Halk Haber'den...

Ramazan Hasbihalleri – Sır Dolu Hazine – Lokman Hikmet SEBAT

sir-dolu-hazine

Ramazan Hasbihalleri – Sır Dolu Hazine – Lokman Hikmet SEBAT

“Kulu Muhammedi bir gece, Mescid-i Haramdan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O’dur.(İsra 1)”. Bu ayet sır dolu bir hazine gibi. İçinde maziyi, müstakbeli saklayan bir hazine. Lakin aramak gerekiyor. Bakalım neler çıkacak.

Peygamberin Miracını anlatan bu ayette birkaç sır var. Evvela; Peygamberimiz neden evinden, Kabe-i Muazzamadan Miraca götürülmedi de ta Kudüs’e bir gece yürüyüşü neticesinde getirilip Miraca çıkarıldı? Biz biliyoruz ki, Kabe yeryüzünün en mukaddes mescididir. Hatta Mescidi Aksa önem sıralamasında Mescidi Nebevininde gerisindedir. Peki ama neden bu önemli iş için Kudüs seçildi? Bazı rivayetlerde Efendimizin o gece tüm Peygamberlere Mescidi Aksada namaz kıldırdığı anlatılır. Yine Kudüs tarih boyunca Peygamberlerin şehri olarak bilinir. Bundan dolayı olabilir diye düşünülebilir. Yani ortak bir geçmişin şehri olduğundan bu kadar değerli denilebilir. Ama bundan daha derin bir husus olamaz mı? Ortak bir geçmişimiz var Kudüs’te bu doğru. Peki gözünü hep ebedlere, ileriye diken Ahirzaman Peygamberinin sadece geçmiş yaşantılar adına orda olduğunu söylemek ne kadar doğrudur? Kudüs geçmişin şehri olduğu kadar, geleceğin de şehridir. Kudüs bizim ortak geleceğimizdir. Kudüs tarihin kilit noktası olduğu gibi zamanımızın da kilit noktasıdır. Kudüs Imam Mehdinin resmi politikasıdır. Hizbullahi Islam Ümmetinin hareket motorudur. Değirmenin suyu gibidir. Kudüs’ün özgürlüğü tüm mazlum halkların özgürlüğünün anahtarıdır. Bu sebeple “Bazı ayetlerimizi göstermek için..” derken Allah, yalnız geçmiş olaylardan bahsetmiyordu sanırım. Ayetlerin devamında İsrail oğullarının azgınlığından ve helak olacaklarından bahsedecek olması da bu ayetlerin gelecekle irtibatlı olacağının delili gibidir. Ahirzamanda insanlığın musallat olacak olan Siyonizm belasına bir noktada dikkatler çekilmekte ve adeta Ümmete sakın ha sakın Kudüs’ü unutmayın mesajı verilmektedir.

Veya bu bir deklarasyon da olabilirdi. Kudüs’ün bizim olduğuna ve hep bizim kalacağına dair. Kudüs’ün özü İslamdır. Yaratıldığı ilk günden bugüne hem de. Son Peygamberin Risaletini tebliğ etmesinden sonra bu Islam diyarına gitmesinden daha doğal ne olabilir ki? Peygamber o gece, bir evinden bir gece yürüyüşüyle diğer evine gitti sadece. Allah’ın Mekke evinden Kudüs evine gitti. Ve hatırlayın döndüğünde inanmadılar. Pencere sayısına kadar sordular. Ama tek tek cevapladı Allah’ın Resulü. Nasıl cevaplamasın? İnsan evini bilmez mi? Bugün de bize diyorlar Kudüs sizin eviniz değil diye. Hiç kusura bakmayın biz de vatanını, evini korumamak hainliktir. Bundandır zulümlerinize Eyvallah demeyişimiz.

Bir diğer sır: “Etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksa..” ifadesindeki mübarek ne demek? Mübarek sözlükte, kutlu, kutsal, verimli, bereketli gibi manalara geliyor. Kudüs’ün kutsallığını ve kutlu oluşunu anlıyoruz. Ama verimlilik demek ne demek? Burada Kudüs’ün taşından, toprağından mı bahsediyor Allah? Ona bakarsak tropikal bölgeler daha verimli. Toprağa taş atsan filiz veriyor. Bu olmamalı yada sadece bu olmamalı bu kelimeden kastedilen. Bu topraklarda bir şey olmalı ki, bereketini hiç yitirmesin. Ne kadar yok edilmeye çalışılsa da bire bin versin. Ve öyle bereketli, mübarek bir şey olmalı ki, tarihin gelmiş geçmiş en kara, en kötü, mutlak zulum projesi olan Büyük İsrail Projesinin sonunu getirmiş olsun. Dolayısıyla tüm dünyayı bu zulüm hegemonyasından kurtarmaya aday olsun. Evet, Kudüs’ün verimi Filistinli yiğitleridir. Elli yılı aşkın bir süredir zulme direnenleridir. Allahu ekber nidalarıyla cihada koşuşturan gençleridir. Evinin enkazını seyrederken sabrı kuşanan analarıdır. Ellerinde sapanlarla siyonist avına çıkan çocuklarıdır. Cesareti bile kendine hayran bırakırcasına, tankın önüne dikilen Farisleridir. Ve bugün artık kendi füzeleriyle, Buraklarla, Fecrlerle İsrailin kalelerini vurmaya başlayan serdengeçtileridir. Daha düne kadar dünyaya caka satan Siyonist İsraillileri, bugün duvarlar ardına mahpus edip ve her siren sesinde sığınaklara tıpkı bir fare gibi kaçmaya mahkum eden aslanlarıdır. Şehadet aşığı Allah’ın mecnunu olmuş cengâverleridir. Kudüs’ün verimi, bereketi budur.

Bu sır dolu hazineye ulaştık mı? Belki yaklaştık.

Benzer Yazılar

2 Yorum

  1. güzel bir yazı paylaşımınıza teşekkürler…
    bazı ayetlr ve çoğu hadislerin müteşabih olması ne anlama gelir acaba? diye sorduk…! aldığımız cevap sadece büyüyünce anlarsın! oldu! tüm kitaplarda… yy ın yarısını gördüğümüz bu günlerde düşününce müteşabihatın alem ile adem kardeşliğinin ortak sır yapısını-işleyişini ifade ettiğini düşünüyoruz-gözlemliyoruz. Tabbi ki doğrusunu Allah bilir sadece düşüncemzdir.
    her ayetin zahir batın bütünlüğü içersinde mutlaka bir anlamı anlatmak istediği vardır fakat müteşabihatın kesinlikle kişi-alemin batınını ifade ettiğini bununla beraber feleki değişkenlik içersinde kişilerin farklı yapısallıklarına karşılık geldiğinden kişisel anlamlarını bulmaları gerekiyor.
    işte sır yapı bu açıdan kişi için önemlidir çünkü kişinin hangi yaşam alanına denk gelirse gelsin ortak olan şey, zahir alemde ki sorun sıkıntının sebebinin batın alemdeki sır yapısı yani nefsi düzenlenme alanı olduğunu görürüz. kısaca içi dışı bir olmama halidir. düşündüğünün istediğinin başka ama yaptığının b aşka olduğu o münafıklık halinin Rabbül aleminin gayyur sistematiği içersinde müslümanım! diyen kişiden isbat istemesidir. Bir manada sen müslümansan burada bir yanlışlık var! yok değilsen o zaman söylemini iddianı red ediyorum!!! demesidir.
    sır yapı, bizlerin nefsidir. görünmeyen, anlayışlarımızın oluştuğu huy dediğimiz HAL lerimizin evidir! dikkat edin sır bilinmeyen demektir yani zahirde sadece davranışlarımızla ortaya çıkan hallerimizin olduğu alanımızdır biline-mez demek değildir.
    işte miraç ayetleri hadisleri gibi müteşabihat ağırlıklı işaretleri okurken mutlaka sır yapımızdaki karşılığınıda görmemiz gerekir. yoksa sadece ayetlerde ki derubi açıya gelince burası sırdır girilmez diyerek susarsa ötelerse kişi o zaman benim oğlum bina okur döner döner yine okur! sonsuz döngüselliği içersinde sadece şeytanı güldürürüz.
    konu başlığında ki ayeti celile ile işaret edilen kudus şehrinin insanın aklı melekelerini kullanması yani dostun aklından düşmanın akılsızlığından yararlanmak olduğunu anlayamaz ise kişi sadece kudus şehri ile yani zahir ile sınırlı kalırsa günümüz müslüman adayı o zaman yahudi bombaları bu gün gazze ye düşerken yarın veya dahada yakın bir tarihte üzerimize düşecek demektir.
    Kudus akli melekelerini nefsi yönünde kullanmak acziyetinden kurtulmuş bir kişiliği kimseyi temsil etmektedir. kudus ü kurtaramayan kişi şam a giremez desek yalan olmaz sanırım.
    saygı ve selamlarımızla….(yayımlamak zorunda değilsiniz sn editör arkadaşım)

    1. Sayın süleyman karakaş, küfür ve hakaret içermeyen her türlü yoruma Halk Haber’in saygısı vardır. Yorumunuz onaylandı. İlgilenen olursa cevap verebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close