Muhammedi YOLCUYazarlarımız'dan...

Fitne “Uyanış”ta

Fitne “Uyanış”ta

Gündemde savaş var. 30 yıldır işgal altındaki Dağlık Karabağ’ın kurtuluşunu gözlüyor gözler. Peki, neden başka zaman değil de şimdi? Evet, Ermenistan köyleri bombaladı ancak sürtüşmeler son 5 yıldır devam ederken bir anda düğmeye basılmış gibi alevlenmesinin sebebi nedir?

Şüphe eğer doğru yerde kullanılırsa insanın elindeki büyük bir güçtür onu her türlü aldatılmaktan, kullanılmaktan korur. Toplumları avuçlarının içinde görmek isteyen güç sahipleri nedense pek sevmez şüpheyi. Hatta her türlü değer yargılarına şüpheyle bakılmasını savunanların bile işin ucu kendilerine dokunacağını sezdiklerinde hemen avazı çıktığı kadar bağırıp hakaret ettiğine denk gelmeniz içten bile değildir.

Ülkemiz ve dünyada gündemini yoğurup mayalayanların en çok sevdiği kavramlardan birisi “komplo teorisi” terimidir. Gerçekle yalanı bulamaç haline getirip başına da bu etiketi yapıştırdıkları zaman gerçeği savunan insanlar bir anda marjinal kalıyor ve dışlanıyorlar.  Bu sayede bir anda düz dünyayı savunan ahmaklarla aynı kefeye konan insanlar kendini zeki zanneden kişiler tarafından itibarsızlaştırılıyorlar. Bahsettiğimiz basit şeytani oyun sürekli birileri tarafından ustalıkla kullanıldığı halde dışlanma korkusu insanları “neden” sorusunu sormasına mani olmakla beraber kişiyi kalabalığa uymak zorunda bırakıyor.

Gündemdeki diğer konu da “uyanış” dizisi… Daha önceki “Diriliş” ve “Kuruluş” dizileri ile aynı şekilde aynı amaca hizmet etmek için çekildiğine şüphe yok. Milli bilinç ve inanç için gençlerde geçmişe yönelik ön yargıyı kırmak ve özgüvenlerinin geri gelmesini sağlamak –güya- Ancak geçmişe ön yargı kalkmıyor sadece kuru bir geçmiş hasreti ekiyor milli bilinci artırmıyor sadece uyuşturup bilinç düzeylerini azaltıyor. Tarih ile tek alakasının devlet isimleri ve kişi isimleri –ki onlarda da çok problem var- olması da ayrı bir mesele. İnsanları gaza getirerek içi boş bir Osmanlıcılık sunuyor yeni nesillere. Ahlak, edep, merhamet öğretmesi gereken dizi sadece toprak kazanma hırsı veriyor insanlara. Dizide İslam’ı adeta mitolojik hale getirip insanı ölümsüz ve yenilmez yapan bir iksir gibi sunmaları, Allah aşkı ve Takva gibi kavramlardan daha çok keramet kavramına vurgu yapılması 90ların meşhur evliya filmlerini aratmayan doğaüstü olayları dizilerdeki en eleştiriyi hak eden kısımlardı.

Uyanış Büyük Selçuklu’nun diğerlerinden fazlası var eksiği yok. Fazlası ise daha ilk fragmanlarından da anlaşılacağı üzere şii-sünni düşmanlığını aşılaması. Selçuklu’nun Karahanlı,  Gazneli gibi Sünni-Türk devletleriyle savaştığı da bilindiği halde özellikle Şiileri Kudüs’ten kurtarma sözü masumane gelmemektedir. Fatımi devletinin İslam’a ihanet içinde olduğu gerçek olsa bile batıni mezhebine bugün kaç kişi bağlıdır? Milli bilinç için çekilecek birçok konu ve olay varken özellikle Hasan Sabbah gibi asıl amacı bölünmeye hizmet etmek olan bir sapık üzerinden şia ve iran düşmanlığı yapmak ne kadar insaflılıdır? Selçukluluların merkezinin İran olduğu gün gibi bir hakikat iken üstelik Şii- Sünni veya İran-Türkiye düşmanlığını körüklemek kimin işine gelmektedir?

Gündeme dönecek olursak; Azerbaycan Ermenistan’ın işgali altında olduğu için desteklemek gerekir Türk oldukları için değil! Ermenistan’a karşı olmak gerekir bütün Ermeni milletine değil! Bunu çeşitli ideoloji altında yapabilirsiniz ama İslam dini adı altında yapamazsınız çünkü Allah öbür dünyada Ermeni-Türk-Yunan gibi bir ayrım yapmayacaktır. Ayrıca savaşların iktidarların halkı susturmak için kullandıklarını göz önünde bulundurmalıyız.  Önce Yunanistan ile sürtüşme sonrasında Azerbaycan-Ermenistan arası savaş. Tek hamle ile iki ülkenin muhalafetini susturmak ve oyalamak ancak savaş ile olabilirdi. İşin Azerbaycan tarafı zaten içler acısı. Aliyev, Azerbaycan polislerinin yaşlı kadın demeden karga tulumba insanlık dışı muamelelerini unutturacağını mı zannediyor? Veya bu olayla yönetimin kötü olduğunu  eleştiren vatandaşlarını susturmayı mı amaçlıyor orası ortada.

Önce fitne uyandı şimdi de güya Ermenistan’ın arkasında İran’ın olduğunu Azerbaycan’a İsrail’in silah mühimmat gönderdiği gibi söylemler de aynı karanlık söylemlerle kol gezmeye başladı yine. Öncelikle İsrail hiçbir şeyi iyilik için yapmaz farz edelim ki tamamen gerçek ve bedava yardım etmiş. O zaman durup bir düşünmek gerekir acaba ne aldı da bunu verdi diye? Nitekim İsrail’le ittifak halindeki sözde Arap ülkelerine bakmak yeterlidir.  Bugün israil’e boyun eğdikleri için kendilerini kârlı zannediyorlar ancak yarın israil’in istemediği bir hamle yapmaya çalışacak olurlarsa bütün ittifakın örümcek ağına yakalanan sineğin misaline benzediğini göreceklerdir. Hâlâ devam eden Suudilerin Yemeni işgali acaba kukla Kral’ın kendi kararı mıydı? Yoksa Amerika-İsrail’in emri mi? Bunu anlayan kişiler İsrail’in hiçbir zaman masum bir ittifak yapmayacağını da anlayacaklardır.

Son olarak İran’a yönelik Ermenilere destek verdiği iddialarına en iyi cevabı Karabağ savaşı sırasında İran’ın yardım teklif ettiği ancak kendisinin kabul etmediğini ve Türkiye’nin bile yardım etmediğini söyleyen Elçi Bey vermektedir. Ki kendisi İran düşmanı olmasına rağmen böyle bir iftira atmamıştır.

Efendimizin(s.a) sözleri ibret almak isteyene yeterlidir: “Fitne uyur uyandırana Allah lanet etsin” (Suyutî, Fethu’l-Kebir, II/280)

Söz konusu video: https://www.facebook.com/watch/?v=1493887640782909&extid=sI5T5uVUxx5y01LC

 

Benzer Yazılar

Close