Hüseyin Yahya CEVHER

Bugün yurdumun dört bir yanı Bitlisli Babalarla doludur – Hüseyin Yahya CEVHER

bitlislibabalar

Yıllar önce ilk kez dinlediğim ve aklımda Bitlisli Baba şiiri olarak kalan hüzün dolu, fakirliğin simgesi olan şiir son günlerde üst üste yaşadığım olayların ardından yeniden zihnimde canlandı. Şimdiye kadar dinlememiş olanların en az bir kez dinlemesini tavsiye ederim, zira yazının gidişatının net anlaşılabilmesi için o duygu yoğunluğuna girilmesi lazım…

Bir babanın hayattaki en büyük varlığı oğludur/oğullarıdır-bence en büyük oğludur-. Bu yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden tutunda halkın görüşlerine kadar incelendiği zaman aksi iddia edilemeyecek bir gerçektir. Adı geçen şiirde de Bitlisli Baba oğluna mektup yazarak dertlerini paylaşmaktadır ve kendisini tek umudu olarak nitelendirmektedir.

“Her senemiz geçen yıldan tey beter..” derken kendi durumunun ve dolayısıyla ülkenin durumunun her geçen yıl daha kötüye gittiğini haykırarak sözlerine başlayan Bitlisli Baba, “İş güç yoh tikende kar edeminem, Satış yapeminem, mal alaminem.. Öz yağımnan bile kavruleminem,Korham ki aklimi aterem oğul… ” dizeleriyle küçük esnafımızın, banka kredileri ile ayakta durmaya çalışan KOBİ’lerin durumundan söz etmiş, “Saru kızi sattım, verdim odune,Gücüm yetmez yağe, yarmeye, une…Zehre de zor ater kışın sonune,Şaşürmişem nijdem neçarem oğul.. ” sözleriyle her gün evine dönerken hanımının kendisinden isteyeceği öte beriyi nasıl alacağını düşünen dertli emekçilere ve eşi iftarda yemek yok deyince kendini asan Hacı ORUÇ’a dikkat çekmektedir. [1]

“Burde ne derman var,ne dohtor hekim, Söyle fekir sen kım heste olmak kim?” satırlarıyla hastaneye gittiği zaman ilgilenilmeyen, ACİL geldiği halde başka hastanelere gönderilerek süründürülen, ambulans uçaklarımız var havası atılırken otobüsle tedaviye giderken hayatını kaybeden Mehmet Efe AKDEMİR’den bahsetmektedir. [2]

“Yameli pantorum yameli mintan, Vazgeçtim bu kış de palto maltodan..Bu gidişle bigün çıhıp kaledan,Özümi aşşağe aterem oğul.. ” serzenişiyle yıllardır hep aynı elbiseleri giyen, garibanlıktan eşin dostun verdikleri ile idare eden, delik çorabını, paramparça ayakkabısını saklamaya çalışan şehid babasından bahsetmektedir. [3]

“Dertliyem Bitlis’ın öz halkiyem men,Bitlis’ın talihi kaderiyem men..Bu kötü kaderi birgün yinersem,Gözlerimi rehet kaperem oğul,” ile sözlerini noktalayan Bitlisli Baba mevcut sıkıntılı düzenin değişmesi ile halkın refah içerisinde yaşamaya başlayacağını bildirirken, bu işi başaramadan gidersem gözüm açık gider mesajını oğlunun sırtından tüm halkımıza vermektedir.

Evet.

Çok sevdiğim, uğruna yapamayacağım fedakarlığın olmadığı bir ağabeyimi evinden alarak bir yere gidecektim. O esnada evinde tüpünün bittiğini, büyük tüp alacak parası olmadığından küçük tüpü değiştirerek kullanacağını içerisinde bulunduğu hal-i ahvalinden anladım. Yaklaşık olarak 1250-1500 TL maaş aldığını düşündüğüm/bildiğim ağabeyimin bu sıkıntıyı çekmesi beni derinden yaraladı.

Evine günlerdir patates[4] alamadığını, son soğanında iki gün önce bittiğini şen şakrak anlatan bir arkadaşım ise ne yiyorsunuz diye sorunca şakayla karışık kuru fasulye[5] diyor hani et ile yarışıyor ya 🙂

Babamı ziyarete gittim geçenlerde, baktım evde oturuyor. Hayırdır dedim, sabah sabah. Oğlum masraf olmasın diye gitmiyorum zira satış zayıf, yol parasını karşılamıyor cevabını verdi.

Kendini bildi bileli çalışan eniştem dökülmüş dişlerini yaptırabilmek için yıllarca bekledi, ben para olsa da dişimi yaptırsam diye hayal kuran adamlar gördüm bu memlekette. Diş diş, estetik değil!

Cebindeki son parayı babasıyla bölüşen evlatlar tanıyorum, günü birlik yaşayan ama her sabah hamdolsun diye uyanan, çalışan çabalayan bir halk tanıyorum.
İşte bu benim halkım…

Fabrikalarını kapattığınız, ekmeğini çaldığınız demir yumruklu Tekelciler, devrimci Tekel işçileri sizi ve yaptıklarınızı unuttu mu sanıyorsunuz?
İşe almadığınız yüzbinlerce öğretmen ve köle gibi çalıştırdığınız ücretli öğretmenler sizi ve yaptıklarınızı unuttu mu sanıyorsunuz?
Yıllarca kadro verme ümidiyle beklettiğiniz, işinize gelince İşçi, işinize gelmeyince Yüklenici Firma diye hitap ettiğiniz taşeron işçiler sizi ve yaptıklarınızı unuttu mu sanıyorsunuz?
Her gün birbiri ardına kapanan, iflas eden, piyasadan çekilen küçük esnaf sizi ve yaptıklarınızı unuttu mu sanıyorsunuz?
Onbinlerce şehidin kanını hiçe sayarak güle oynaya gözlerinin önünde pazarlık yaparak teröristbaşı cani katil ÖCALAN’a vatanımızı hediye etme çalışmalarınızı biz görmüyoruz onda bir sıkıntı yok, ya o şehidlerin anaları, babaları, kardeşleri, halaları, teyzeleri, amcaları, dayıları, dedeleri, neneleri onlar sizi ve yaptıklarınızı unuttu mu sanıyorsunuz?
Göz baka baka bomba yüklü araçlarla katlettiğiniz Reyhanlı halkı kesinlikle unutmaz ondan en ufak bir şüphemiz yok, peki Reyhanlı patlaması ardından oluşan Haziran 2013 direnişi mensupları sizi ve yaptıklarınızı unuttu mu sanıyorsunuz?
Ben unutmadım,
o unutmadı,
Halkımız unutmadı. Unutmayacak Asla!

Vesselam.

[1]https://www.halkhaber.org/2013/07/27/esi-iftarda-yemek-yok-deyince-kendini-asti/
[2]https://www.halkhaber.org/2013/08/24/ambulans-yok-otobusle-git-dediler-bebek-oldu/
[3]https://www.halkhaber.org/2013/07/24/sehit-babasinin-garibanligi/
[4]https://www.halkhaber.org/2014/01/08/darbeyi-yine-ciftci-yiyor/
[5]https://www.halkhaber.org/2014/01/08/kuru-fasulyenin-fiyati-ete-yaklasti/

Benzer Yazılar

3 Yorum

  1. Yorumunuz:Bu yazi bugun yazilmamış o gün yazılmış yani eskilerin zamanında eskiler Aklah’a.cc hesap veremez….

  2. halkımızın genel durumunu kısa ve öz olarak aktarmışsınız Allah razı olsun,,,,,,, bende bir gün elektrik faturası ödemek için çarşıya gittim tedaşın nerde olduğunu bilmediğim için bir amcaya selam verdikten sonra sordum. “amca tedaş nerde” anlamadı. “amca elektrik faturasını nerde yatırabilirim” anlamadı. “amca ceran ceran nerde yatıracam” amca ;”oğlum valla bizim elektirikler kaç aydır yok biz kullanmıyoruz……..” dedi aslında amca dediklerimi anlamış ama ben amcamı anlayamamışım,,,,, tek gelir kaynağı 2-3 ineği olan bunların sütü ile geçinen halkımız var,,,, faize bulaşmamak için dükkanına pos makinası almayan nice halkımız var, Allah halkımızın yardımcısı olsun ve süfyani deccaliyetten en kısa zamanda kurtulmayı nasip etsin……

  3. Şiiri dinlemedim ama yazıda değindiğiniz kadar, dinlemiş gibi oldum. Allah razı olsun halkın duygularını dillendirdiğiniz için. Gerçekten bu yazı özelliklede evine tüp alamayan ve patatesle idare idare eden ve işine gidemeyen gittiği zaman günü kurtarmayan kişinin lerin hali beni derinden yaraladı gözlerinmden kolay kolay yaş gelmez biri iken gözlerimden yaşlar boşaldı, yanımda biri var diye kendimi zor tuttum. Allah yardımcımız olsun. Allah bizi ve halkımızı bu hale getirenlerin belası versin biran önce onları kahru perişan ettsin. Bize de güç kuvvet versin ki bu şerefsiz, ganıbozuk, mel’un habisleri cehennemin dibine gönderebilelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close