Süleyman DAĞISTANLI

BU SEÇİM ÇOK ÖNEMLİ (!)… – Süleyman DAĞISTANLI

bu-secim-cok-onemli

BU SEÇİM ÇOK ÖNEMLİ (!)… – Süleyman DAĞISTANLI

Yaşımın yettiği kadar hatırladığım seçimlerin tamamında, etrafımda ki insanlardan sürekli duyduğum ve sizin de duyduğunuzu tahmin ettiğim “bu seçim çok önemli” cümlesini dahi bu seçimde duymuş olmamanın ve süfyanilerin kendi ağızları ile seçime katılımın düşük olduğunu itiraf etmelerinin verdiği sevinci ifade ederek söze başlamak istiyorum. Yerel seçimlerde dahi halkın diline pelesenk edilmiş “bu seçim çok önemli” söylemini ülkede ki cumhurbaşkanlığı seçiminden önce duymamak gerçekten halkın süfyanilerin oynadığı oyunları artık anladığını göstermektedir. Bu seçimin, süfyaniler ve avenelerini ebediyen mutlu ve mesut etmeyeceğini bilmek bizlere huzur vermektedir. Yine bu seçimde, Rabbimizin yeryüzüne varisçiler kılacağını belirttiği mazlum ve mustazafları sevindirecek birkaç hususun olduğunu da belirtmek isteriz. Yıllarca halklara kurdukları sistemleri değiştirme değil kurdukları sistemin kuklalarını seçme(!) ve değiştirme (!) hakkı veren süfyaniler, son yıllarda halkların sorunun kaynağının şahıslardan ziyade sistem olduğunu anlamaya başlaması ile seçimlere katılımların azalması, süfyanileri, saltanatlarını kurdukları fildişi kulelerde rahatsız etmeye başlamıştır. Her seçimde katılımın düşmesine rağmen ellerinde bulunan medya gücü ile bu gerçeği gizlemeye çalışan süfyaniler, son seçimde halkın katılımının en alt seviyede olması ile artık bir kılıf bulamayarak bunu itiraf etmeleri düştükleri vahim durumu bizlere anlatmaya yetmektedir. Özellikle iktidar sahipleri ve onların kuklaları olan muhalefet liderlerinin seçim öncesi ve seçim anında oy kullanırken dahi “katılımın yüksek olması temennisi ile” diyerek tedirginliklerini dile getirmeleri bizleri mutlu etmeye ve bu süfyanilerin sonunun geldiğini anlatmaya yetmektedir. Bu seçimle ilgili olarak bir diğer sevindirici nokta ise, süfyanilerin oyun kurucularının meydana sürecek adamlarının kalmaması sebebi ile yıllarca halkın nefretini kazanmış olsa da aynı figüranları sahneye sürmesidir. Yapmış oldukları zulüm ve adaletsizliklerin farkında olan süfyaniler, ellerinde bulunan medya aracılığı ile zaferlerini (!) ilan ettiği gün bile “kırgınlıklar eski Türkiye de kalsın” diye manşet atarak bir anlamda ; “Size ne zulümler ettiğimizi biliyor ve sizleri kandırmak adına başka adamımız kalmadığını itiraf ediyoruz ama yine de gelin siz yaptığımız tüm zulümleri unutun ve sizleri kandırmayı amaçladığımız yeni bir geleceğe geçmiş kırgınlıkları unutarak başlayalım” demek istemektedirler. Bir diğer sevindirici nokta ise, rejimin başındakiler, gurur, kibir ve kinlerinden dolayı, halkın sistemi sorgulama pahasına da olsa kendilerini vazgeçilmez adam olarak göstermekte ve silik insanları kendilerine rakip (!) olarak seçerek bir anlamda kendilerini zorla da olsa seçtirmektedirler. Sistemin halklara uzattığı farklı dallara tutunan insanlar, mensup oldukları fraksiyonların neden silik ve kendinden çok rakibine çalışan adaylar çıkarttığını sorgulamakta ve bunların tamamının aynı yolun yolcuları olduğu şüphesi zihinlerinde hızla büyümektedir. Yani, kendi bekaları için sistemin bekasını da bir anlamda tehlikeye atan gurur ve kibrin zirvesini yaşayanlar halkların zihinlerinde ki “aynı filmin farklı figüranları” şüphesinin her geçen gün artmasına sebep olmaktadır.
Halkın büyük bir çoğunluğunun onayını almanın cumhurbaşkanı olmanın şartı olduğunu ifade eden süfyaniler, kendi açıkladığı rakamlarda dahi 13 milyon insanın sandık başına gitmediği, hali hazırda bu rakamın bile 52 milyon seçmenin 39 milyonunun seçime katıldığı, katılanların %52’sinin onayını almanın ise ülke genelinde yaşayan tüm insanların %38’inin onayını almak olduğunu itiraf derecesinde açıklayarak her olayda olduğu gibi kendileri ile çelişmektedirler. Yurtdışında yaşayan milyonlarca Türkün de oy kullanabilmesi için uzun bir süre tanıyarak onların ne olursa olsun oy vermelerini sağlamaya çalışan süfyanilerin kendi ağızları ile yurtdışında ki vatandaşların seçime katılımının %7 olduğunu açıklamaları bir başka sevindirici noktadır. Bir önceki seçime katılanların sayısı ve oranı ile bu seçime katılanların sayısı ve oranını karşılaştırırken dahi müthiş bir çelişkinin ortaya çıktığını görmek, İmam Humeyni’nin “Allah’a hamdolsun ki düşmanlarımız ahmak yarattı.” sözünün doğruluğunu bir kez daha bizlere göstermektedir. Kısacası bizler, parçanın da bütünü yansıtacağını en azından büyük oranda benzerlik göstereceğini bilerek, yurtiçinde seçime katılım oranının, yurtdışında ki seçime katılım oranına yakın olduğunu, medyada verilen rakamların kesinlikle gerçeği yansıtmadığını unutmamalıyız.
Tüm bunların yanında “Bir toplumun kendini değiştirmedikçe Allah’ın onları değiştirmeyeceği” (Rad 11) ilahi sırrı gereği suyun uyuyup düşmanın uyumayacağını bilen bizler toplumumuzda ki bu uyanış ve bilincin artması için gerekenleri yapmalı ve süfyanilerin de türlü tuzaklar ile halkların dünya ve ahiretlerini berbat etmenin peşinde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. Zira insan psikolojisini çok iyi bilen süfyaniler, son seçimde de yarattıkları algı ile ileriye dönük projelerini bir kez daha açık etmişlerdir. Öncelikle, seçilemeyeceği kesin olan ve halkların teveccüh etmeyeceği, terör örgütü ve bebek katili, terörist başını övmekten ve hayran olduğunu dile getirmekten çekinmeyen birini, seçim sürecinde en mantıklı ve en beyefendi rol ile halklara ısındırmaya çalışılması ve halkın %10’unun oyunu almış gibi bir hava estirmeye çalışılması, süfyanilerin oynadığı sinsi oyunlardan biridir. On binlerce insanın ölümüne, yüz binlerce insanın vatanını terk etmesini sebep olan vahşi canavarların halklara beyefendi, dirayetli, cesur, akıllı ve mantıklı konuşan bir lider havasında sunulmaya çalışılması ve bunun %10’luk(!) bir oy oranı ile taçlandırılması, sürekli dillerinden düşürmedikleri “Yeni Türkiye” üzerinde ne gibi planlarının olduğunu belli etmektedir. Seçilmeyeceği halde aday gösterilen bu kuzu postu giymiş kurdun, aslında bir sonraki seçime kalacaklarını hesap eden süfyanilerin, rahatlıkla bir sonra ki seçimde terörist başını cumhurbaşkanı adayı olarak halklara dayatacağı, karşı çıkan insanlara ise “Ee gördünüz işte bir önce ki seçimde bunun uşağı olan adama dahi %10 oy çıktı, ee o zaman onun adaylığına itiraz etmeyen sizlerin bu adaya karşı çıkması mantıksız bir iştir” deme fırsatını verecektir süfyanilere.
“Onlar tuzak kurdu, Allah da tuzak kurdu, şüphesiz Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. (Ali İmran 54) Sizler elinizden gelen tuzakların tamamını ortay dökün şüphesiz Rabbimiz de yaptıklarınız görmekte ve planlarınızı başınıza geçirecek bir tuzak kurmaktadır. “Bekleyin, şüphesiz biz de bekleyenlerdeniz. (En’am 158). Tarih bizlere, sizin gibilerin akıbetini net bir şekilde göstermektedir. Zira halkların bilinç ve basireti, sizleri de atalarınız gibi tarihin çöplüğüne atacaktır inşallah. Bu bilinç ki; Küfür ve zulüm denizinden insanları kurtuluşa götüren Nuh’un gemisi, Nemrud ve Azer’in putlarını tozla buz eden İbrahim’in baltası, Calutu ve ona umut bağlayanları cehenneme gönderen Davut’un sapan taşı, Firavun, Karun ve Bel’am’ları helak eden Musa’nın asası, hakkın ve hakikati koruyan, kâfirleri ise cehenneme yollayan İmam Ali’ zülfikarı hükmündedir ahir zamanda. Bu bilinç zamane nemrutlarını, Firavunlarını, Karun ve Belamlarını bütün güç ve ihtişamlarına, iktidar ve zenginliklerine rağmen yerin dibine geçirecektir. Önemli olan bu süreçte yerin dibine geçenlerden mi yerin üstüne ve tüm yeryüzüne varis olacaklardan mı yana tavır takındığımız, seçim yaptığımızdır. Halkların ve tüm insanlığın bilinç ve basiret ile zalim ve zorbaların planlarını bozup, maskelerini ellerine vereceği günlerin çabucak gelmesi ümidiyle…

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close