Halk Haber'den...

NE LİSEYMİŞ ARKADAŞ – Cabir AÇIKSÖZ

neliseymisarkadas

NE LİSEYMİŞ ARKADAŞ – Cabir AÇIKSÖZ

Eğitim ve öğretim kurumu bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Okullar, ülkeye hakim olan resmi din ya da ideolojinin insan işlenen fabrikaları, sınıflar ise tezgahlarıdır. Bu kurumsal gücü elinde tutanların aksine herhangi bir grubun çalışmaları açıkçası coşkun bir sel önüne yapılacak basit bir set olmaktan öteye geçemeyecektir. İşte bu gerçeği iyi bilen Tağuti-Süfyani sistemler, eğitim kurumlarını kendilerine itaatkar köleler üreten bir yapıya büründürmüşlerdir. Derslerin içeriğini kendi küfri-cebri-keyfi ideolojilerinin empoze edildiği bir hale getirirlerken, çeşitli etkinlikler yoluyla da gençliği ifsat etmenin türlü yollarını  bulmaya çalışmaktadırlar. Buna bir de, ikide bir değişip duran eğitim sistemi, sınav sistemini eklediğimizdeyse her anlamda kafası karışan okul gençliği, ülkelerinin menfaatine buluşlar yapamaz, yeni birşey üretemez vaziyete sokulmuş, tıpkı kurmalı oyuncaklar gibi kendilerine verilen sınırlarda gidip gelerek bocalamaya mahkum edilmişlerdir. Kaderleri beş şık ve bir kaç saate sığdırılan ve bu tür sınavların sayısının gitgide çoğaldığı bu zamanda okul gençliği düşünemeyen, sorgulamayan moronlar haline sokulmaktadır.

Tağuti-Süfyani rejimin şu zamanlarda icat(!) ettiği bir şeyse liselere geçiş hengâmesi. Lise deyince aklımıza gelenler malumdur herhalde. Kız-erkek gençler arasındaki pespaye ilişkiler, sigara, alkol ve uyuşturucunun rahatlıkla kullanılması, saygı ve hürmetin yerine lakaytlığın oturması, ilim ve bilimin konuşulması gereken duvarlara küfür ve cehaletin sinmesi, gençlerin kendilerine örnek olarak genelde züppeleri, kızların ise fahişeleri alması, ahlakın değil gücün kıymetli olması vs… Daha sayalım mı? Acaba bu yazılanlara kim karşı çıkabilir? İşte liselerin bu hali zaten ortadayken, koskoca bir liseden ancak üç beş genç kendini sağlam bir şekilde, bu ezici çarka girmeden kurtarırken, şimdilerde zalim oyun kuruculara bu yetmemiş olacak ki yeni bir liselere geçiş modeline en hızlısından giriverdiler.

Aslında ben de bir köylü vatandaşımızın yakınmasıyla vakıf oldum konuya. Şehre elli kilometre uzaklıkta bir köyde yaşayan bu vatandaşın kızına, yaptığı tercihlerde üç yüz km uzaklıkta bir lise çıkmış. Araştırmış yurtlar dolu. Ev tutmak icap ediyor. Adam zaten zar zor geçiniyor. Haliyle gönderememiş. İşin gerçeği göndermek istememiş. “Daha ergenliğe yeni girmiş genç kızımı ben nasıl tek başına o kadar uzağa gönderirim?” diyordu. Aradan geçti iki hafta. Yine karşılaştık. Ne yaptığını sorduğumda verdiği cevap şuydu. “Merkezdeki liselere başvurduk. Çoğu doluyuz dediler. En sonunda birini bulduk. Bekleyin dediler. On gün bekledik, o da olmadı. Sonra bir akrabamız haber yolladı. Rica, minnet, adam araya koyup bir Turizm Lisesi’ne kayıt yaptırdık. Beş saatlik yolu ikiye düşürdük işte. Daha da başka birşey yapamadık. Ne Liseymiş Arkadaş!!”. O dakika aklıma şu sorular takıldı. Halkın menfaatine bir yaprak kıpırdatmayan bu Süfyaniler neyin peşinde? Neden liseye geçen gençleri ailelerinden uzakta liselere götürüyorlar? Ve neden son yapılan liseler genelde hep yerleşim yerlerinin uzağında, tenha yerlerde?

Her ne kadar malum olsa da bu sorulanlar, bizimkisi malumun ilamı kabilinden cevaplar olacak. Eskiden halkın çoğunluğu yakın liselerde çocuklarını okuturken, artık tıpkı üniversiteye yollar gibi liselere yollamasıyla, çocuklarıyla olan irtibatları azalacak, haliyle yanlarında okudukları zamanlarda bile kontrol etmeleri zorlaşmışken, bu durumda kontrol imkanları sıfıra inecek. Daha yeni yeni ergenliğe adım atmış, şehevi, gadabi, vehmi duyguları tavan yapmış gençlerin ailelerinin kontrolünden uzakta oluşlarının ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin ediyorsunuzdur herhalde. İşin bir de liselerin uzak yerlere ve şehir dışına yapılması var. Kuş uçmaz, kervan geçmez yerlere niye yapılıyor bu liseler? Bu neyin göstergesi? Milletimizin yanı başında olan liselere kıran mı girmişti de uzak ve tenha yerlere lise yapma ihtiyacı gördüler? Bu kokuşmuş eğitim sisteminin uygulayıcıları, bu sorulara da türlü türlü yalanlar hazırlamışlardır elbet. Ama biz öncesini bildiğimiz bu sistemin, bu yapılanlarla, sonrasını da kestirebiliyoruz. Her türlü rezaletin yaşandığı liseleri, halkın uzağına götürmek, önceleri cılız da olsa çıkan sesleri hiçe indirmektir. Adeta gençliğin temiz muhteviyatının bozulduğu liseleri, gözlerden uzak yerlere yapmakla hedeflenen, su altından saman yürütmektir, karda yürüyüp izini belli etmemektir.

Tağuti-Süfyani Rejimin eğitim sisteminde yaptığı son değişimlerle hedefledikleri özet olarak bu. Tabi her zaman unuttukları bir gerçek, aslında tek gerçek var ki, o da Allah Azze ve Celle’dir. Eğer Allah’ın bugüne kadar mazlum halkımızı koruması olmasaydı bu münafıkların biteviye kurduğu tuzaklarla bu millet çoktan yok olup gitmişti. Ama sonsuz hamd olsun ki, Allahımız var, sahibimiz, malikimiz, mabudumuz olan Allahımız var. Ve biz Allah’tan başka sahibi olmayanların başka sığınağı ve necat kapısı yok, ondan başka. Bu sebeple bu fitneden de Allaha sığınmaktan ve bu halk düşmanı rejimin bizi büsbütün felaketlere itmemesi için halkımıza doğruları anlatmaya çalışmaktan başka çaremiz yok.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close