Musa GÜNEŞYazarlar'dan...Yazarlarımız'dan...

İDAM GELMELİ Mİ? GELİRSE NE OLUR? – MUSA GÜNEŞ

Yaptıkları programlarla, oynattıkları dizi ve filmlerle insanların kanına giren bu sistem; yıllar önce atmış oldukları tohumların meyvelerini bugün almış bulunmaktadır. Öyle ki bizlere yıllarca izlettirilen televizyondaki ‘tecavüzcüler’ kahraman olarak tanıttırılmış, kendi bedeni üzerinden para kazanan- borcunu ödeyen kadınları ise rol- model olarak önümüze sunmuşlardır. 20 yıl önceden hazırlanan proje bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Şu an geldiğimiz noktada ise tecavüzler- katliamlar artmış öyle ki sıradan bir hale gelmek üzeredir neredeyse.

Bundan daha acısı ise şimdiki neslin- yani yeşil çamı görmeyen neslin- daha kötü bir şekilde yetişmesidir. ‘Dindar Nesil’ adıyla yola çıkanlar tamamen dinsiz, geleneksiz, ahlaksız bir nesil yetiştirmek üzeredir. Başkentte olan bizler; din, dindarlık adına zerre kadar bir ışık görememekteyiz malesef.

Çıkardıkları kanunlarla aile yuvasını tamamen bitiren sistem, boşanmaları evlilikten daha fazla hale getirmiştir. Gençler evlenemiyor, evlenenler ise mutlu olamıyor artık. Karşılıklı güven tamamen bitmiştir. O kadar çok olumsuz örnekler mevcut ki; muhafazakar- geleneklerine düşkün biri, kendi düşüncesine uygun birini bulamayacak hale gelmiştir. Kanunları az- çok inceleyen herkes görecektir ki sistem; özellikle kadınlar üzerinden ‘yuvanızı dağıtın ben sizlere destek olurum’ diyecek hale gelmiştir.

Yapılan bütün düzenlemeler; genelevlerin, fahişelerin,  pezevenklerin örnek gösterildiği düzenlemelerdir. Bütün medya düzenlemeleri kişileri bu düzleme itmekte evlilik dışı aşklar, nikahsız birliktelikler özendirilmekte- zihinlere empoze edilmektedir. Bütün bunları yapan siyasiler ise kendi suçlarını ‘nasıl bunları yapacak hale geldik, anlamıyoruz’ diye algıları başka yöne çekmektedirler. (1) Milleti bu hale getirenlerin asıl sorumlularının kendileri olduklarını bilmelerine rağmen.

Eğitimi bozuk olan bir ülkede asla caniler bitmeyecektir.

Geceleri eve geç geldiği için bir baba kızıyla tartışmış kızı kendisine kürettiği için de 2 tokat vurmuştu. Bu tokatların ardından mahkemeye koşan 15 yaşındaki kız, mahkeme tarafından destek görmüş. Babaya 3200 tl paya cezası ve 3 yıl boyunca kızına yaklaşmama cezası verilmişti. Kızına yaklaşamayan baba, kızını boşandığı eşine göndermiş bir süre sonra annesiyle de tartışan kız, gece evden çıkmış ve kayıplara karışmıştır. Şimdi o baba sokak sokak kızını arıyor. (2) Düşünün; o kanunları Avrupa Birliği adı altında (aslında fuhuş birliği) millete dayatanlar duygularıyla hareket eden gençleri bataklığa sürüklemiyorlar mı? Şimdi o kız nereye gitti, başına neler geldi, hangi alçak namussuz biri; o kıza babası kadar şefkatli olabilir ki! Madem gençlerin evden kaçmasına sebep oluyorsunuz niçin gençleri bulmuyorsunuz o zaman? Bunun sorumlusu sadece ve sadece sizler değil misiniz?

Buraya kadar değinmek istediğimiz noktada; insanların bilerek sapık- katil ve cani hale getirildiğidir. İnsanların genleriyle oynadılar- oynuyorlar. Nedenleri konuşmadan sadece sonucu konuşmak ancak akılsızların işidir.

Hepinizin malumudur ki ülkemizde kadın cinayetleri, hayvan katliamları ve tecavüzleri, çocuk tecavüz ve cinayetleri son derece artmıştır. Öyle ki elleri- kolları bağlı olan güvenlik güçlerimiz bile bu tabloya dayanamayacak hale gelmişlerdir. Güvenlik güçleri bu canileri yakalamakta ancak kanunlar çocuğunuzun katiline müebbet hapis- ki asla ömür boyu demek değildir (3)- adı altında yemesine, içmesine, giyinmesine kadar eksiksiz bir şekilde bakmaktadırlar. Şu da bir kesin ki cezaevindeki şerefli mahkumlar bu tür alçaklara ulaşma imkanı bulduklarında kanunların yapamadığını yapmakta, hak ettikleri cezayı vermektedirler. Uluşamazlarsa da bu caniler – ki genelde ayrı koğuş veya hücrelere konmaktadırlar- 30 küsur yıl yiyip – içmekte sonra dışarı çıkmaktadırlar.

Öyle bir hale getirdiler ki; bu tecavüzcüleri yakalayıp bir şey yapamayan Polis mahzun, adliye saraylarında koruyan Jandarma mahzun, cezaevinde her şeyini temin eden İnfaz Koruma Memurları mahzun, kararı veren Hakim mahzun, ona verilen Avukat mahzun, cezasını veremeyen Halk mahzun…

Cumhurbaşkanı şöyle demişti bir zamanlar; ‘eğer meclis idamı önüme getirirse onaylarım’ diye. Sanki meclisteki kendi vekilleri ondan habersiz bir şey yapabiliyorlarmış gibi. Sanki 2004 de idam yasasını kendileri kaldırmamışlar gibi.

Ülkemizde her yıl binlerce çocuk kaybolmakta ve tekrar bulunamamaktadır. Kimisi organ mafyasının kimisi tecavüzcülerin kurbanı olmaktadır. 4 aylık çocuğa tecavüz edilerek öldürülmesi, bir vakıftaki erkek çocuklarına tecavüz edilmesi, bayramda şeker toplamak için çıkan çocukların kafalarının duvara vurularak öldürülmeleri, diri diri gömülen çocuklar bugünlerde ise Eylül ve Leyla adlı çocuklarımız, bizdeki duyguları harekete geçirmiş ve hepimiz idam istemek zorunda kalmışızdır. Düşünün artık bu pislikler yüzünden aileler hiç kimseye güvenememekte çocukları çok seven insanlar başlarını bile okşayamayacak hale gelmiştir. Oysaki bizler küçükken, annelerimiz bizleri rahatlıkla komşulara teslim ederken şimdi akrabaya bile bırakamaz hale geldiler.

Bu tür vahşilikleri gören bizler haklı olarak bu kişilerin yaşamasını istememekteyiz. Bu kişilerin halkın gözünün önünde öldürülmesi bu ve benzeri eylemlere girişenleri şüphesiz ki frenleyecektir. Tabi ki burada söz hakkı aile de olmalı. Kendilerine hiçbir zarar gelmeyen vekillerde ya da mahkemelerde değil. Ancak sözü söyledikten sonra uygulayan ise devlet olmalı kişiler değil. İslam’da da söz sahibi kişilerin velileridir. Kendilerine zarar dokunmayan kimseler değil.

İslam şeriatı hem dünya hem ahiret hayatının mutluluğunu garanti etmektedir. Eğer layıkıyla kendisine uyulursa.

Şeriâtsız hayât, gâyet âcı’dır..;
Rûh-u şeriât, müminin baş-tacı’dır..;
Sonsuz mârâza müptela insanlığın;..
Derdini giderecek tek ilâcı’dır!…

Şeriât, sonsuz sââdet kaynağı’dır..;
İnsanlık çölünde, Kevser ırmağı’dır..;
Beşeriyete hidâyeti gösteren;..
Gök’ten uzanan, işâret parmağıdır!…

Şeriât, mazlûm halkları koruyan’dır..;
Ô’nun aslı, temel yasâsı Kuran’dır..;
Şeriâttan mahrûm kalan bedbahtların;..
Akıbeti sonsuz hicrân’la-hüsrân’dır!…

Hükmü şeriâtta âb-ı hayât vardır..;
Parlak ışığı sonsuzluğa kadardır..;
Şeriâttan rahatsız olan melûnlar;..
İnsan bozması vahşi bir canâvardır!…

Şeriât, aleme ışık saçmaktadır..;
Kurân, insanı o’na çağırmaktadır..;
Huzûra muhtaç olan şu bahtsız asr’a;..
Gerçek kurtuluş yolunu açmaktadır!…

Bu şiirde de değindiği gibi Şeriat bize hayat pınarıdır. Ancak Muhammedi şeriat.

Bizler tabi ki Muhammedi şeriatın uygulanmasından yanayız. Ancak bu şeriat hem nedenleri ortadan kaldırır hem sonuçları. Yoksa sadece sonuca odaklanmaz. Bunun için idamın gelmesini istemekteyiz. Ancak şu da bir kesin ki ülkesinde Adaletin A’sı bile olmayan bir yerde gelen idam- şeriat kesinlikle mazlumlara değil, zalimlere yarayacaktır. Yani on binlerce kişiyi öldüren kişi- kişiler yine idam edilmeyecektir, ‘kanlarını oluk oluk akatacağız, bayrak direklerinde sallandıracağız diye ekranlardan açık açık bağıran mafyalara (4) kesinlikle bir şey olmayacaktır, devleti soyanlar yine rahat, tecavüzcüler- sapıklar yine sokakta gezecektir. Sadece ve sadece kendileri gibi düşünmeyen kalemi ve sözsel olarak eleştirenleri önce damgalayıp sonra idam ederler. Çünkü biz bu ülkede açlıktan dolayı simit çalanların ne hale geldiğini de gördük. Adil olmayan ülkelerdeki kanunlar mazlumu ezer zalimi değil. Zaten Türkiye kurulduğu günden beri idamın olduğu zamanlara da bakın, hep mazlumlar asıldı siyasi sebeplerden ötürü, zalimler- tecavüzcüler- hırsızlar değil.

Adalette dünyanın son sıralarında yer alan bir ülke; torpilin, kayırmanın, rüşvetin her kurumu sardığı halde idam gelirse mazlumlar harcanır.

Son olarak şunu söylemek gerekirse; bu yazıyı ele alıp almamak konusunda çok düşündük. Çünkü biliyoruz ki bu tür söylemler adeta bir reklam olmakta. Bilinçaltında vahşilik bulunan kişileri adeta harekete geçirmektedir.

Rabbim! Sen Öz Muhammedi Şeriatı ülkemize ihsan eyle. Bu şeriat olmayacaksa da daha adil bir düzen ver. Amin.

 

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close