Kaynaklar'dan...

Şehid olan madencilerin yakınları devletin ihmallerine tepki gösterdi

madenci

Soma’daki faciada 284 maden işçisinin hayatını kaybettiği devlet tarafından açıklanıyor. Ölen işçiler, arkalarında acılı aileler bıraktı. Soma’da hayatını kaybeden ikiz kardeşler İsmail ve Süleyman Çata’nın babası Ahmet Çata ile maden mühendisi Koray Karadağ’ın babası Cihat Karadağ, yaşadıklarını mikrofonlarına anlattı.

Soma’da 284 işçiye mezar olan madenden geriye birçok acılı aile kaldı. Çoğu toprağa verilen işçilerin arasında askerliklerini dahi aynı dönemde aynı bölgede yapan, aynı gün evlenen ve madende de beraber çalışan ikiz kardeşler İsmail ve Süleyman Çata ile genç maden mühendisi Koray Karadağ’ın hikâyeleri öne çıkanlardan bazıları…

Hayatını kaybeden ikiz kardeşler İsmail ve Süleyman Çata’nın babası Ahmet Çata, oğullarının 32 yaşında olduğunu, birinin bir, diğerinin de ikiz çocuk sahibi olduğunu söyleyerek yaşadıklarını şöyle aktardı: “Onları kazadan sonra hemen bulamadık. Bir süre ne olduğunu bilmeden bekledik. Sonradan cesetlerinin Kırkağaç’taki depoda olduğunu öğrendik. 9 yıldır madende çalışıyorlardı. Ben burada çiftçilik yapıyorum fakat yeterli arazimiz olmadığı için onlar yapamıyorlardı. Geçim sıkıntısı çekiyorlardı, başka iş imkânları da yoktu. Kazadan sonra Soma mahşer yerine döndü. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey yaşamamıştık.”

Maden mühendisi Koray Karadağ’ın kendisi gibi maden mühendisi olan babası Cihat Karadağ ise Koray Karadağ’ın 6 yıldır madende çalıştığını belirtti. Karadağ, gerçekleşen kazanın detaylarını şu sözlerle anlattı: “Ocağın giriş çıkış anayolu vardır. Burada bir yangın çıkıyor, bu yangın sonucunda bir kor patlaması oluyor. Bu patlamadan yoğun bir karbonmonoksit gazı açığa çıkıyor, bu gaz da temiz havanın çıkışına doğru yoğun bir şekilde ilerliyor. Oğlumun panosu da o yol üzerindeydi. Dolayısıyla yoğun bir şekilde gaza maruz kaldıkları için zehirlenerek ölüyor.”

Kazada işletmenin ihmali olduğu olasılığını da değerlendiren Cihat Karadağ, “Yangınlar her yer altında ocağında olur ama işletmelerin yangınlara karşı tecrübeli ekipleri ve iş güvenliği ekipleri vardır. Bu kişiler bu yangınlarla mücadele etmesini büyük oranda bilirler. Bu firma da biliyordu. Ben de bu firmada bir süre çalışmıştım, iyi bir teknik eleman kadroları var. Donanımları güçlü, iş güvenliği mevzuatlarını belli oranda yerine getiriyorlar ama benim için yeterli değil bu. İş güvenliği mevzuatı tam olarak uygulansa bu kazanın faturası bu kadar ağır olmaz. Ortada bir ihmal var ama bu sistemden mi kaynaklanıyor, ocak yöneticilerinden mi, işletmeci hatasından mı bilmiyorum. Hiç kimsenin hatası olmadığını da söylemem, kimsenin hatası olmasa bu kadar insan ölmezdi.” Bir taşın içinden çıkmış bir galeride birden bir yangın çıkmasının kendisine pek mantıklı gelmediğini aktaran Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: “Anayolun dışında, eski imalatların olduğu yerde bir yangının çıkıp zayıf bir nokta bularak patlamaya sebep olmuş olabileceğini düşünüyorum. Bundan açığa çıkan karbonmonoksit de insanları hazırlıksız yakaladı. İnsanların oksijen maskeleri olsa da o maskeler yoğun gaz konsantrasyonunu karşılayacak durumda değil. Zaten temiz hava girişinde yangın olunca, temiz hava girişine doğru kaçamıyorlar. Yoğun duman nedeniyle göz gözü görmediği için ilerleme fırsatı da bulamamışlar. İstim havası dediğimiz havaya doğru yönelip onu kullanmak istiyorlar fakat dirençleri düşünce bunu da kullanma fırsatı bulamıyorlar.”

Bir maden mühendisi olarak karbonmonoksit zehirlenmeleri ile daha önce karşılaşmadığını söyleyen Karadağ, “Bu şirkette çalışan arkadaşlar çok tecrübeliler. Onların hiçbirini suçlamak istemiyorum. Hepsini de tanıyorum ama bir ihmal olduğu kesin. Bu ihmalin sorumlusu kim, bilmiyorum. Bazı gazeteler ocak yöneticilerinin işçileri yanlış yönlendirdiğini, kendilerinin de öldüğünü yazdı. Bu kişiler ölmeseydi, zaten onların yargılanacağını söylediler. Bu şu anlama geliyor: kazanın faturası içerde canıyla bedel ödemiş olan insanlara yıkılmaya çalışılıyor. Dışarıdaki yöneticiler, esas sistemi ve üretimi yöneten insanlar suçsuzmuş gibi bir görüntü vermeye çalışıyorlar.

Hayatını kaybeden Koray Karadağ’ın evli olduğunu ve üç yaşında bir çocuk babası olduğunu belirten Cihat Karadağ, oğlunun çalışma hayatı boyunca çok yorulduğunu ve sıklıkla ‘ben emekli olunca ben bu işi bırakırım, fazla çalışmam’ dediğini aktardı. Kendisi de bir maden mühendisi olan Karadağ “Yer altı çok zevklidir, yer altına çalışan bir daha çıkmaz, ancak ölüsü çıkar. Ama çok riskli ve tehlikesi olan bir meslek. Zaten Zonguldak’ta ve diğer ocaklarda hep yeraltı kazası olur ve ölümler meydana gelir.”

Peki, maden kazalarında en çok can kaybının yaşandığı ülkeler listesinde, dünyada ikinci sırada yer alan Türkiye’de maden işletmelerinin Batı standardına gelmesi için ne yapılması gerekiyor? Karadağ’ın yanıtı şöyle: “Madenciliği her yerde insanlar yapıyor. Robotlar, insanların yaptığı işletmeciliği yapamaz. Bir tek Türkiye’deki maden şirketlerinin üretim zorlaması yapmaktan vazgeçmeleri gerekiyor. İnsanların kapasitelerinin üzerinde üretim yapmaya devam ettikleri müddetçe bu kazalar kaçınılmaz. Üretim zorlaması her türlü çalışma sistemini bozar. İnsanların kapasitesinin, yapabileceğinin ve tecrübesinin üzerinde verim isteniyor. Ben televizyonda işvereni dinledim. Bizim kâr marjımız düşük diyor ama 20 trilyonluk hak ediş elde ediyorsa onun kâr marjını ayda 2-2,5 trilyondur. Türkiye’de kaç kişi ayda bu kadar para kazanıyor? “

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close