Süleyman DAĞISTANLI

HARABEZAR BİR ÜLKE-3 – Süleyman DAĞISTANLI

harabezar-bir-ulke-3

HARABEZAR BİR ÜLKE-3 – Süleyman DAĞISTANLI

Çok eski zamanlarda Epidauros ülkesinde ürün yetişmez olmuş. Bu felaket yüzünden Epidauros halkı bilginlerine danışmışlar bu felaketten nasıl kurtulabiliriz diye. Bilginler, var olduğuna inandıkları iki kutsal ruh adına bir heykel dikmeleri gerektiğini söylemiş. Epidauros halkı, “heykel bronz mu olsun yoksa mermer mi?” diye sorunca bilginler hayır derler, aşılı zeytin ağacından olması gerekir. Aşılı ve en değerli zeytinlerin yetiştiği Atina’ya giden halk, oradan bir zeytin ağacı kesmek istediklerini söylerler. Atinalılar, bu işe şiddetle karşı çıkarlar zira o dönem Atina yasalarına göre bir kişi özel mülkiyet ya da devlet mülkiyeti fark etmeksizin bir zeytin ağacını keser veya sökerse mahkemeye çıkartılır ve suçlu bulunması halinde idam edilerek cezalandırılırdı. Epidauros halkı içinde bulunduğu durumu anlatınca Atinalılar, her yıl kendilerine belli bir miktar vergi verilmesi şartı karşılığında bir tek zeytin ağacının kesilmesine izin verirler… Bu şartı kabul eden Epidauros halkı bir zeytin ağacını keserek istedikleri heykeli yapar ve her yıl Atinalılara vergi vermeye başlarlar.

Tarih boyunca tüm toplum ve kültürlerde, tüm din ve öğretilerde zeytine ve zeytin ağacına ayrı bir önem atfedilmiştir. Zeytin ağacına atfedilen önem her toplumda farklı olmasına karşın, genelde değerli ve mübarek bir ağaç olarak telakki edilmiştir. Yıllardır Filistin halkına yapılan türlü zulümlerin yanında yeryüzündeki hiçbir canlıya tahammülü olmayan Siyonistlerin zeytin ağaçlarını dahi dozerlerle sökmesi ve zeytinlikleri talan etmesini görünce, zeytin ağacını mübarek ve kutsal sayan din ve kültürlerin tek istisnasının Siyonizm olduğuna şahit olmuştuk. Parçanın bütünü yansıttığını unutmaması gereken bizler siyonizmin yerli uşaklarının da aynı yapı ve karakterde olduğuna, aynı zulümleri uyguladığına bir kez daha şahit olduk Manisa’nın Soma ilçesinde ki Yırca köyünde kesilen 6.000 zeytin ağacının haberini duyunca. İncire ve zeytine yemin ederek başlayan surede(Tin Suresi) geçen “esfele safilin” in direk muhatabı olanlar tarafından yapılan bu zulüm her olayda olduğu gibi süfyanilerin karakteristiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Halk tarafından “normal ülkede yaşanan bir rezalet değil, rezil bir ülkede yaşanan normal olay” diye nitelendirilen bu olayın, cennet vatan olan ülkemizi “rezalete” çeviren “reziller” tarafından yapılan sayısız zulümlerden sadece biri olduğunu bilerek konu ile ilgili gerçeklerden bahsedelim biraz.

Termik santral; katı, sıvı ve gaz halindeki yakıtların yakılarak elde edilen ısı ile ısıtılan sulardan elde edilen buharın tribünlerin döndürmesi ile elektrik üreten santrallere verilen isimdir. Türkiye de buluna 21 Termik Santralin en büyük ilk beşinden biri Manisa Soma’da bulunan Soma Termik Santralidir. Termik santrallerinin bulunduğu bölgede çatılar gri renklidir zira her yıl yakılan milyonlarca ton kömürün isi ve dumanı o bölgeyi soğuk bir renge bürür. Soma halkı bunu yıllardır yaşıyor ama demek ki Soma halkına bunu az görmüşler ki bir yenisini daha yapmaya karar vermişler. Termik santral için en önemli olan şey yakıt/maden ocağının bulunması ve bu madeni çıkartacak iş gücünün bulunmasıdır. Bu santraller için alan bulunmasından ziyade en önemli ve en zor olan şey, madeni çıkartacak insan gücüdür. Çünkü insanları karın tokluğuna madenlere indirmek çok zordur. O halde öyle bir şey yapılmalı ki, insanlara madene inmek zorunda bırakılmalıdır. Bu süreç ülkemizde her alanda uygulanmakta olan bir plandır. İnsanlara önce ölümü yaşatmalı, ardından sıtmaya razı etmeli. Genelde uygulanan bu politikanın son uygulama örneği olan Manisa Soma ilçesinin Yırca Köyünde talan edilen 6000 zeytin ağacından bahsedelim biraz.

2012 yılında Ankara Rixos Hotel’de bir toplantı gerçekleştirilir. Bu toplantıya Enerji Bakanlığı ile Kolin İnşaatın sahibi Celal KOLOĞLU katılır. Bu kişi, ses kayıtlarında millete küfreden Cengiz İnşaatın sahibi Mehmet CENGİZ’in hoş(!) muhabbetlere daldığı telefonun karşısında ki diğer isimdir. Manisa’nın Soma ilçesinde yeni bir termik santral yapılmasına karar verilir. Bu termik santrali yapacak firma Kolin İnşaat ile 30 yıllık bir anlaşma imzalanır. Yap(!), işlet(!), devret(!) yani… Dışarıdan bakılınca kulağa hoş geliyor, özel bir şirket yapıyor, belli bir süre işletip ardından devlete devrediyor. Görünüşte böyle ancak gerçekler çok daha farklı; Devlet, göz bebeği ve ortağı olan şirketlere(ki bu şirkette süfyanilerin göz bebeği olan bir şirkettir zira 3.havalimanı inşaatı da bu şirkete verilmiştir ve son üç yılda cirosunu tam iki kat arttırmıştır), halkın arazisinin üzerine bu santrali yapabilmesi için, halkı sömürerek kasası doldurulan devlet bankalarından cazip ve uzun vadeli krediler ayarlanır, santralin arazisi halktan alınır, yapımında tarlası bahçesi yok edilen ve karın tokluğunda canını tehlikeye atarak karın tokluğuna halk, işçi olarak çalışır, köyü talan edilen başka bir köydeki mazlumlar bu santral için kör kuyu madenlerde ölmezse eğer maden çıkartır, devlet ve milletin eli ile yapılan santralden elde edilen elektrik devlete satılır, devletin başına çöreklenmiş süfyaniler de bu elektriği, asıl sahibi olan halka ardı arkası kesilmeyen zamlarla kullandırır.

İnşa edilecek olan bu santral için de durum aynı tabiî ki. Normalde 1939 yılında çıkartılan 3573 sayılı Zeytin Koruma Kanununa göre, “zeytinliklerin 3 km. yakınına zeytinyağı fabrikası hariç duman, is, kimyevi atık bırakan tesis yapılamaz, işletilemez” maddesi konulmuştur. Ancak süfyanilerin yaptığı tüm yasalar gibi güçlüler ve zenginler için bir geçerliliği olmayan bu yasanın da süfyanilere ve yandaşlarına tabiri caiz ise sökmez. Çünkü aynı kanunun devamında geçen “izinsiz kesenler veya sökenler ağaç başına 2 milyon ile 5 milyona (o zamanın parası ile) kadar hafif para cezası alır” ifadesi, durumu “paran varsa gücün varsa sen işine bak, hukuk arkandan gelir”, kıvamına gelip o klişe ifadeyi tersten doğruluyor “mülk, adaletin(!) temelidir”. Diğer bir nokta ise 2002 yılından bu yana zeytincilik yasasının 6 kez değiştirilmeye çalışılmış olmasıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri hengâmesinde, iki-üç ay önce Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan kanun taslağı ile “25 dönümden daha az zeytinlikler kamulaştırılabilir ve imara açılabilir” maddesi kanunlaştı. Yani 25 dönümden daha küçük zeytinlikler boş bir arazi olarak sayılacak. Bu arada Türkiye’de ortalama bir zeytinliğin 10 dönüm olduğundan hiç bahsedilmiyor tabi.
Soma ilçesinde bulunan Yırca köyü sakinlerinin zeytinlikleri de malum şirkete peşkeş çekilince, köylü durumu mahkemeye taşır, mahkeme süreci devam ederken firma, zeytinlikleri dikenli telle çevirir. Halkın hasat mevsiminde zeytinleri toplamalarına dahi izin verilmez. Halk nöbet tutmaya başlar günlerce, Kaymakam ikna turlarına başlar, eşi de hali hazırda faaliyet gösteren termik santralde doktor olan kaymakam. Jandarma olaydan 1 gün önce gelip nöbet tutan köylü ile konuşur ve evlerine dağılmaları için garanti(!) verir, birçok insan evine dönünce jandarma bir anda kaybolur ortadan. Şirket hemen gelir ve kıyıma başlar, köylüler haberdar olup gelir ancak 200 güvenlik görevlisi denilen vahşi adamlarca hırpalanır, kelepçelenir ve arabaya bindirilerek o alandan uzaklaştırılır. Bu arada kaymakam, jandarma falan ortada yoktur. Kıyım gerçekleştirilir ve kıyımdan birkaç saat sonrasında Danıştay’ın durdurma kararı çıkar. Halkı önce asıp sonra yargılayanların çocukları olan süfyanilerin verdirtmiş olduğu bu karar, çok da şaşkınlık yaratmaz halklarda zaten. Aslında bölge halkı durumdan iki yıldır haberdardır ve bu süreçte zeytinler şimdiki kadar olmasa da yavaş yavaş katledilmeye devam eder. Birkaç ay önce çıkartılan 25 dönümden az zeytinliklerin imara açılması yasası ise göz göre göre “minareyi çalacağız bu da kılıfı” demektir aslında. 2012 yılında Yırca köyüne yakın olan Deniş köyünde yetkililer bir toplantı düzenler. Bu köy, santral için kömür rezervine sahip olduğu gerekçesi ile yıkılacak ve insanları o madenlerde karın tokluğuna çalıştırılacak olanların köyüdür. Toplantı kısa sürer, yetkili bölgede bulunan milyonlarca ton kömürden ve kurulacak termik santralden bahsedince köy muhtarı “Peki Deniş Köyü ne olacak?” deyince cevap bizler için zor, süfyaniler için alışılagelmiş bir cevaptır; “En fazla rezerve sahip Deniş Köyü haritadan silinecek…” Bölge halkı o gün anlıyor köylüler ve köy için haritadan silinecek ifadesini bu denli rahat ifade edenlerin zeytinliklere ve bölgeye neler yapabileceklerini. Aslında sürecin ne kadar kararlı(!) adımlarla ilerlediğini en iyi Soma kaymakamı itiraf ediyor; “Bakanlar Kurulu’nun verdiği acele kamulaştırma kararına karşın köylülerin açtığı dava sürüyor. İlk ağaç kesildiğinde suç duyurunda bulunduk ama savcı takipsizlik kararı verdi.”

Köy muhtarının konuşması her şeyi özetliyor aslında; “Soma da Çarşamba günleri Pazar var, bu insanlar artık oraya gider, mendil açar dilenir ya da en son çare madene iner. Eğer bu santral 1 km. kuzeye yapılsa bir tane zeytin ağacına bile zarar gelmeyecek.” Ardından gözyaşlarını tutamıyor… Bir bilse; Amaç santral değil, amaç halka zulmetmek. Amaç zeytinlikleri yok edip para kazanmak değil amaç halkı kuru ekmeğe muhtaç etmek. Amaç, bilinç ve cesareti ile Maden kazası sonrasında işin asıl faillerine saldıranlardan intikam almak, amaç halkı kendilerine ve yandaşlarına köle yaparak dünya ve ahiretlerini harap etmek. Amaç yerin üstünü çok gördükleri mazlum halkları yerin altında öldürmek. Güneşi, toprağı ve temiz havayı halklara çok görmek.

Zulüm yağıyor ülkemin üstüne, yağmurlar gibi zulüm
Ve ihanet yağıyor ülkemin bağrına, ülkemin çiçekleri kırmızı,
Güller açar, gülistan de kan kokar, kuşlar uçar kanatsız,
Ülkemde çocuklar yüzemez sularda derileri yüzülür
Yazamaz defterlere defterleri dürülür, ülkemde zulüm,
Ülkemde kahır, ülkemde kan, ah edip inleyen bir çığlıktır
Her insan, özgürlüğe aç insanlığa aç merhamete aç, şimdi
Ülkem yaralanmış ürkek bir ceylan bugün ülkemde hepimiz
Hınç ile hasret ile gözlerimiz ağlamaya hazırdır ey kardeşlerim
Hüzünlüyüz öfkeliyiz çünkü biz mustaz’af ümmetin yetim evlatlarıyız… (İslami Davet’ten)

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Geri bildirim: Anonim
  2. Allah mazlum ve mahrum milletimizi zalimlerin ve
    onların uşaklarının şerrinden korusun.
    Yazarımızada teşekkür ediyorum.
    Olayın bilinmeyen karanlıkta noktalarına ışık tuttuğu için.
    Selametle

  3. Allah razı olsun. Yırca halkının yanında, halk düşmanlarının karşısındayız. Yazıya ek bir not olarak 3.havaalanı inşaatı tek bu şirkete değil Limak-Cengiz-Kolin-Mapa-Kalyon ortak girişimine yani en büyük halk düşmanı parababalarına verilmiştir. Allah hepsinin belasını versin. Amin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu