Hüseyin Yahya CEVHER

Topyekün direniyoruz… – Hüseyin Yahya CEVHER

topyekun-direniyoruz

Topyekün direniyoruz… – Hüseyin Yahya CEVHER

Şehid Muhammed Ebu Hudayr’a selam olsun.
Filistin meselesi İslam’ın meselesidir. Bu sözler bana ait değil. Bu sözler Dünya Müslümanlarının ve Mustazaflarının Rehberi Seyyid İmam Ali Hamaney başta olmak üzere tüm direniş cephesinin önderlerinin ortak sözüdür. Biz direniş cephesinde yer almaya çalışanlara verdikleri en önemli öğütlerdendir. Bunun içindir ki İslam İnkılabı kurulur kurulmaz İmam Humeyni(ra) onca derdin tasanın arasında Ramazan ayının son Cuma gününü Dünya Kudüs Günü ilan etmiştir. Evet, Ramazan Ayı’nın ilk cumasını idrak ettiğimiz bugünde son cuması olan Dünya Kudüs Günü’ne ve kanıyla bir kez daha İslami Hareket’e şan ve heyecan veren Şehid Muhammed Ebu Hudayr’a selam olsun.

10 Haziran 2014 günü Musul’un hainler aracılığı ile şeytani cepheye tesliminin acısını yaşarken, 12 Haziran 2014 günü bir başka cephemiz hatta ana cephemiz Filistin’den gelen bir haber ile sevindik. Lakin bu haberde bazı müphem noktalar var idi, fakat genel itibariyle sevindirici idi zira 3 korsan İsrail askeri birileri tarafından kaçırılmıştı. Bir zamanlar tek başına koskoca 3 Arap ülkesini 5 Haziran 1967 – 10 Haziran 1967 günleri arasında 6 günde tokatlayıp atan korsan İsrail, bugün direniş cephesi’nin en küçük erlerden yediği tokatlarla neye uğradığını şaşırmaktaydı.

Bir gün geçti, iki gün geçti, üç gün geçti… Yok. Korsan İsrail deliye döndü. Batı Şeria’da 2002 yılında yaptığı Savunma Kalkanı Operasyonu’ndan sonraki en kapsamlı harekatına başladı. 15000 askerle, yüzlerce askeri araçla, 3000’den fazla noktaya baskın yaptı, 10’dan fazla Filistinliyi şehid etti, öncü şahsiyetlerinde yer aldığı 700’den fazla kişiyi tutukladı.

30 Haziran 2014 günü akşama doğru haber geldi. 3 siyonist askerin leşleri bulunmuştu. Siyonist medya üç İsrailli genç, üç İsrailli yerleşimci genç diye masumlaştırmaya çalıştığı ikisi 16 birisi 18 yaşındaki bu insan bozması vahşi canavarların kimin tarafından kaçırılıp, öldürüldüğü ile henüz net bir bilgi yok. İlk andan beri suçlanan HAMAS yaptığı açıklamada “biz kaçırmadık ama kaçıranların ellerinden öpüyoruz” demişti. Ben de burada aynı açıklamanın altına imza atmayı uygun görüyorum. Öldürülüp atılma konusunda ise daha önce direniş cephesi’nin bu tarz bir eylemi olmadığı için erken konuşmak istemiyorum, o yüzden onun yorumunu zamana bırakıyorum.

Olayın duyurulmasının ardından siyonist liderler daha bir köpürerek ağızlardan salyalar saçarak HAMAS başta olmak üzere direniş gruplarını hedef alan söylemlerini artırdılar. Gazze’ye havadan ve sınırlı olarak karadan; Batı Şeria’ya ise sadık köpekleri hain Mahmud Abbas’ın yardımıyla karadan operasyonlarını yoğunlaştırdılar. Bu süreçte en çok dikkatimi çeken olay ise korsan İsrail’in en baştan beri 3 siyonist askeri kaçırdıklarını iddia ettiği Amir Ebu Iyşe ve Mervan El-Kavasimi’nin evlerini havaya uçurması oldu.

Korsan İsrail ordusu büyük bir ekiple, buldozerlerle bu mücahidlerin evlerini kuşatarak içeridekilerin çıkmasını bile beklemeden evin etrafını dinamitlemeye başlaması üzere, ev halkı evden dışarı çıkmış, mahalleli olay yerine toplanmıştı. Korsan İsrail ordusu gecenin karanlığında iki mücahidin evini dinamitlerle havaya uçurarak yerle bir etti, enkazın üzerinden de buldozerlerle geçti. Evin içinden canlarını zor kurtaran mücahidlerin aileleri evlerinin ve mallarının yok oluşunu izledi.

Amir Ebu Iyşe’nin eşi Ebrar Ebu Iyşe, işgal güçlerinin evlerine baskın düzenlediğini ve önceden haber vermeden evi patlayıcı yerleştirerek havaya uçurduğunu, patlama sırasında komşularının evinde olduklarını söyledi. Patlamaların ardından evlerde büyük yangın çıktığını ve 50 günlük bir bebeğin yaralandığı da gelen bilgiler arasında. Çağımızın vahşi siyonist kabile devleti korsan İsrail mücahidlerin ailelerine ve komşularına bu şekilde korku vererek geri adım attırabileceğini düşünerek güya caydırıcı güç kullanıyor, peki etkili oluyor mu?

Evin yıkılmasından hemen sonra mücahidlerden birinin amcası, kardeşinin evi olmadığını dolayısıyla yeğeninden dolayı kendisinin evinin yıkıldığını aktarıyor. İşte olay burada güzelleşiyor. Zira mücahidin amcası o kadar heyecanlı ve bilinçli ki yeğeniyle duyduğu gururu aktarırken, Mahmud Abbas ile ilgili bir soruya hain köpek diye cevap verirken, Allah belasını versin O İsrail’den daha beter diyerek Filistin halkının hain Abbas ve yönetimine bakışını bir kez daha ortaya koyuyor.

İslam İnkılabı’nın kuruluşunun ardından Filistin direnişi’nin oluşumunu “Katliamlardan Zaferlere; Filistin Direnişi…“[1] başlıklı yazımızda incelemiştik, okumayanlara okumasını tavsiye ederim. 1.İntifada Aralık 1987’de taş ve sopalarla başlamıştı, 2.İntifada ise Eylül 2000’de başladı. Bu sefer taş ve sopalar yine vardı ama direniş daha etkili bir silah bulmuş, şehadete susamış gençler çağın en etkili silahı olarak kullanılmaya başlanmış, korsan İsrail’in üzerine kara bir bulut olarak çöken şehadet eylemcileri İslam ümmetine yeni bir heyecan vermişti. Filistinli mücahidlerin sızmasını engellemek için kendi etrafını duvarla örerek kendini hapseden korsan İsrail, mücahidlere yeni bir çığır açtırmış bu sefer de füzeli intifada dönemi başlamıştı. Müslümanların kayıpları giderek azalırken-ki şehidlerimiz kayıp değil kazançtır- siyonist cepheye indirilen darbeler her geçen gün güçlenmekteydi.

Filistin gündemini sıkı takip edenler bilir, dillerde sürekli bir 3.İntifada söylemi dolaşır durur. Oysa daha önceki intifadalara olaylar olurken isim verilmemiştir, 3.İntifada haktır, en yakın zamanda başlayacaktır ve bu füzeli intifada yüce Allah(cc)’ın izniyle Kudüs’ün kurtuluşuyla sonlanacaktır, İnşAllah.

Siyonist rejimin azılı liderlerinden geçtiğimiz dönem dinlenmeye çekilen Ehud Barak bir açıklamasında, “biz yahudiler yaşamayı çok severiz, işin kötü yanı Araplar bizim yaşamayı sevdiğimiz gibi ölümü seviyorlar” demiştir. Bu olgu sadece Araplar’a ait değil tüm müslümanlara aittir, şehadet en büyük şeref, en kutlu çağrıdır.

15 yaşındaki Muhammed Ebu Hudayr 2 Temmuz 2014 günü sahurdan sonra sabah namazına giderken siyonist çetelerce kaçırılmış, huharca katledilmiştir. Mübarek naaşının da yakıldığı bildirilmektedir. Yazıyı yazdığımız 4 Temmuz 2014 günü itibariyle halen naaşı otopsi bahanesiyle teslim edilmemiş, bu yüzden Şufat bölgesi başta olmak üzere Kudüs kaynamaya devam etmektedir. Çok değil bir kaç gün önce Gazze’ye karşı aslan kesilip naralar atanların ise yedikleri füzelerden sonra kuyruklarını kıstırmış, sesleri çıkmaz olmuştur.

Bugün korsan İsrail öyle bir köşeye sıkışmıştır ki Gazze’yi vursa belki Lübnan’dan cevap gelecektir, belki Suriye’den, belki Irak’tan, belki İran’dan, kimbilir yarın Mısır’dan öbür gün Libya’dan. Direniş Ekseni öyle emin adımlarla, çelik bir iradeyle, sükunetle ilerliyor ki siyonistler günlük planlarını bile gün içinde bir kaç kez yenilemek zorunda kalıyorlar. Örneğin Gazze’ye karadan gireceğiz naraları atıp, atıp 4.güvenlik kabinesi toplantısından sonra sessizliğe gömülmeleri bunun en büyük kanıtı değil midir?

Siyonist İsrail ve bölgedeki sadık uşakları Kuzey Irak’ta Büyük İsrail’i kurma iştahıyla bir adım atmaya hazırlanırken, “Her Şeyi İsteyen Her Şeyini Kaybeder” düsturu gereği ellerindeki küçük İsrail’i de kaybedecektir, yüce Allah’ın izniyle. “…Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.” (Enfal Suresi, 30.Ayet)
Vesselam.

[1]https://www.halkhaber.org/2014/04/10/katliamlardan-zaferlere-filistin-direnisi-huseyin-yahya-cevher/

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close