Halk Haber'den...

Ergenekon ve Balyoz davaları üzerinden milleti uyutanlar yalan olduğunu açıkladı

balyoz-abdurrahmandilipak

http://www.habervaktim.com/yazar/61715/balyoz.html

Balyoz!
12 Ekim 2013 Cumartesi 00:10
Balyoz davasında karar çıktı.
Sonuç beklendiği gibi.. Sürpriz yok.
Kararlar oy birliği ile alındı.. Beraatların tamamı onandı. Cezaların bir kısmı onandı, bir kısmı ile ilgili olarak delil yetersizliğinden bozma kararı verildi..
Cezaevinde iken çıkacaklar, aranırken serbest kalacak olanlar da oldu.
Engin Alan hapishanede kalmaya devam edeceklerden.. Üstelik milletvekili koltuğundan da oldu.
Haklarındaki kararlar bozulan sanıklarla ilgili ilk derece mahkemesi yeniden karar verecek. Yargıtay’ın kararına uyarlarsa sorun yok, ama mahkeme kendi kararından ısrar ederse, bu defa, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gidilecek..
Yargıtay’ın verdiği önemli bir karar var. Digital belgeler, resmi anlamda delil niteliği taşıyabilir mi?. Sonuç: Evet taşır.
Zaten aksine karar vermiş olsaydı, e-imzanın ötesinde, artık kağıtsız bürokrasi, e- devlet, e- belediyecilik uygulaması ile başlayan süreçteki bütün belgeler tartışmalı hale gelecekti. Aksi mümkün değildi.
Balyoz davası, diğer davalar için de yön gösterici oldu..
Aslında bu davanın fahri avukatlığını üstlenenler için de dava açılması gerekmez mi? Suçu ve suçluyu övmek, yargıyı etkilemeye çalışmak suçundan CHP ve MHP hakkında dava açılabilir. Açıkça darbe suçunu ve darbecileri savundular. Tabii bir grub media da.. Bir kısım STK da.. Aslında onlar da bu işin içinde değiller mi ki!
Darbe Ankara’da yapılır. Bu davalarda işin bu yönüne hiç bakılmadı.
Darbelerin mutlaka dış bağlantıları vardı. Yine işin bu yönüne de hiç bakılmadı.
Darbecilerin Media, Mafia, Sermaye, Siyaset, Bürokrasi, STK içinde de uzantıları vardır. İşin bu yönü de soruşturulmadı..
Bana göre eksik bir soruşturma sözkonusu.. Tek başına Balyoz davası devede kulak.. Bu derin yapının kadrosu içinde dini kimliklisi de var, Fahişe de.. İçeridekilerin birkaç katı dışarıda insanları var.. Derin yapı varlığını sürdürüyor.. Yani kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı siyasetin unsurları varlıklarını sürdürüyorlar..
Ben sormaya devam edeceğim: Muhsin Yazıcıoğlu suikastı davası neden hâlâ açılmadı?..
Özal suikastı, Eşref Bitlis suikastı, Bülent Arınç suikastı planı ile ilgili nedense bir türlü ilerleme sağlanamıyor.. Arınç suikastı sadece Arınç’la ilgili değildi, biliyorsunuz, alelade iki kamyona yüklenmiş, korumasız olarak yola çıkartılan o el bombaları neyin nesi idi?
JİTEM var mı, yok mu diye tartışmaya gerek kalmadı. Varmış! Var!. Peki kim bunlar ve neredeydiler, ne yaptılar, şimdi ne yapıyorlar..
Var mı böyle bir şey.. On binlerce silahlı insan devlet kadrosu içinde yer alıyor, ama yasama, yürütme, yargı bundan habersiz..
Birçok terör örgütü ve Mafia unsurunun bu derin yapı ile ilişkisi var. NATO tatbikatına İtalya’ya giden denizaltı ile, eroin kaçıracak kadar gözü kara adamlar bunlar..
Mumcu’yu kim, niçin ortadan kaldırdı, biliyor muyuz?
Tamam! Düne göre, bugün daha iyi bir noktadayız. Ama henüz bu işin başındayız..
Gelinen noktada CHP ve MHP’nin, bir daha bu gözle gözden geçirilmesi gerek.
İş Bankası’nın gözden geçirilmesi gerek..
Devletin örtülü KİT’leri, yani derin devletin finans kaynağı olan yapıların gözden geçirilmesi gerek.. Bunların finans piyasası ve mediadaki uzantılarının önüne geçemez iseniz bu işin sonu gelmez.. “Faiz lobisi” dediğiniz yapı, bu çetenin basit bir taşeronundan başka bir şey değil!
Bu arada, şu 312 General davasını hatırlıyorum. Onbaşı da değil, “Er” oldular.. Rütbeler gitti. En azından onlar açısından bu davanın düşmesi gerek..
Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in kararın açıklandığı güne denk gelen cami ziyareti sonrası verdiği mesaj da birilerini rahatsız etti.
Bir zamanlar Genelkurmay başkanlarının Ağlama Duvarı’nı ziyaret ederek, kippalı resim çektirdiği günler hatırlanırsa, köprünün altından çoook suların aktığı anlaşılıyor..
Balyoz davasında sona gelindi. Şimdi yeni bir başlangıç gerekiyor.. Gezi davası hâlâ açılmadı. Birileri binlerce saatlik video kayıtlarından polisi suçlamak için hızlı tarama yöntemleri için harıl harıl çalışırken, yüzlerce kamu aracını yakan, otobüs duraklarını, reklam panolarını tahrip edenler, hakkında ne yapılıyor merak ediyorum..
Seçim yaklaştıkça birileri, futbolcuları, terör örgütlerini devreye sokmaya, halkı canından bezdirmek için trafik dahil ellerinden ne geliyorsa arkalarına koymayacakları anlaşılıyor..
Bu arada Bayram namazı için hazırlık yapıyoruz değil mi? Bu kez tüm Türkiye’de Bayram namazı için yine meydanları doldurmaya hazır olmalıyız.. Evet, Namaz ve Mihrap Platformu’nun çağrısını herkese duyuralım. “Bütün Müslümanları, Bayram namazlarını, bulundukları şehrin en büyük camiinde (İstanbul’da Sultanahmet ve Anadolu yakasında Mimar Sinan Camii’nde) kalabalıklar halinde kılmaya çağırıyoruz.”
Sizleri R4bia işareti ile selâmlıyorum. Selâm ve dua ile.

http://www.habervaktim.com/yazar/62893/ava-giden-avlanir.html

Ava giden avlanır!

26 Aralık 2013 Perşembe 00:19
,
Baştan başlayayım. Türkiye’de hiç bir zaman “Derin Devlet”in üzerine gidilmedi. Derin devlet olduğu yerde duruyor.. Peki yapılan neydi, Ergenekon ve Balyoz davası, derin devlet tasfiye ediliyormuş gibi bir hava uyandırmak için yapılan bir psikolojik harpti.. Olan ise, Derin devletin söz dinlemeyen çocuklarının tasfiyesinden ibaretti.

O söz dinlemeyenler kimdi? Onlar, ılımlı İslamcıların sisteme dahil edilmesine karşı çıkan Kemalist-ulusalcı kanat. Onlara yapılan operasyon, kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle kabilinden bir operasyondu.. Eğer söz dinleselerdi, operasyon bitirilecek, içeri alınan ikinci, 3. Dereceden konuyla dolaylı ilgisi bulunan bir takım personel günah keçisi seçilecekti..

Yani Ergenekon ve Balyoz bir yalandı.. Gerçek bir operasyon değildi. Ilımlı İslamcıların önündeki engellerin kaldırılması ve sisteme enjekte edilmesine karşı çıkanların kontrol altına alınma operasyonu idi.

Kemalist ulusalcı kanat, İslam’a karşı sopa politikasını savunuyor. Ama uluslararası sistem, İslam’a ve Müslümanlara rağmen bu bölgede varolamayacaklarını düşünüyorlardı. Onun için bunların da sistem içine alınması gerekiyordu. Dahası, sisteme dahil olan İslamcılar, dünyadaki Müslümanlara model olarak gösterilerek Müslümanların din algısı dönüştürülecekti.. Euro standartlarına indirgenmiş seküler bir İslam algısı Türkiyeüzerinden pazarlanacaktı.. Bu algının dışında kalanlar ise terörist ilan edilecekti..

Şimdi bu yapı deşifre oldu.. Bu komplo da.. Bugün iktidara ayar çekmek isteyenler, dün derin devlet eli ile askerler üzerinden bu işi yapıyorlardı, bugün “cemaat” üzerinden polis içindeki paralel devlet üzerinden aynı şeyi yapmak istiyor..

Dün biz, derin devlete karşı çıkarken ordu’ya karşı çıkmıyorduk, ordu yönetimini ele geçiren çeteyle hesabımız vardı. Bugün de kimsenin Cemaatla bir sorunu yok. Cemaatin yönetimindeki paralel devlet yapılanması ile derin bir sorun yaşanıyor..

Bu iş gelinen noktada ağlamayla, bedduayla çözülecek bir sorun değil.. Yok Müslümanlar arası bir çatışma var, arabuluculuk yapalım meselesi hiç değil.. Hesaplaşma uluslararası sistemle iktidar arasındaki bir hesaplaşma. İslam’a, Müslümanlara, iktidara karşı “Topyekûn bir savaş” sözkonusu! Dün bunu BÇG, Ergenekon, Balyoz üzerinden yapıyorlardı, bugün cemaat içindeki bir hücre üzerinden yapmaya çalışıyorlar..Operasyon başarılı olsaydı, İHH başta olmak üzere insani yardım örgütlerini terör örgütlerine yardım ediyor bahanesi ile hedefe koyacaklar, yöneticilerini tutuklayıp, mali kaynaklarına el koyacaklardı..

Bu operasyon Türkiye’ye yatırım için gelen para girişini durdurmak, mevcut içerideki paraların kaçışını hızlandırmak ve Türkiye üzerinden İslam dünyasına dağıtılan yardımları kontrol altına almayı hedefleyen uluslararası bir komplo idi..

Bunlarla kim arasında arabuluculuk yapacaksınız.. Birileri evinize girse, komşunuz gelse, yakaladığınız hırsızla sizin aranıza girip, “durun kavga etmeyin ben aranızı bulayım” dese, siz ne dersiniz! Birileri iktidarın yetkilerini gasbetmek, siyasi otoriteyi bir şekilde ele geçirmek, rakiplerini yıldırmak, sindirmek için harekat başlatıyor ya hu! “Burada ne arıyorsun” diyorsun, bir hırsızın peşinden geldim diyor. Hırsızın peşinden gelme işi bir istihbarat oyunu, bir bahane.. Gerçek bir olayı, daha vahim bir soygunu perdelemek için kullanmak bilinen bir taktik..

Evet, derin devlet durduğu yerde duruyor.. İşin içinde yine ABD, İngiltere ve İsrail var. Göz ucu ile Fransa ve Almanya’yı da takip etmek gerek.. Zaten biliyorsunuz, Almanya hepsinin karması..

Gülen öyle bir beddua etti ki, öfkesi kontrol edemediği için bütün “hoşgörü” birikimini bir hamlede bitirdi.. Onun şunu bilmesi gerek, hedefine ulaşmayan “lian”, sahibine geri döner! Hani Allah (cc) “Dualarınız olmasa ne işe yarardınız ki!” diyor da, Allah’ın resulü, “Kabul olmayan duadan Allah’a sığınırım” diyor ya! Şimdi bu zatın işi çok zor! Sakın, Hz. İsa aleyhisselamı, Hz Peygamberin çocuğu ilan eden bu zat, bir şefkat tokadına muhatap olmasın, Resulü zişanı Türkçe olimpiyatlarına konuk eden muhteremin sofraya koyduğu boş tabak ve serdirdiği boş yatak hep boş kalacak gibi.. Tıpkı, yıl başındaki Noel çamları gibi.. Biliyorsunuz, Mesih’in geri dönüşü, Hıristiyan inancında bir çam ağacına olacak. Noel çamını süslemek, onun doğduğu kabul edilen günü, Hıristiyan adetinde “Ey İsa, bak çam burada, bizim evimize gel” demektir. Çam onun için süslenir.. Yok böyle bir şey ama, Mesih gerçekten gelecek olsa, o domuz kokulu, alkol ve işret dolu sofraları görse herhalde onların evine misafir olmak değil, yüzünü çevirir giderdi..

Bu arada Cemaat denen yapı, bir saflardan, bir de kurtlardan oluşuyor. Türkçe olimpiyatlarında Erdoğan’ı coşku ile alkışlayanlar, o gün de varolan derin hesaplaşmanın hiç farkına varmadılar.. Zaten böyle olmasalar da, bir avuç kurt, kripto adam, bu kuzuları bu kadar kolay istismar edemez, kullanamaz, yönetemezlerdi..

Sahi, Gregoryen takvime göre yeni yıla kaç gün kaldı ya hu! Yeni yıla kehanetler, komplolar, Mesih-Mehdi tartışmaları ile gireceğiz gibi..

Gülen hareketi bir “Mehdiyet hareketi” biliyorsunuz! Ona göre, Mehdilik şahsa değil, tüzel kişiliğe aittir ve o tüzel kişilik de “Cemaat” denen yapıdır.. Ve tabi Cemaat hareketinin kanaat önderi de kendisidir.. Yani tartışılan zaten manevi tecellilerin merkezinde yer alan bir kişiliktir..

İşin içinde bir de İran var. Ahmedi Nejat da Hüccetiyeden biri. Onların da Mehdiyet inanışı var.. İşin derununda bu para tartışmaları içinde İran’ın Mehdisi ile Türkiye’nin Mehdisi arasında örtülü bir hesaplaşma da yok değil. Batılıların Mesih’i de işin içine girince, Dan Brownluk bir Turkish Oppus Dei hikayesi çıkar bu işin içinden. Aman, ne olur siz bu arada aklınıza mukayet olun! Şaka, her şey kendi tabi mecrasında ilerliyor. Şok dalgaatlatıldı, süreç deşifre oldu.. Bugün iktidar daha güvende.. Şimdi ava gidenler düşünsünler! Selam ve dua ile..

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close