Musa GÜNEŞ

KÜÇÜK AYRINTI, BÜYÜK TEHLİKE – MUSA GÜNEŞ

kucuk-ayrinti-buyuk-tehlike

KÜÇÜK AYRINTI, BÜYÜK TEHLİKE – MUSA GÜNEŞ

Amerika’da bir suçlu cezaevinden kaçmayı başarmıştı. Kısa süre sonra polisler kaçan suçlunun nerede olduğunu tespit ederler. Polisler hemen suçlunun bulunduğu yere doğru harekete geçerler. Suçlu kendisine doğru gelen polisleri görünce kalabalık içinde koşmaya başlar. Suçlu önde polis arkada koşuşturmaca bir süre devam eder. Uzun bir kovalamacanın ardından kaçak kendisini bir tren garına atmıştı. Garın kalabalığından yararlanan kaçak kendisini kalkmak üzere olan trene atmayı başarabilmişti. Kaçak trene biner binmez tren harekete başlamıştı. Arkasında gelen polisler trene binip binmediğini hesap edemeden kalabalık içinde sağa sola koşuşturup aramaya devam ederler. Amerika da trenlerin kapıları merkezi sistemle yani makinistin kontrolüyle açılıp kapanabiliyordu. Vagonda ki kaçak birden vagonda göz gezdirmeye başlar. Bu vagonun diğer vagonlara açılan bir kapısının olmadığını görünce içine düştüğü asıl vahim durumun farkına yeni varmıştı. Bu vagon uzun yolculuklara giden trenlerin soğutucu işlevini gören vagondu. Kaçak şimdi ne yapacağını bilemiyordu. Hapisten kaçmasının nedeni ölümden kurtulmaktı. Ama böyle bir ölümü de donarak ölmeyi asla hayal edememişti. Donarak ölmek mi yoksa şırıngayla idam mı diye sorulsa kesinlikle şırıngayla ölmeyi isterdi. Bu vagondan kurtulmalıydı. Kurtulmak için her türlü yolu denedi. Kapıları açmayı başarırsa çok hızlı giden trenden atlamayı bile düşünüyordu. Bütün bu uğraşlarına rağmen kapıyı açmayı bir türlü beceremiyordu. Bu soğutucu vagonunda pek alet, eşya da yoktu. Onun için ne kapıları ne de çok hızlı giden trenlere özel olarak yapılan camları kırabilmişti. Uzun bir yolculuktan sonra tren durmuştu. Vagonu gezen görevli son vagon olan soğutucu vagonuna gelince birinin donarak öldüğünü gördü. Bu kişinin nasıl içeriye girdiğini de anlayamıyordu. Görevli bu olayı hemen makinistlere bildirdi. Soğutucu bölümünde bir kişinin donarak öldüğünü söyledi. Makinistler birden şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Tekrar tekrar soğutucu bölümünün verilerini yansıtan bölüme bakıyorlardı. Sonunda makinistlerden biri:

-İnanamıyorum nasıl olmuş, nasıl ölmüş bizim soğutucu bölmemiz 3 gündür çalışmıyor ki.

Verilerin bulunduğu ekrana tekrar tekrar baktıktan sonra “olamaz” deyip soğutucu vagonuna doğru koşmaya başladı. Vagona kavuştuğunda bir kişinin donarak öldüğünü, yüzünün bembeyaz olduğunu, elini adama dokundurunca bedeninin çok soğuk olduğunu hissetti. Birden ortam sıcaklığının normal olduğunun yani oda sıcaklığı derecesinde olduğunun farkına vardı. Adamın psikolojik olarak soğuktan öldüğü tespit edildi.

Evet bu olaydan da anlaşıldığı gibi bu konumuz daha çok psikolojik etkiler üzerine olacaktır.

Bildiğiniz gibi şu anki dünyada birçok savaş türü mevcuttur. Örneğin; askeri savaş, biyolojik savaş, siber savaş, medya savaşı, psikolojik savaş… gibi. Biz bu örneğe binaen psikolojik savaşın siyonist ve onların sadık uşağı olan tağuti güçler tarafından nasıl yönlendirildiğine, bizim çok ufak deyip önemsemediklerimizin aslında ne kadar çok önemsediklerine ve bizi nasıl kendi istedikleri düzeye çekmeye çalıştıklarını inceleyeceğiz.

Son yapılan araştırmalara göre unutma diye birşeyin olmadığı tespit edilmiş bulunmaktadır. Bugünkü bilim unutmanın olmadığını sadece hatırlanması istenen şeyin üzerinin başka şeylerle örtülmesinden dolayı hatırlamanın zor olduğunu tespit etmiştir.

Bir düşünün bilgisayarlardan bile hiç birşey tamamen silinememektedir. Biz silsek bile işin uzmanları bazı yöntem ve tekniklerle bunları açığa çıkarabilmektedirler.

Beynimizin ise en iyi bilgisayarlardan en az onlarca kat daha mükemmel olduğu kesin bir bilgi olduğuna göre bir bilgisayarda bile unutmak, silinmek yokken beynimizde aynen böyle olup, unuttuğunu sandığımız şeyleri kendi yapabileceğimiz daha doğrusu bununda uzmanları olan kişilerin yöntem ve tekniği ile unuttuğumuzu sandığımız şeyler kesinlikle bir şekilde ortaya çıkmaktadır istenirse çıkarılmaktadır.

Bilimin araştırmalarına göre özellikle 0-6 yaş arası eğitimin çok önemli olduğu tespit edilmiştir. Toplumumuzda özellikle bu yaşta bir çocuk ne bilebilir ne öğrenebilir algısı vardır. Bu ise çok büyük bir hatadır. 0-6 yaş arasındaki çocuklar hiçbir şeyi unutmaz. Bu yaş aralığındaki yaşadıkları bütün şeyler onların bir ömür hayatını etkilemektedir. Bebeklikteki psikolojik olaylar yetişkinlikten daha etkili olduğu ve bir ömür boyunca etkisinin sürdüğü de bir kesindir.

Eskiden annelerimiz hiçbir zaman çocuklarını sırtlarından, kucaklarından indirmezken şu anda bundan çok uzaklaşıldı. Yapılan araştırmalara göre anne çocuğunu asla kucağından indirmemelidir. Anne şefkatini ve merhametini engelsiz hissetsin diye. Eğer bebek ille de arabada taşınması gerekiyorsa bebeğin yüzü asla karşıya dönük olmamalıdır. Anneye dönük olmalıdır. Karşıya bakan çocuk her türlü pisliği görmekte ve bunu bilinçaltına istemeden almaktadır. Büyüyen bebek daha sonra ailesine asi olmakta, müstehcenliği olağan karşılamaktadır.

Bir gün büyük bir hastanede olduğum sırada birçok anneyi gördüm bebek arabasıyla gelmişler ve en az yüzde doksan beşinin bebeklerinin yüzü karşıya bakmaktadır. Sizde etrafınızda çok fazla görmüşsünüzdür muhakkak. Hastanede birçok yeni bebek arabasının üç tekerlekli olduğunu gördüm. Kendime sordum “arabaların üç tekerlekli olması tesadüf mü?” diye. Birden tesadüf olmadığı kanısına vardım. Küçükken bisiklet sürdüğümüzde arka tekere sabit bir teker takardık ki düşmeyelim. Neden ön tekere takmazdık, çünkü çoğaltılma arkada yapılır. Eğer önde yapılırsa bisiklete yön veremezdik. Aynen bunun gibi üç tekerlekli bebek arabalarının yüzü kesinlikle anneye bakamaz. Çünkü bakarsa araca yön veremez.

Avrupayı, insanlığı bu şekilde bozan,bozmaya çalışan Siyonist ve tağuti güçler özellikle ülkemizi de bu şekilde bozmaya çalışmaktadırlar.

Birkaç sene önceye kadar çıkan dört tekerlekli arabalar anneye yüzü dönük hale getirilebiliyorken bugünlerde ya üç tekerlekliler yada anneye yüzü dönük olamayacak şekilde dört tekerlekli arabalar üretilmektedir. Böylelikle bebek büyüyünce aile ile rahat bir şekilde çatışabilmekte ve onlardan kopabilmektedir. Dediğimiz gibi 0-6 yaş çok önemli. Peygamberimizin de “yeni doğan bebeğin sağ kulağına ezan,sol kulağına kamet okuması, çocuklarınıza 7 yaşına kadar namazı öğretin” demesi bu psikolojik çıkarımdan olsa gerektir. Çünkü bu yaş aralıkları çocukları çok etkilemekte geriye kalan yaşamı boyunca ya hiç değişmemekte ya da çok zor değişebilmektedir.

Bu yazıdaki amacımız kimseyi vehamete kaptırmak olmayıp tek amacımız hakkı hakikati anlatıp toplumca, hepimizin bilinçli olmasını sağlamaktır. Bizim önemsemediğimiz küçük ayrıntıları Siyonizm üretmekte ve bebeklikten itibaren kendi arzularına uygun bir şekilde bize yön vermektedirler.

Allah bizi Siyonistlerin ve tağutların her türlü oyununa karşı bilinçli olanlardan eylesin. Amin
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close