Halk Haber'den...

Küçük bir ayrıntı

Küçük bir ayrıntı

Çokta fakir olmayan orta tabakadan diyebileceğimiz bir kişi şunu söyledi; “ Allah daha iyi bilir ya Allah cennetine fakir ve garibanları alır, gerisini zengin ve mağrurlar düşünsün. “Bu cümle sizde nasıl bir etki yaptı bilmem ama benim için sanki hayatımın karanlık kalan kısmını aydınlatan bir elektrik düğmesine basmış gibi oldu bu sözün sahibi. Ve o an düşündüm cebimdeki yarısı benim olmayan 500 liranın ve kapının önünde duran 92 model renonun hesabını nasıl vereceğimi. Belki bu cümleden sonra Ebu zer Gıffari’nin mücadelesini, mal biriktirmeyin, dünyaya bağlanmayın söylemlerini daha iyi anladım. Ve Allah’ın Hz Zekeriya’ya, beni kalbi kırıkların yanında ara demesini şimdi daha iyi anlıyorum. Ve daha iyi anlıyorum zenginlerin neden cennete daha geç gireceklerini. Ve belki de beni etkileyen asıl şey cümlenin son kısmı idi. Mağrurlar. Fakir olsa da gururlanmayı elden bırakmayanlar.

İnsan biraz gariban olacak başına vur ekmeğini al tarzında bir garibanlık değil bu ama biraz alçak gönüllü… Ezik, pasif değil ama kırıcı da olmayan bir insan olmalı insan.

Biraz tevazulu olalım. Zira, cennete büyük insanlar girecek, insanlarda büyüklüğün ölçüsü; küçüklüktür, yani tevazudur. Küçüklüğün ölçüsü ise; büyüklüktür, yani kibirdir.

İnsanları hor görmeyelim, bizim tavırlarımızdan ötürü onların kendilerini hor görülmüş atmosferine sokacağı hareketlerden de uzak duralım.

Garibanlık çok zordur. Maddi yönden gariban olan insanlara onları kırmadan üzmeden yardım edilmesi gerektiği gibi yaradılıştan gariban olanları da güzel yaklaşım ve tavırla desteklemekle mükellefiz.

Bu noktada Sadi’nin şu sözü çok manidardır. “İnsanoğlu topraktan yaratılmıştır, eğer toprak gibi alçakgönüllü olmazsa insan değildir.” Toprak nasıl içine tohumu alıp; sebzeyi, meyveyi ayırt etmeden yeşertiyorsa bizde çevremizdeki insanları fakir, zengin; amir, memur, işçi vs. ayrımı gözetmeksizin kucaklamalıyız. Bu şekilde olmazda, kibre girer insanları aşağılarsak cehenneme bileti almışız demektir. Zira Kibir, kulun Allah’ın azabından emin olduğunu gösterir. Azaptan emin olmak ise felâketlerin en büyüğüdür. Tevazu sahibi olmak bize bir şey kaybettirmez. Aksine insanı insan yapan unsurdur ve çok büyük kazanımları vardır. Tevazu Allah’tan korkmayı ifade eder. Bu korku ise, cennetin anahtarı ve âletidir.

Her kimde bulunursa bulunsun, tevazu güzeldir, ama zenginlerde bulunursa çok daha güzedir. Her kimde bulunursa bulunsun, kibir çirkindir. Ama fakirlerde bulunursa çok daha çirkindir.

Tevazu için öncelikle insanların farklı farklı yaratıldıklarını ve herkesin dünyada bir yer kapladığını bilmemiz gerekir. Yukarıda da söylediğimiz üzere kibir büyüklenme, diğer insanları hakir görme olduğu için insanı Allah’a isyana kadar götürebilir.

Bir insanı durumundan dolayı hakir gören kişi kendisi mükemmel midir? Mutlaka onunda başka insanların yanında bir eksikliği vardır. Zira kimse mükemmel değildir. Bu mevzuyu şöyle bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir iş yeri, dükkan ortamında çay içerken içeri bir müşteri girdi. Müşterinin hareketleri hal ve tavırları ne tam akıllı demeye müsait ne de deli demeye.  Bu durumundan dolayı müşteriye bıyık altından gülmeler oldu. Müşteri çıkınca ortamda bulunan bir Müslüman kızarak “belli ki akıl olarak sizden düşük birisi ve siz bundan dolayı o kişinin hareketlerini garipsediniz ve birazda alaya aldınız, bu hareketler size çok basit ve komik geldi. Ama dikkat edin bu dünyada sizden akıllılar da var ve sizin yaptığınız hareketlerde onların yanında bu adamın ki gibidir. Kendiniz böyle bir duruma düşmek ister misiniz?” Dedi.

Selametle kalın hakkınızı helal edin.

Benzer Yazılar

3 Yorum

  1. Mahrumlarla dolaşmak
    Ne güzeldir ne güzel
    İhtarını yineleyen Tarık kardeşim!
    Sağolasın varolasın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close