Hüseyin Yahya CEVHER

Kendim Yaksam Yeter

kendim-yaksam-yeter

Kendim Yaksam Yeter – Hüseyin Yahya CEVHER

Liseyi bitirmiş, yeni yeni terlerken hararetle kestiğim-çabuk uzasın diye- sakal ve bıyığım uzamakta ve artık kesme zorunluluğum yoktu. Hayatımın en güzel günleriydi. Sakalım vardı. O dönemde bir petrol istasyonunda vasfı belli olmayan, ne iş olursa yaparım abi formatında çalışıyordum. Hem pompacı, hem muhasebeci, hem aşçı, hem çaycı… Petrolün orjinal bir sahibi vardı. Çok dik, lafını kimseden esirgemez, çok da kaba konuşurdu ama baba adamdı. Kaba tarifle herifti. Sevdiğim tiplerdendi. Aradan geçen 10 yılın ardından babamı görmüş, bana selam söylemiş, bir kez de burada selamını alalım, “Aleyküm Selam”.

Diğer eleman ve benden daha büyük olan ağabeye canı sıkıldığı zaman, müşteriye kızdığı zaman. Kızdıranlara hitaben, “Kovala lan şunları kimseye satmayacağım, kendim yaksam yeter” derdi. Şaka falan yapmıyordu. Kocaman petrol istasyonu vardı ama asla afra, tafraya gelemez, borcunun hafiften aksatan olduğu zaman kovalar her daimde “Satmıyorum, kendim yaksam yeter” derdi. Buradaki yaksam kavramını çoğu anlamıştır ama çiftçi olan petrolün sahibi kendi tarımsal işleri ile uğraşırken kullanacağı motorini kendi petrolünden temin etmekten bahsediyordu. Sırf başkasından almamak için petrol açmış gibi bir havası vardı.

Fikir taşımak, ilkeli olmak, dik durmak için güce ihtiyaç vardır. Globalleşen dünyada güç için de ne yazık ki paraya. 9-10 Haziran 2014 günlerinin ülkemiz açısından en önemli gündemi İran İslam Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin gelişiydi. 7 bakan ve 100’den fazla iş adamıyla ekonomi temelli bir ziyaret yapmayı hedefliyor. Allah yardımcısı olsun. Nereden girdin, nereye geldin nasıl bitecek diye bir heyecan oluşturabildimse ne mutlu bana.

Dünya Müslümanlarının ve Mustazaflarının Rehberi Seyyid İmam Ali Hamaney 2013 yılını (21 Mart 2013-21 Mart 2014) “siyasi hamaset ve iktisadi hamaset yılı” ilan etmişti. Bu yılı da (21 mart 2014) “Cihadi İdarecilik ve Milli İradeyle Ekonomi ve Kültür Yılı” veya “ekonomik kalkınma ve kültürel ilerleme” yılı ilan etmiştir. Geçen yılların temasına da bakıldığı zaman ekonominin çok büyük bir yer kapladığı görülecektir. Hal böyle iken, ekonominin de göstergesi rakamlar olduğundan yukarıdaki petrolün sahibi gibi “kimseden almam, kendim yaksam yeter” mantığıyle bir ülke yönetilemez, hele hele İran İslam Cumhuriyeti hiç yönetilemez. Bu düşüncedeki arkadaşlar için örnek ülkemiz Kuzey Kore’dir. Kimseye minneti yoktur. İşinde, gücündedir. Ticaret, dünya, global dengeler umrunda değildir. O da onun misyonu…(1.Cevher tarafım her daim Kuzey Kore demektedir.)

Yeri gelmişken anlatmadan geçmek olmaz. Mukaddes savunma dönemi diye adlandırılan zorunlu savaş diye bahsedilen İran-Irak savaşı olarak bilinen dönemde merhum İmam Humeyni(ra) tüm ülkede ekilebilecek alanlara buğday başta olmak üzere tüm gerekli temel ihtiyaç maddelerinin ekilmesini emretmiş. Tüm dünya tarafından ağır bir ambargoya maruz kalan İran İslam Cumhuriyeti bu yüce tedbir ile halkına tabiri caizse savaş döneminde krallar gibi bakmış, ele güne muhtaç etmemiştir. Ayrıca savaşa gitmek için can atan mücahid çiftçilere de sizin cepheniz tarlanızdır diyerek izin verilmemiş bugün bile Tarım bakanlığının adının Tarım Cihadı Bakanlığı olması direniş ekonomisinin İslam İnkılabı’nın ilk gününden beri ana gündem olduğunu bizlere izah etmektedir.

1979’da kurulan İran İslam Cumhuriyeti, 1980-1988 yılları arasında dünya küfrünün üzerine çullanmasıyla zorlu bir savaş vermiş. İran halkı 1 milyon şehit vererek İslam İnkılabı’na dört elle sarılmaya başlamış. Bir yandan cephede düşmana karşı göğüs göğüse savaş devam ederken, içeride de gizliden gizliye ahir zaman Mehdi İnkılabı’nın gereksinim duyduğu projelerin temeli atılmıştır. 5. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminin ortalarından itibaren yani 2000 yılı itibariyle İran kendisini her alanda göstermeye başlamıştır.

Hangi alanda ne konuda olursa olsun bulduğunuz tüm dünya istatistiklerine bakın -İslami ve İnsana Faydalı Olan- İran, 2000 yılından sonra hep yükseliştedir. Ekonomik büyüme grafiklerine baktığımız zaman istikrarlı, ayakları yere sağlam basan, dönüşü olmayan ciddi bir büyüme hızla devam etmektedir. Global ekonomi listelerinden 17-18.sıralarda yerini alan İran İslam Cumhuriyeti, Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen üçüncü ülke olmuştur.[1] Bu kadar da olmaz arkadaş diyenlere hemen başka bir yorum sunalım. Dünya ekonomisine şimdilik yön veren küresel siyonist firmalardan Goldman Sachs yayınladığı raporlarda, İran’ın 21.yüzyıldaki en büyük ekonomilerden biri olma potansiyeline sahip olduğunu açıklamıştır. [2]

Bu veriler küresel emperyalizm ve siyonizmin İran’a uyguladığı onca yaptırım ve çarptırılmış rakamlardan oluşmaktadır. Geçtiğimiz günlerde yüzlerce Avrupalı iş adamının İran’da kuyruğa girdiğini hepimiz gördük. Sadece Fransa’dan 40 farklı şirketten 140 iş adamı yatırım için İran’a gelmiştir. [3] Yine ABD’nin uyguladığı ambargoyu bazı ülkelere has kaldırarak İran’la ticaret yapmalarına izin vermesi de İran’ın artık vazgeçilmez bir ticaret ortağı olduğunu kanıtlamıştır.

7. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yaklaşık bir yıldır görevde, ekibiyle birlikte attığı her adım olay oluyor. İslam İnkılabı dünya gündemini belirliyor. Gözler her sabah Washington, Londra, Tel Aviv saatlerine ayarlı olarak uyanıp acaba bugün neler olacak diye bakarken, bugün artık dünyanın global saati Tahran saati olmuştur. İran’ın adının anılmadığı, gündem olmadığı tek bir mecra dahi yoktur.

Her dönem İslam İnkılabı yetkilileri yüce önderlerinin buyruklarıyla (İmam Humeyni ve İmam Ali Hamaney) gereken çalışmaları yapmaktadır. Her birinin ayrı bir değeri vardır. Her birisi birbirinden üstündür. Örneğin 6. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad. Kim unutabilir, kimin aklından çıkabilir? Ruhani’nin hizmeti Ahmedinecad’dan fazladır. Hatemi’nin onlardan fazla. Rafsancani’ye hiç girmeyelim. Dolayısıyla bu süreçte şahısların bir önemi yoktur, önde olan sende olabilirsin bir başkası da sana düşen yerini bilip onu desteklemektir. Köstek değil destek. Siyonizme köstek, direnişe destek.

Bir büyüğümün ticaret hacmi yorumuna kısa bir cevap 🙂 niteliğinde yazı yazdım. Ellerinden öperim. Allah ondan ve tüm büyüklerimden razı olsun. Vesselam.

[1] http://www.zawya.com/story/ZAWYA20101026044134/
[2] http://www.goldmansachs.com/china/ideas/brics/Brics-and-Beyond-Book-pdfs/BRICs-Chapter11.pdf
[3] http://www.islamidavet.com/2014/02/03/fransada-gelen-140-kisilik-ticari-heyet-irani-ziyaret-ediyor/

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close