Yazarlar'dan...

Paranoyak toplumun yükselişi – Ivan Krastev

Paranoyak toplumun yükselişi – Ivan Krastev

Bugünlerde haberleri takip ettikçe ve siyasetçileri dinledikçe Amerika ve Avrupa’nın komplo teorileriyle çalkalanması beni hayrete düşürüyor. Komplo teorileri siyasetin kalbindeki ideolojilerin yerini almış durumda. Bunlar, insanları sokağa çıkmaları için seferber ediyor. Yine bunlar, siyasi liderleri takipçilerine bağlıyor. Ve seçim sonuçlarına bu komplo teorileri karar veriyor.

Aslında “Senin paranoyak olman takip edilmediğin anlamına gelmez.”

Mesela Rusların, Demokratik Ulusal Komite’nin ağlarını hacklemesi komplo teorisi değil, bilakis gerçek. Amerika Birleşik Devletleri’nin Almanya Şansölyesi’ni ve Brezilya Cumhurbaşkanı’nı gözetlemesi de komplo teorisi değildi. Şu anda Batı dünyasındaki yolsuzluk skandallarının çoğu da komplo teorileri değil. Bunlar gerçek komplo vakıaları.

Ancak bu komplo vakalarının varlığı, dünyadaki bütün olaylara bu şekilde bakmak için yeterli bir gerekçe mi? Demokratik toplumları parçalayan güvensizlik salgını bizi daha fazla mı yoksa daha az mı özgür kılar? Yeni bir tür vatandaşın ortaya çıkması –hadi buna “paranoyak vatandaş” diyelim- demokrasimizi tehlikeye atmaz mı?

Polonya’da, 2010’da Rus şehri Smolensk yakınlarında uçak kazasında 95 önde gelen Polonyalıyla birlikte Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski’nin ölümünün kazanın aksine suikast olduğu hususunda yaygın bir inanç var. Oysa resmi olarak reddedilmiş bir iddia. Son seçimlerde şu anda başta olan sağcı Hukuk ve Adalet Partisi’ne oy verilmesi muhtemelen eğitim, gelir seviyesi, kiliseye devam ya da başka faktörlerden daha ziyade bu inançla ilgilidir.

İNSANLARI GÜÇSÜZLEŞTİRİYOR

Birleşik Devletler’de Demokratların çoğu, Başkan Trump’ın Kremlin’in etkisinde olduğu iddiasına inanıyor. Karşı tarafta ise Cumhuriyetçilerin çoğu, Trump’ın ve kampanyasının Başkan Barack Obama’nın emriyle dinlendiğine dair temelsiz iddiaya inanıyor. Ve çoğu yeni başkana karşı protesto eylemlerine katılanların solcu milyarderlerden para aldıkları yalanına inanıyor.

Yeni iletişim teknolojileri (özellikle sosyal medya) ve hermetik medyanın yarattığı balonlar muhtemelen komplo teorilerinin yaygınlaşmasından sorumludur. Can sıkıcı olan, insanların bugünlerde niçin her şeye inanmaya hazır oldukları sorusu değil, asıl can sıkıcı soru şu: Ortak ideolojilerden ziyade ortak komplo teorileri etrafında kurulan siyasi kimlikler nasıl oluyor da demokrasinin iç mantığını ve vatandaşların liderlerinden hesap sorma özelliğini değiştiriyor.

Komplo teorileri insanları güçsüzleştirir. Komplo teorileri tarafından şekillendirilen bir dünya görüşünde, siyasi liderler, sadece onlara karşı komplo kuran, görünmez, mantıklı ve güçlü düşmanları suçlamakla verdikleri kötü kararların sonuçlarından kurtulabilirler. Komplo teorisi siyasetini ideolojik siyasetten (unutmayalım ki 20. yüzyıl ideolojilerin ne kadar ölümcül olabileceğini gösterdi) daha tehlikeli yapan şey komplo teorilerinin ne olup bittiğini ve kimin suçlu olduğunu açıklamada göz kamaştırıcı olmasıdır. Ancak onlar geleceğe dair herhangi bir vizyondan veya nasıl bir dünyada yaşamak istediğimiz konusunda herhangi bir iddiadan yoksundurlar.

İdeolojiler fanatik üretir fakat aynı zamanda muhalif de üretirler. Mesela eşitlik ve adalet konusundaki ütopik vaatlerini yerine getiremeyince komünizme yüz çevirip muhalif olanların çoğu geçmişte çok katı komünistlerdi. Komplo teorileri ise muhalif üretmezler. Onlar siyasi liderlerine muhalefet edilmesi konusunda gönülsüz ya da bundan çok rahatsız olan zombiler üretirler.

Komplo teorilerine dayanan bir kimlik özeleştiri ihtiyacını ortadan kaldırır. Bir vatandaşın siyasi liderinden, ideoloji çerçevesinde hesap sorması, komplocu düşüncenin sisleri içinde hesap sormasından daha kolaydır. Eğer Trump’ın seçilmesini sağlayan Putin ise o zaman Demokratlar, Hillary’nin kaybetmesinin ya da adaylığını kabul ettirmede zayıf kalmasının sebepleriyle boğuşma gereği duymazlar. Aynı şekilde eğer Trump karşıtları paralı piyonlar ise Cumhuriyetçiler başkanı eleştirme sorumluluğundan kurtulurlar ve onlar için birçok Amerikalının şikayet ettiği eksikliklere değinmeden başkanın arkasında durmak daha kolay olur.

Bugün “gerçekdışı” ve “uydurma haberler” konusunda şikâyetçi olma sıkıntısı yok. Fakat demokratik siyasetteki temel değişim şu ki siyasi kimlikler ortak komplo teorilerine dayandığında insanlar gerçekleri bulmaya değil, sırları meydana çıkarmaya çalışırlar. Hakikat fikri sağduyumuzu cezbeder. Komplo teorilerinin baştan çıkarıcılığı, hayal gücümüzü cezbeder. Bir kişi gerçeğe kendi başına ulaşabilir ancak sır sadece başkası tarafından ona açık edilir. Ve sırrın ilgi uyandırabilmesi için onun şok edici ve beklenmedik olması gerekir.

ÖZGÜRLÜĞE TEHDİT

Gizemli romanlarda ve polisiye filmlerde hiçbir zaman apaçık şüpheli kişi gerçek suçlu değildir ancak gerçek hayatta genellikle apaçık şüpheli olanlar suçludur. Bugün kendi gözlerinize veya kişisel tecrübelerinize güvenmek saflığın bir alameti haline geldi. Ancak kişisel tecrübeleri görmezden gelmek ve apaçık olanı ihmal etmek, sizi sadece problem çözmede etkisiz kılmakla kalmaz aynı zamanda karar verme özgürlüğünüzü de tehdit eder.

Komplo düşüncesinin demokrasilerimiz karşısındaki meydan okumasını teşhis etmek, onunla nasıl başa çıkacağımızı bulmaktan çok daha kolaydır. Komplo teorileriyle savaşmalı mıyız yoksa onları görmezden mi gelmeliyiz? Onlarla karşı karşıya kaldığımızda yüksek sesle tepki mi vermeliyiz yoksa kahkaha mı atmalıyız? Bağımlılığımızla başa çıkmanın bir yolu olarak komplo teorisyenleri anonimi kurma zamanı gelmedi mi?

* Yeni iletişim teknolojileri (özellikle sosyal medya) ve hermetik medyanın yarattığı balonlar muhtemelen komplo teorilerinin yaygınlaşmasından sorumludur.

* Komplo teorileri muhalif üretmezler. Onlar, siyasi liderlerine muhalefet edilmesi konusunda gönülsüz ya da bundan çok rahatsız olan zombiler üretirler.

ÇEVİREN: AHMET YIKAR

Kaynak: http://www.karar.com/gorusler/ivan-krastev-yazdi-paranoyak-toplumun-yukselisi-482525

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close