Halk Haber'den...

Allah’ın Delili Dün Ve Bugün – Cabir AÇIKSÖZ

allahin-delili

Allah’ın Delili Dün Ve Bugün – Cabir AÇIKSÖZ

“Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik. Allah’a iman edip O’na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir.(Nisa 174-175)”

Cenab-ı Allah kullarını hiçbir zaman başıboş bırakmamıştır. Her devirde insanları Hakka yönelten Hidayet önderleri göndermiş ve kulları üzerindeki hüccetini tamamlamıştır. Başta alıntıladığımız ayette işte bu ilahi yasa tüm insanlığa ilan edilmektedir.

Ayetin ilk göze çarpan anlamında, delilin Resulullah olduğu, nurunsa Allah’ın kitabı olduğu görülmektedir. Ki en geniş kapsamıyla bu ayetin ilk muhatabı elbette ve elbette Muhammed Mustafa(saa)’dir. Karanlıkların son kalan Nur huzmelerini boğduğu bir devirde, alemi aydınlatan nurdu Muhammed. Zulmün, katı kalbin, vahşetin, acımasızlığın kol gezdiği diyarlara, merhameti hakim kılan alemlere rahmetti Muhammed. Cehaletin zifiri katran gecelerine mahkumken insanlık, bilginin, yazının, kalemin sabahını insana sunan siracı munirdi Muhammed. Çarpık örneklerin taptaze dimağları küfrün leş fikirleriyle imha ettiği bir ortamda, her anlamda insanlığa numune-i imtisal olan en güzel örnekti Muhammed. Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, kadının bir hayvan kadar değerinin olmadığı dünü, kızının önünde hürmetle ayağa kalkan ve alnına bir buse kondurarak taçlandıran bugüne çevirendi Muhammed. Mazlumları ezmeyi meziyet sayan sırça köşkler sahibi Ebu Cehilleri çukurlara, kaderin kölelik ve yoksunluk denilen Bilal’leri cennette komşuluğa yükselten, dengeleri tersine döndüren hüccetti Muhammed. Allah’ın en büyük ve en güzide deliliydi Muhammed( Allah’ın sonsuz salât ve selamı O nadide gülümüze olsun).

Fakat biz bugün bu ayete, dolayısıyla bu konuya farklı bir bakış açısı getirmeye çalışacağız. İnsanoğlu fıtratı itibari ile somut şeylere daha aşinadır. Elle tutulur, gözle görülür örnekler insanı daha bir etkiler. Yine insan güce, düzene hayrandır. Bu sebeple Allah gönderdiği son Risalet delili olan Efendimiz Muhammedül Emini, insanlara her anlamda örnek olacak bir tarzda göndermiş, onun kurduğu eşsiz devletiyle insanlığı cazibesine kandırmıştır. Günümüze gelindiğinde ise biz müslümanlar büyük bir açmazla karşı karşıyayızdır. Bireysel, toplumsal ve devlet bazında örneklerini sıkça kullandığımız Peygamberimizin mübarek hayatından başka elimizde birşeyin olmaması başlıca sorunumuzdur. Bugünün insanı artık lisanı haliyle biz müslümanlara şunları demektedir: “Bize hep tarihden konuşmak yerine ne zaman siz insanlığı kurtaracak bir delil, bir somut örnek sunacaksınız?” Nisa 174. ayetteki “Ey İnsanlar!” hitabı da aslında bu manada değil midir? Yani ” Ey Ahirzamanın insanlık okyanusu size Allah’tan delil geldi.” Peki zamanımızın, âhir zamanın delili nedir kardeşlerim? Nedir bugün Allah’tan gelen Nur, rahmet ve fazl-ı İlahi?

Lafı dolandırmadan, bulandırmadan söyleyelim o zaman. Çağımızda, âhir zamanda Allah’ın delili İmam Humeynidir ve şu karanlık asra Nur olan İran İslam İnkılabıdır. Bugün tüm mazlum insanlığın hamisi olan, küresel emperyalizmin ve siyonizmin önünde dağ gibi dikilen, Öz Muhammedi İslamın gerçek uygulayıcısı olan İran Islam Cumhuriyetidir Burhan-ı İlahi. Kokuşmuş tüm ideolojileri, beşeri sistemleri, siyasal rezaletleri darmadağın edip tertemiz kalan Muhammedi-Alevi devlettir İran İslam Cumhuriyeti. Süfyani, Hak ile batılı birbirine karştırmaktan zevk alan ve bunu meslek edinen, münafık sistemlerin sahte-maske İslamını bal kabağına dönüştüren saat 12 alarmıdır İran İslam Cumhuriyeti. Gayr-i İslami, Süfyani, tağuti rejimlerin gölgelerinde yaşamayı saadet bilen yarasa tıynetli, karaktersiz, mayası zilletle yoğrulmuş sahtekar müslümanların sefahat saraylarının yıkılışıdır İran Islam Cumhuriyeti. Bir kurtuluş yolu arayan kızılderililerin, Latin Amerikalılar’ın, Korelinin, Afrikalının, Chavez’in, Castro’nun, Moralesin girdiği sırat-ı mustakimdir İran İslam Cumhuriyeti. Devletiyle, ordusuyla, sanatıyla, bilimiyle, ilimiyle, teknolojisiyle tüm insanlığın dertlerine derman olacak bir rahmeti ilahi, fazlı rahmanidir İran İslam Cumhuriyeti.

Ne hazindir ki; dünyanın diğer ucundaki mazlum halklara bu ilahi delil aşikarken, yanı başında yaşayan bizlere bu ilahi Nur durmaksızın gizlenmeye çalışılmıştır Süfyaniler eliyle. Ne hazindir ki; Merhum İmam Humeyni’ye Amerika’dan kızılderililer minnetlerini bildiren teşekkür mektupları yazarken, bugün Amerikanın birçok eyaletinde Iran İslam Devrimi kutlanırken, Afrika’da milyonlar İran Islam Cumhuriyeti cumhurbaşkanını coşkuyla karşılarken, dünya liderleri Rehberimiz İmam Ali Hamaneyin zekasını, edebini, ilmini ve karakterini öve öve bitiremezken, bu Nur Patlamasının hemen yanı başında olan bizlere Münafık rejimler, her türlü tuzakla, mezhepçilikle, ırkçılıkla ve daha nice yalanlarla güneş gibi ayan olan bu hüccet-i İlahiyi mazlum halkımıza nihan etmişlerdir. Bu münafık rejimlerin bu alçaklığı neden bir kutsal vazife edasıyla yaptıkları ise açıktır. Zira Hakkı batıla karıştırmayı meslek edinen Münafık rejimlerin sonudur İran İslam Cumhuriyeti.

Sonuç olarak şunu söyleyelim. Ahir zamanı idrak eden biz insanlığa Raabimizin delili gelmiştir. Bu delili gören her müslümanın vazifesi odur ki, dili döndüğünce, eli tuttuğunca, kalemi yazdığınca bu ilahi gerçeği haykırsın. Çünkü bu delile sarılanlarındır Allah’ın rahmeti ve lütufları. Bu delile uyanlarındır zafer ve yarınlar.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close