Musa GÜNEŞ

HANGİSİ GERÇEK? – Musa GÜNEŞ

hangisi-gercek

HANGİSİ GERÇEK ? – Musa GÜNEŞ

İki arkadaş varmış. Biri zengin , öbürü fakir! Beraber yolculuğa çıkmışlar. Bir mola yerinde fakir olan uyumuş bir süre uyuduktan sonra zengin arkadaşı onu uyandırmış , “ kalk , gidelim artık” demiş. Fakir çok kızmış ve haykırmış : “ Niye beni uyandırdın? Oysa ne güzel rüya görüyordum!”
Arkadaşı “ Ne görüyordun?” deyince fakir olan, “”Rüyamda öyle zengindim ki her ne istiyorsam alabiliyor ve her ne istersem yapabiliyordum ama sen uyandırınca kayboldu” demiş.
Arkadaşı “ (böbürlenerek) Uyanınca kaybolan zenginliği ne yapacaksın?” demiş.
Fakir olanı bozulmuş ve sormuş:
“Sen zenginsin şu anda değil mi?”
“Evet!”
“Peki sen öldüğünde bu zenginliğe ne olur? Senin için bir anlamı kalır mı? Bir zenginlik var, gözünü açınca kayboluyor, bir zenginlik var, gözünü kapatınca yok oluyor. Bunların hangisi gerçek zenginlik?”

Size göre bunlardan hangisi gerçek bilmiyoruz ama bize göre ikisi de gerçek değil. Bunların biri küçük rüya, diğeri ise büyük rüya.

Bu dünya öyle bir dünya ki daha tam mahiyetini bilemiyoruz. Aynı zamanda insan olarak bizlerinde tam olarak mahiyeti, niteliği bilinmiyor. Ama şu bir kesin ki hayatımız iki rüya arasında devam ediyor. Bunları biraz açacak olursak:

1.Küçük rüya: Hepinizin bildiği gibi küçük rüya insanların uyuduğu zaman gördükleridir. Çoğumuz bu gördüklerimizi rüya anında gerçekmiş gibi hisseder ve yaşarız. Bu konu da sizinle, yapılan bazı araştırmaları paylaşmak istiyorum. Bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar sonucu bazıları rüyaların saniyeler içerisinde sona erdiğini bazıları da saatlerce devam ettiğini söylemiştir. Dr. B. Klein isimli bir Amerikalı bilim adamı tartışmaların gölgesinden araştırmalarına devam etti. Araştırmasına gönüllü olarak katılan deneklerini hipnoz ederek uyuttu ve bir süre sonra uyandırıp gördükleri rüyayı ya da rüyaları anlatmalarını istedi.

Sonuç olarak insanların anlattıkları rüyalara göre rüya süresinin 20 saniyeyi geçmediğini tespit etmiştir. Araştırmanın ilginç tarafı uyandırdığı deneklerinin 3 ila 5 saniye süren rüyalarını saatlerce anlatabileceklerini görmüştür. Hatta bazılarının rüyalarını kalınca bir roman olacak şekilde ifade ettiklerini de belirlemiştir. Yaptığı deneyler ve incelemeler sonucunda rüya sırasında kısa ve uzun süren göz hareketleri olduğunu görmüştür. Deneklerini göz hareketlerinin başladığı ve bittiği anlarda uyandırarak incelemeler yapmıştır. Her seferinde deneklerin rüya gördüklerini tespit etmiştir. Yaptığı tespitleri bilimsel araştırmalara ışık tutması amacıyla sunma gereği duymuştur.

Hayatı boyunca rüya görmediklerini söyleyen insanları toplayıp onlar üzerinde de inceleme ve deneyler yaptı. Göz hareketlerinin başladığı anda deneklerini uyandırdı ve denekler ilk kez rüya gördüklerini söylediler. Dr. Kleitman yaptığı araştırmalar sonucu, herkesin rüya gördüğünü bazı insanların rüyalarını hatırladığını bazılarının hatırlayamadığını ortaya koydu. Rüyaların en belirgin kanıtı ise uyuyan kişilerin hızlı göz hareketlerini olduğunu belirtti. Size bundan daha ilginç olanını söyleyeyim. Bundan yaklaşık 2 sene önce ismini tam olarak hatırlayamadığım bir makalede bir yazıya denk gelmiştim o yazıda “ yapılan son deneylerle en uzun rüyanın 0 (sıfır) saniye olduğu yazıyordu. İlk önce buna bende inanamamıştım ama Mustafa ÇAMRAN’ın İnsan ve Allah kitabında ruhu ve diğer bazı konuları çok iyi anlatan bu alimin şu sözleri aklıma geldi. Diyor ki: “ Allah için zaman sıfırdır, bin yıl önceyle bin yıl sonra birdir. Allah’ın bir tecellisi olan ruh içinde bin yıl önce , şimdiki zaman ve bin yıl sonraki zaman fark etmez, eşittirler. Bu ifadelerden sonra en uzun rüyanın 0 (sıfır) saniye olabileceğine inandım. Şunu söylemek lazım biz rüya gördüğümüz zaman farklı bir zamanda ve farklı bir mekandayız. Orada bir zaman var ama bu büyük rüyadaki zaman kavramıyla eşit değil. Düşünsenize 0 (sıfır) ya da en uzun kabul edilen 20 saniyede gördüklerimizi saatlerce anlatabilmekteyiz.

2.Büyük rüya: Bu rüya ise daha uzun görünmektedir. Kuranın ve varolan Tevratın bildirdiğine göre en uzun yaşayan , Nuh (a.s) 950 sene idi. (bkz: Ankebut;14) , (bkz:yaratılış; 9.bölüm- 29 nolu ayet). Günümüzde ise bu yaş en fazla 80-90 arası olmaktadır. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki 90 sene yaşayan bir kişiye yaşadıklarını anlat dediğimizde bize anlatacak şeyi küçük rüyalarımızda gördüklerimizden daha çok olmayacaktır ama küçük rüyalarımızı kolay hatırlayamadığımız için fark büyükmüş gibi görünür. Yoksa inanın ikisi de birçok konuda aynıdır.

Asıl konumuza dönecek olursak bu dünyada iki rüya arasında yaşamaktayız. Ve bunların hangisinin tam olarak gerçek olduğunu da bilemiyoruz. Biri gözünü açınca bitiyor, diğeri ise gözünü kapatınca. Bana kalırsa bu ikisinden hiçbiri gerçek değil aslında gerçeğin bir gölgesidir diyebiliriz. Unutmamak lazım hiçbir gölge gerçeğin kendisi olamaz. Daha doğrusu şöyle demek daha mantıklı olabilir: büyük ve küçük rüyalarımız fanidir yani geçicidir. Madem bunların geçici olduğuna her gün şahit olmaktayız o zaman gölgenin asıl kaynağına yönelelim. Ve gerçeğin ta kendisi varken geçicisine aldanmayalım. Yezidler, süfyanlar gördükleri büyük rüyalarında yaşadıklarını ölümsüz zannetmektelerdir. Onlarda gözlerini kapayınca bunun ne kadar gerçek ne kadar rüya olduklarını anlayacaklardır. Ey mazlumlar! Ey mustazaf gariban ümmet! Yezidlerden, süfyanlardan , canilerden, dünya hevesinden uzak duralım nitekim bunlarında bir rüya olduğunu gözümüzü kapayınca hepimiz anlayacağız.

Ne güzel diyor Mevlana: “Bu dünyaya geldiğinde herkes gülüyorken sen ağlıyordun, öyle bir yaşa ki sen bu dünyadan gidince herkes ağlıyorken sen gül.” Asıl gerçeğe gönül verip bu yolda canlarımızı feda edip, herkes ağlıyorken bizi güldürebilecek bir yaşam sürdürebilmek dileğiyle, yazımıza dediklerimizi çok daha güzel özetleyen şu şiirle bitiriyoruz:

Ey dünyaya gelen kişi,
Tatlı tatlı gülen kişi,
Gafletteyken ölen kişi,
Saptırmasın seni şeytan.

Bu dünyaya asla kanma,
Gidişatına aldanma,
Ateşine sende yanma,
Bu dünyanın sonu viran…

Dinini dünyaya satma,
Derdine dertleri katma,
Gaflet uykusunda yatma,
Dalaletin sonu viran…

Ey dünyaya daim dalmış,
Çevresine korku salmış,
Hangi insan baki kalmış,
Zalimlerin sonu hüsran…

Fani şeye bel bağlama,
Dönüp dönüp hem ağlama,
Yüreğini sen dağlama,
Tefekkür et eyle ceydan…

Şu dünyaya nazar eyle,
Nefsini sen azar eyle,
Zikrinide hazar eyle,
Şevke gelip eyle seyran…

Hevesata sen hiç uyma,
Kendini takvadan soyma,
Hiç yoktan ateşe koyma,
Seni bekler şu kabristan…

Ne kadar sen alsanda ün,
Öleceksin elbet bir gün,
Gireceğin yeri düşün,
Dar gelmesin sana mekan…

Kabir açık bizi bekler,
Dayanmaz buna yürekler,
Kadın çocuk tüm erkekler,
Ölecektir yoktur güman…

(İslami Davetten)

Selametle kalın.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close