Halk Haber'den...

NEDEN HEP İSRAİL? – Lokman Hikmet SEBAT

neden-hep-israil

NEDEN HEP İSRAİL? – Lokman Hikmet SEBAT

“Niye hep Filistindeki savaştan bahsediyorsunuz da hiç Rojavadan, Roboskiden bahsetmiyorsunuz? Sadece Filistin’de öldürülenler mi mazlum, şehit?” Veya: “Niye Uygur Türklerine yapılan eziyetten söz etmiyorsunuz?”.”Neden tek zalim İsrailmiş gibi davranıyorsunuz? Neden hep İsrail?” vs.vs. Sorulardan anlayacağınız üzere her fraksiyon kendini yakın bulduğu yerin acılarını neden dillendirmediğimizi ve neden Filistin konusu üzerinde bu kadar durduğumuzu merak ediyor. İşte istedik ki bugün hem bu sorulara cevap mahiyetinde bir yazı yazalım, hem bazı yanlış anlamaları düzeltelim.

Evet, İsraile düşmanız çünkü; Allah’ın kitabında bahsedilen bir fitne çukurudur İsrail ve Yine Kuran’ın beşaretiyle ahirzamanın en büyük hadiselerinin cereyan edeceği ve İslamın hükümranlığa geçeceği bir menzildir Kudüs. “Ve İsrailoğullarına kitapta şu haberi vermiştik: Yurtta mutlaka iki kere bozgunculuk edeceksiniz ve iki kere baş kaldıracak, büyük bir taşkınlıkta bulunacaksınız. O iki taşkınlıktan birincisinin mukadder zamânı gelince size, azâp etmede çetin, kuvvetli kullarımızı gönderdik de yurdunuzun tâ içine girip sizi araştırdılar ve bu, yerine getirilen bir vaatti. Sonra onlara karşı size gene devlet ve kudret verdik, mallar, oğullar ihsân ederek yardım ettik size ve sizi, topluluk bakımından da pek çoğalttık. İyilik ederseniz faydası kendinize kötülükte bulunursanız zararı gene size. İkinci vaadimizin mukadder zamânı gelince gene yüzünüzü karartacaklar, ilk defa girdikleri gibi gene mescide girecekler, üst geldiklerini büsbütün mahv ve helâk edeceklerdir.(İsra 4,5,6,7)” ayetlerinin canlı-kanlı yaşandığı duraktır şimdi Filistin cephesi.

Evet, İsrailin yok edilmesi öncelikli gündemimiz çünkü; “Müslümanlar, Yahudilerle harp etmedikçe kıyamet kopmayacak. Harp olacak ve Müslümanlar onları yenip öldürecekler. Öyle ki, Yahudiler ağaç ve taşların arkasına saklanacaklar, o ağaç ve taşlar konuşarak, “Ey Müslüman, ey Allah’ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür,” diyecek. Sadece arkad ağacı haber vermeyecek, çünkü bu ağaç, onların ağacıdır.” (Ennihaye, cilt 1, shf. 87, 103, 104, 117, İbni Mace, cild: 2, shf: 1363; Müslim, cild: 4 Shf: 2239) buyuran Resul-ü Ekremin onlarca hadis kaynağında yer alan bu mübarek sözleri ışığında ve günümüzde müşahede ettiğimiz şu hayret-engiz manzara karşısında yer aldığımız safın, hayati-imani olması sebebiyledir.

Bugün deyim yerindeyse dünyanın geleceği konusunda dananın kuyruğunun kopacağı yer İsrail-Filistin hattıdır. Bu Kuran’ın, Peygamberin ve yaşanan gerçeklerin bizlere gösterdiği bir vakıadır. Bugün dünyadaki fitnenin ana merkezi İsraildir. Öyle bir fitne merkezi ki; Nijerya’da Kudüs günü yürüyüşlerinde halka ateş açan Nijerya devletinin bu nedensiz saldırganlığında, Irak’ın işgalinden sonra Barzani siyonistine Kuzey Irak’ın kaderinin teslim edilmesinde, Türkiyede yıllardır süren Kürt ve Doğu mezaliminin kökeninde, hemen hemen tüm Arap devletlerinin İsrailin Filistin’e uyguladığı şiddete sessiz kalmasında, Suriyede başlayıp Irak’a sıçrayan tekfirci terörün hamisinin İsrail olduğunun belgelerle ortaya çıkmasında, Arakan’da uygulanan zulmün perde arkasında Israilin adının geçmesinde, Birleşmiş Milletlerce İsrailin tüm evrensel antlaşmaları, insan haklarını ayaklar altına almasına rağmen İsraile ciddi hiçbir tepki verilmemesinde ve İsrailin durmaksızın muhafaza edilmesinde, ülkemiz dahil birçok Ortadoğu ülkesinin İsraille ticari ilişkilerini günbegün arttırıp, ilişkilerini hep sıcak tutmasında, İsrailin hep bu fitnenin merkezi olma fonksiyonu yatmaktadır. Allah bilir perde arkasında daha neler neler dönmektedir. Ama ne dilimiz yeter anlatmaya ve ne aklımız kaldırır bu sıkleti ifadelendirmeye.

Bu gündüz gibi aşikar hakikatler ışığında şunu söyleyebiliriz ki; İsrail dünya küfrünün gözbebeğidir. Ta krallıklar, imparatorluklar, padişahlıklar, şahlıklar zamanından haremlere güzel kızlarını cariye olarak verip devletlerin yönetimlerine sızma, saraylarda türlü görevler alarak ileride devletin çeşitli mekanizmalarında söz sahibi olma vb. yollarla dünyanın birçok devletinin içine organizeli olarak girmiş bulunan, bulundukları ülkelerde o halktanmış ve o halkın dinindenmiş gibi görünen ve türlü hilelerle iktidarları ele geçiren, monarşik devletleri demokratik cumhuriyetlere dönüştüren, bunu da özgürlük-eşitlik yalanlarıyla halklara yutturan, kapitalizmi ve komünizmi dünyanın başına bela eden, iki dünya savaşınında müsebbibi olan, kendi rezil amaçları için dünyayı ateşe veren işte bu melun siyonistlerin binbir emekle, el birliğiyle kurdukları bir devlettir İsrail( ki ilk dünya savaşında Filistin’in ve Kutsal beldelerin hamisi Osmanlıyı yok edip, Filistin’i savunmasız ve sahipsiz bırakmak suretiyle İsrail devleti projesinin startı verilmiş ve ikinci dünya savaşında ise Almanya’da yaşanan Yahudi soykırımı yalanı ile, Nazizim adlı uyduruk bir düşman karşısında mazlum,mağdur olarak lanse edilen yahudilerin aslında siyonizmin, Filistin’de kurulacak bir devletine kimsenin ses çıkarmaması sağlanmıştır). Tam da bu sebepten ötürü İsrailin yok olması demek fitnenin boynunun vurulması demektir. İsrailin yok olması demek, dünya devletlerinin içlerine sızan tüm siyonist hainlerin yanlızlaşması, desteklerini yitirmesi ve deşifre olarak zararlarının bertaraf edilmesi demektir. İsrailin yok olması demek sadece Kudüs’ün, Gazze’nin kurtulması demek değil, Bağdat’ın, Beyrut’un, Arakan’ın, Diyarbakır’ın ve İstanbulun’da kurtulması demektir. İşte bu sebeptendir küresel istikbarın gecesini gündüzüne katarak İsrailin hedefleri için çırpınmaları, İsrailin korunması ve ömrünün uzaması için her yolu denemeleri, ülkelerinde türlü türlü oyunlar oynamaları. Yoksa neden sanıyorsunuz İsrail savaş hukukunu her defasında çiğnemesine rağmen, dünyanın ortak kararıyla alınan tüm antlaşmaları yok saymasına rağmen Avrupa’nın, Amerikanın ve onlara kulluktan vazgeçmeyen tüm uydu devletlerin sesi bile çıkmıyor ve hatta İsraili savunuyorlar? Sahi bunun nedeni anlatılanlardan başka ne ile izah edilebilir?

Bizleri dünya mazlumlarına karşı duyarsızlıkla suçlayanlara şunları söylüyoruz. Biz nasıl Filistin’de öldürülen masum bir kadına yanıyorsak, Rojavada katledilen bir çocuğuda ağlıyoruz, Çin’de, Arakan’da, Mali’de ve dünyanın her yerinde zulüm gören, hakları çiğnenen mazlumlara da üzülüyor, yeri geldikçe tepkimizi dile getiriyoruz. Ama ifade ettiğimiz gibi asıl mesele dünya emperyalizminin beyni olan Siyonist İsrailin imhasıdır. O kutlu günde tüm dünya ezilenleri özgürlüklerine kavuşacaklar ve o gün dünya Gül bahçesine dönecek. O gün emperyalizmin atardamarı Amerikanın, emperyalizmin kol ve bacakları olan Avrupa ülkelerinin ve emperyalizmin yalaka soytarı devletlerinin, Süfyanilerin ve pusuda bekleyen nice düşmanın hezimet günü olacaktır inşaallah. Yeri gelmişken Gazze’de kazandığımız son zaferle bu kutlu zamanların pek de öyle uzak olmadığını da belirtmek isteriz.

Son olarak bu anlatılanlar muvacehesinde yaşananlara baktığımızda dikkatimizi çeken bir hususu belirtip yazımızı sonlandırmak istiyoruz. İsrailin şahsında dünya siyonizminin ve emperyalizminin yok edilmesi ve Hakkın yeryüzüne hakim olması idealine ulaşmanın cehdu gayretiyle dolup taşan İmam Ali Hamaney ve şanlı ordusunun askerlerinin her daim mübarek omuzlarında Filistin şalını taşımalarının çok büyük bir anlamı vardır. Peygamberimizin ifadesiyle, Ahirzamanın bu son dehşetli savaşının arefesinde, İslam ordularının Başkomutanı olan İmam Seyyid Ali Hamaneyin, bu Filistin şalını kendisine çok yakıştığından takmıyor olduğunu ve İmam Ali Hamaneyin mübarek omuzlarının değişmez süsü olan Filistin şalının simgesel-felsefik içeriğinin mühim sırları-müjdeleri-zaferleri-fetihleri barındırıyor olduğunu anlamak hiç de zor olmasa gerek.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close