi sistemi kurtarabilmek adına muhalefetteki kardeşlerimizde değişikliğe gitmemiz gerekebilir ki insanlar yeni kuklalara yeniden müştak olabilsin… Neyse, bu süreç devam ediyor ve bir müddet daha devam edecek ve umarım daha fazla insan bu tuzağa düşer.

Bir diğer mesele ise, yıllardan beri bir türlü kamuoyu oluşturamadığımız için can dostumuzu kahraman ilan edemediğimiz ve büyük Ortadoğu projesi kapsamında istenilen başarıya ulaşamadığımız kürt meselesi. Efendim her ne yaptıysak, ne baskılar, ne zulümler ve ne düşmanlıklar yaptıysak da bu insanları birbirlerine düşman edemedik tam tersine bizlere düşman olmaya başladılar. Artık, “kürt türk kardeştir, düşman diyenler asıl düşmanımızdır” gibi söylemlere tahammül edemiyorum, eminim siz de benim gibi bu sözleri duydukça kahroluyorsunuzdur. Her fırsatta elimizde ki tüm basın yayın aracılığı ile can dostumuzu kahraman ve uşakları ile birlikte kendisini barış elçisi olarak lanse etsek de, insanlar hala bu dostlarımıza terörist, bebek katili, demekte ve bir türlü itibar etmemektedirler. Bu ise beni, her geçen gün daha da ümitsizliğe sevk ediyor. Yine son olarak Diyarbakır da diktiğimiz heykel ile bir kamuoyu oluşturmak istesek de, büyük bir tepki ile karşılaştığımız için yıkmak zorunda kaldık. İnsanların, “yahu bu heykeli asıl buraya ilk kim dikti” diye sormalarına izin vermeden gündemi tamamen, heykelin dikilmesi ve yıkılması sürecine yoğunlaştırdık. Ha bu arada yıkma sürecinde de adamlarımız aracılığı ile bir çatışma ortamı oluşturarak da, çekilirken bile bu insanlara bir tuzak kurmanın işimize yarayacağını düşünerek çalışmalar başlatmış olduk.
Bu arada, Dünyada ki tüm insanların nefretini kazanan soydaşlarımız ve can dostlarımız için Ortadoğu’yu kan gölüne çevirirken bizler için daha büyük ve daha esenlikli bir İsrail kurma amacı ile hazırladığımız büyük Ortadoğu projesinin Irak ayağını yürüten soydaşımız Barzani ve adamlarının, kahraman ve güçlü olduklarını zihinlerde yer edindirebilmek adına elimden geleni yapıyorum. Bu doğrultuda, basın yayın aracılığı ile uzunca bir süredir taşeronumuz olan Işid’in yaptıklarını abartarak ve akıl almaz büyüklükte ki katliamların faili göstererek, insanların zihninde güçlü ve acımasız bir Işid algısının yanına bir de yenilmez algısını yerleştirmiş olduk, her ne kadar Irak da büyük bir siyaset oynayarak oyunlarımızı boşa çıkaran Maliki’nin Işid’e verdirdiği kayıplar tahminlerimizin üzerinde olsa da. Her gün bir şehri aldığını (!) duyurduğumuz Işid’in, Barzani ve adamları tarafından yenilgiye uğratıldığını her gün basın yayın aracılığı ile duyurmamız, insanların zihninde Barzani ve adamlarının kahraman olduğu algısını oturtmamıza yardımcı oluyor. Anlayacağınız iyi polis kötü polis oyunu. Her ne kadar bazıları her ikisinin de bizim sadık dostlarımız ve sizlerin sadık uşağı olduğunu bilseler de. Barzani’nin kürt değil de bizimle soydaş olduğunun ortaya çıkması, kendisi ve ailesinin üst düzey mossad ajanları ve mossad başkanı ile fotoğraflarının çıkmasıyla insanlar, onunla birlikte beni de sorgulamaya başlamasının üzerine acil olarak Barzani ve ekibini kahraman olarak lanse etmem gerekiyordu, hem de Işid gibi vahşi bir örgüte yenilgi yaşatan bir kahraman(!)… Ben ve adamlarımda artık Işid’e terörist grup falan demeye başladım zira insanlar öldürdüğüm küçük bir çocuğa dahi terörist diyen benim, Işid’e neden terörist demediğimi sorgulamaya başlamıştı. Bu kez, terörist söylemini dillendirmemiz üzerine insanlar,”peki Işid Suriye de mücahit(!), ırak da terörist mi oldu?” diye sormaya başlıyor. Ne yapacağımızı bilmiyorum açıkçası. Bu ateşin bir gün bizi de yakacağını söylemişlerdi zaten yıllardır mücadele ettiklerimiz…
Söylediğimiz yalanların ömrü artık çok kısaldı. Her geçen gün yaktığımız mumlar daha bir hızlı sönmeye başlıyor. Yine bir çaresizlik sardı her yanımı, kusura bakmayın ama bu kez sizin varlığınız da ümit vermiyor bana zira sizin de başınız büyük dertte. Diğer ülkelere saldığınız ateşler sizi de yakmaya başladı. Öldürdüğünüz milyonlarca insanın değil de kendi ülkeniz de öldürdüğünüz bir siyahînin, ülkeyi bu denli teyakkuza ve direnişe geçireceğini tahmin etmemişsinizdir herhalde. Zira bu olaylar bir tek siyahînin ölümünün değil, yaptığımız binlerce zulmün üstüne bardağın taşmasını sağlayan son damlanın eklenmesidir ki ben kendimden biliyorum. Halkların öfkesi gerçekten çok güçlü değil mi? Nasıl bir güç ve cesaretlerinin olduğunu tahmin bile edemediğimiz o insanların tahtlarımızı nasıl da salladığını bir türlü anlamıyorum. Her birinin haykırdığı her kelime daha da sallıyor tahtlarımızı. Şimdi anlamaya başlıyorsunuz değil mi, sizlerin Irak da Afganistan da ve diğer bölgelerde neden başarıya ulaşamadığını. Şimdi anlıyorsunuz değil mi onca desteğimize rağmen İsrail’in Filistine galip gelememesini. Filistinli bir çocuğun, gözü yaşlı bir annenin, ailesini kaybetmiş bir babanın cesaret ve inancı ile, sokağa çıkan insanların cesaret ve inançlarının aynı olduğunu görmek korkutuyor beni. Zira bu cesaret ve bu direniş, atalarımızın gömüldüğü tarihe bizlerin de yakın bir zamanda gömüleceğinin habercisidir.
İmza; En sadık ve en ümitsiz Uşağınız…

Benzer Yazılar

Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close