Süleyman DAĞISTANLI

R-KOMPLEKS – Süleyman DAĞISTANLI

r-kompleks

R-KOMPLEKS – Süleyman DAĞISTANLI
R-Kompleks, 2. Dünya savaşından sonra sosyologların özellikle Almanya veya herhangi bir ülkede insanların Hitler gibi kişilerin peşinden nasıl gittiklerini ve toplumun algı seviyesinin bu denli nasıl düşürüldüğünün açıklanması için ortaya atılmış bir kavramdır. R-kompleks, “sürüngen beyin bölgesi” demektir. Her beyinde bulunur. R-kompleksle yönetmek, kitlelerin beynindeki “ilkel içgüdüleri aktive ederek, mantıklı düşünmeyi baskılamak” demektir.
“R-” harfi sürüngenleri (ing; Reptile) “kompleks” ise, dilimizde ‘aşağılık ve üstünlük kompleksi’ olarak bilinen, karmaşık ruh halini temsil ediyor. Aşağılık ya da üstünlük kompleksi gibi algı yönetimi veya mühendisliği ile başlatılan ve sürdürülen toplumsal ruh-sağlığı sorunu üç aşamada ortaya konur: Toplum ve bireyler, önce “Biz ve Onlar veya Ötekiler” gruplarına bölünür. Ardından, korku ve dehşet kültüründe yaşamaya zorlanır. Son olarak karşıt gruplara bölünen ve çatışmalar içinde bunalan toplum, düşmanlara(!) karşı ilkel bir birlik ve bütünlüğe sığınır. R-kompleksi’ne tutulmuş olan gruplar, çaresizlik içinde bunalan, ezik ve yenik düşmüş bireyler, zenginlerden, patronlardan, güçlü sınıflardan nefret ederken, korku ve çatışma ortamını yaratan masum(!) ve mağdur(!) görünen liderle özdeşlik kurması amaçlanır. Algı mühendisliğini tasarlayan ve yöneten lider, topluma şu mesajı verir: “Ben de sizler gibiydim ama bugün başka yerde güçlüyüm. Oylarınızla, beni destekleyin ki düşmanlarımızın canına okuyayım, sizleri ve toplumu düze ve refaha(!) çıkarayım.”
İnsanlar geleceğe dair ümitler taşırlar, mutlu bir hayat yaşamak, başarılar elde etmek, saygınlık kazanmak vb. Ancak insanlık düşmanları tarafından ahiretleri gibi dünyaları da harap edilen halklar bir noktadan sonra mutlu bir hayata kavuşacağına olan inancını ve ümidini yitirmeye başlar hatta var olan durum o kadar içler acısı hale getirilmiştir ki, gelecekte daha kötü olabilir endişesi ile insanların var olan duruma ve düzene sarılması ve onu sahiplenmesi sağlanır.
Bu aslında siyasi bir stratejidir ki bu stratejide 3D kuralı vardır. Düşman göster, Dayanışma duygusunu kışkırt, Düşündürme… Her şey gayet net. Eğer sürekli çatışma olur ve insanların mantığına değil içgüdülerine hitap edersen kimsenin düşünmeye vakti kalmaz. İçgüdüler derken insanın kâinatın en değerli varlığı olmasını sağlayan meziyetleri değil hayvanlarda da bulunan özelliklerine dikkat çekilmektedir.
Bu amaçla, sürekli olarak yeni bir ülke, toplum ve hatta dünya yaratmaktan söz edilir. Başarılı bir söz ustası olan lider(!) kültürel değişme ve gelişmenin yolunu ve yönünü geleceğe değil, geçmişin şanlı zaferlerine, mutlu günlerine çevirir. Toplulukların egosunu överek gözetim ve denetim altında tutmaya çalışır. Sadece atalarının yaptıkları ile övünenleri atalarının yedikleri ile doyacağını zannedenlere benzeten İmam Şafi’nin belirttiği gibi var olan durumun kötülüğünü görmezden gelinmesini sağlamak için geçmişte yapılanlar üzerine yoğunlaşılır. Zora düştükçe ve popülaritesini kaybetmeye başlayınca çoğu liderler gibi dine sarılır. Kendisinin bulunduğu makamı ilahi bir lütuf ve nimet (!) havasında sunar ve bir nevi seçilmiş olduğunu ima eder, ettirir. Bu inancını savunan sadık danışmanlar bulunur. Şüpheye düşen, sorgulayanlar artık tek kullanımlık eldivenler gibi bir kenara atılır. Eleştirenler ve uyaranlar, gerçekleri görmeye, yuvaya dönmeye, hidayete (!) davet edilir.
Hakikat ve adalet değildir onun için önemli olan, kendi kontrolünde olan sandıktan çıkan ve çıkacak oylara önem ve öncelik verir, her fırsata bunlara sığınır ve çoğunluktan (!) dem vurur çoğunluğun yanlış yolda olacağını belirten Yüce Yaratıcının buyruklarını unutturduğu halklara. Varsa kendisini destekleyen, onların yoksulluktan kurtulmasını ve maruz kaldıkları zulmün bitmesini istemez. Kendine yakın zenginler var ederken ve bunların tüm ülkeyi talan etmesine izin verirken, hakları yenilen ve yoksul bırakılan halkların hallerinden şikâyetçi olmalarına dahi izin verilmez. Aklınıza gelebilecek her işe karışıp, hemen her konuda konuşarak, dünya güçlerine meydan okuyarak adını gündemde ve manşette tutar, zira reklamın iyisi kötüsü yoktur. Kimsenin uyarı ve eleştiri hakkı yoktur çünkü bunu yapanlar vatan hainidir. Zira en büyük oyununun mahsulü olan öğretmeden inandırdıklarına sığınarak, inanmayanları, eleştiri ve uyarıda bulunanları, karşı çıkanları ihanet ve hidayetten (!) sapanlar olarak tanıtmaktadır.
Aslında tüm bu anlattıklarımız şu ana kadar literatürde var olan, bahsi geçen konularda rolünü ustalıkla yerine getirmiş olan ve tarihini çöplüğünde yer alan birçok kişi ve olay ile alakalıdır. Ancak günümüzde tüm dünyada ve ülkemizde etkin bir şekilde her türlü fitne ve çatışmanın mimarı olan kişiler ve bağlı bulundukları sistem, bahse konu R-Kompleks kavramının da çok çok ötesine geçmiştir. Zira günümüzde sahnede olan ve amaçları için r-kompleksten de faydalananlar yeni bir literatür oluşturmaktadırlar. Bahsettiğimiz R-Komplekste, makam ve mevkisini korumak, gücü ve parayı elde tutmak için, popülerliğini ve şöhretini arttırmak için çabalayanlar varken günümüzde yine benzer kaygıları olmakla birlikte tüm bunlara ek olarak bir avuç Siyonist emperyalist hariç tüm insanlığa düşman olma, kanlarına susama, kendileri ölüp gitse dahi amaçlarını ve hedeflerini en az kendileri kadar dert edinmiş yeni zalimlere işi devretme, gerekirse perde arkasından işleri yönetme, yeri geldiğinde kendi aralarında dahi rol icabı ayrılık ve düşmanlıklar oluşturmaya kadar her türlü oyun ve hileye başvurulmaktadır. Bu da ahir zamanının imtihanının çetin olmasından kaynaklanmaktadır. Peygamberlerin yüzlerce, binlerce yıl önce ümmetlerini şerlerinden korunmak için dua ettiği deccali ve süfyanilerdir bunlar. Ancak bunların karşısında hak cephesinin de yeni bir tarih yazdığı, şu ana kadar görülmeyen ve duyulmayan fedakarlıklara imza attıklarını unutmamak ve ümitvar olmak gerek. Ümitvar olup mücadele içerisinde olan, bilinç ve basiret ile olaylara yaklaşan halklar karşısında R-Kompleks metodları da işe yaramayacak ve zalimler R (geri) vites yapacaktır. Zira ümmetin selameti için kendileri ile birlikte tüm aile efradı ile birlikte mücadeleye devam eden, isimlerini ve hizmetlerini şehit olduklarında duyduğumuz nice aslanlar ve evlatları vardır. Ümitvarız, zafer yeryüzünün mazlum ve mustazaflarınındır…

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu