Halk Haber'den...

Kuran’ın Dilinden Gazze Savaşı – Lokman Hikmet SEBAT

kuranin-dilinden-gazze-savasi

Kuran’ın Dilinden Gazze Savaşı – Lokman Hikmet SEBAT

Gazze cephesinde kalıcı ateşkesin sağlandığı gün, Kuran’da geçen savaş ayetlerini tekrar inceledim. Karşıma öyle canlı, somut bir manzara çıktı ki bunu sizinle paylaşmak istedim. Takdir edersiniz ki Kurandaki tüm savaş ayetlerini inceleyecek bir yazı çok uzun olacağından birkaç ayetle iktifa edeceğiz. Bu birkaç ayetle bile zamanın durmaksızın ihtiyarlanmasına rağmen Kuran’ın gençleştiğine bir kez daha şahit olacaksınız.

“Size karşı savaş açanlara karşı siz de ALLÂH yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın. Sakın aşırı gitmeyin, muhakkak ki ALLÂH haddi aşanları sevmez(bakara 190)” Aslında hoşa gitmeyen ve Fadlallahın ifadesiyle ‘Dermansız bir hastaya yapılan cerrahi operasyon mahiyetinde olan savaş’ın meşru gerekçesi budur işte. ‘Size karşı savaşanlar’ yani canınıza, hürriyetinize, izzetinize, namusunuza, vatanınıza, topraklarınıza göz dikenlere, işgale yeltenenlere karşı savaşın ama Allah yolunda savaşın. Başka bir amaç gütmeyin. Salt vatan için değil, salt canınız için değil, dininiz için, Allah için, Allah’ın adıyla savaşın.

“Düşman birliklerini ta’kîb edip arkadan sıkıştırmada gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da tıpkı sizin gibi acı çekiyorlar. Kaldı ki Siz ALLÂH’dan, onların ümit edemeyecekleri birçok şeyleri umuyorsunuz. ALLÂH her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir(Nisa 104)” Savaşa başladınız mı gayrı soluklanmayın demektir bu bir anlamda. Yaralanmış olabilirsiniz, sevdiklerinizi yitirmiş olabilirsiniz, siyonist düşman her türlü kalleşliği yapıp bebeklerinize bile acımamış olabilir. Acı, keder her yanınızı sarmış olabilir. Ama unutmayın düşman da aynı vaziyette şimdi. Onların bedenleri çelikten, iradeleri kurşundan değil. Ve sizin düşmana nazaran bir artınız, onların tek gayeleri dünyaları iken, sizin bir de ahiret için çalışıyor olmanız.

“Onları savaşta ele geçirirsen, kendilerine öyle bir muâmele yap ki onların arkasındaki bütün öbür düşmanlara da ibret olsun da, akıllarını başlarına alsınlar.(Enfal 57)” Savaşta öylesine hırçın ve öylesine deli dolu ol ki, ‘Benim adımı duyan bir aylık mesafedeki düşmanın ödü kopar.’ buyuran Başkomutan Muhammed Mustafa’nın ayak seslerini duysun siyonist düşman ve pusuda bekleşen çakallar sürüsü. Korkudan cepheleri terketsinler, heybetinden ayaklarına sıksınlar savaş meydanına gelmemek için, şecaatin öyle bir sarsın ki düşman mevzilerini, ölümün kasveti sarsın ruhlarını ve zır zır ağlasınlar dünyanın gözünün önünde. Öyle sarp ve haşin ol ki Ey Kassamlı Mücahidim, hiçbir sırtlan bir daha cesaret bulmasın çıkmaya dağının eteklerine.

“Üstün olduğunuz halde gevşeyip barışa çağırmayın. ALLÂH sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi eksiltmeyecektir.(Muhammed 35)” Şehirleri tek tek vurulduğunda işgalci Yahudinin, limanları, havaalanları tarumar olduğunda, tek tek düştüğünde genç askerleri onların olmayan topraklara, korku sirenleri kulaklarını sağır edene kadar çaldığında, ateşkes ateşkes diye bağrıştıklarında onlar ve dünyadaki tüm siyonist sevdalıları yine de gevşeme Gazzelim, barışı sona bırak. Tüm isteklerinin kabul edileceği güne bırak barışı, tıpkı yaptığın gibi.

“(Ey Siyonist Düşman)..Siz mü’minlere hücûmdan vazgeçerseniz bu, sizin için daha iyi olur; yok döner yine savaşa başlarsanız, Biz de başlarız! Askeriniz çok da olsa size hiç fayda vermez, çünkü ALLÂH mü’minlerle beraberdir.(Enfal 19)” Bu söz Allah’ın sözüdür. Savaşa döndüğünüz gün, bizim de döndüğümüz gündür meydanlara Kudüs’ün ve bizim olan toprakların özgürlüğü için. Ve elbet olacak olan budur. Sonuç mu? Allah’ın tarafının karşısında olan tarafın hezimetten başka ne yazgısı olabilir?

Ve son olarak; “Siz savaşta onları kendi kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin ALLÂH öldürdü (Ey Resûlüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin ALLÂH attı. Ve bunu, ALLÂH mü’minleri güzel bir imtihana tâbi’ tutmak için yaptı. Allah işitendir, bilendir.(Enfal 17)” Unutma Gazzeli Mücahidim, Zafer’in önündeki, ardındaki sır Allah Azze ve Celle’dir. Sen onun ummanında kaybol, kaybol ki kibir, ucb, enaniyet buzları erisin, erisin de bir tufan olsun İsraili boğan.

Kelamullah benzemez başka kelama. Ezeli, ebedi olan Allah’tan geldiği için taptazedir her zaman. Anladım Kuran kıyamete kadar nazil olmaya devam edecek. Sen kulaklarını, gözünü, aklını ve gönlünü onun hitabına açtığın müddetçe sana vahyolunacak.

Benzer Yazılar

Yorum

  1. Geri bildirim: Anonim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close