Süleyman DAĞISTANLI

KAMUDA ŞEFFAFLIK PAKETİ…(!) – Süleyman DAĞISTANLI

kamuda-seffaflik-paketi

KAMUDA ŞEFFAFLIK PAKETİ…(!) – Süleyman DAĞISTANLI

“Lisede iken bir gün okul müdürü tüm okulun karşısına çıkıp şöyle demişti; Arkadaşlar sizden istediğimiz paraların akıbeti konusunda şüpheleriniz olabilir ama artık içiniz rahat etsin bu paraları sizden biz almayacağız, okul adına banka hesabı açtık artık parayı direk oraya yatıracaksınız, artık her şey şeffaf…(!)”

Dün tüm basında çıkan “Kamu Yönetiminde Şeffaflık” başlıklı haberi okuyunca lise yıllarındaki bu anı aklıma geldi birden. Öncelikle “şeffaflık” kavramını irdelemek gerekir. Aslında açıklanan bu paketi okuyunca bunun tek taraflı bir şeffaflık olduğunu anlamak gecikmeyecektir. Yani bu, polisin bir kişiyi suçlu sıfatı ile sorguladığı bir sorgu odası gibi, camın arkasındaki kişi için her şey gayet net iken, sorgu odasındaki kişi için söz konusu olan şey şeffaflığın tam tersidir. Zira iki tarafında birbirlerini gördüğü ortamda şeffaflıktan söz edilebilir. Birilerinin seni tüm netliği ile izleyebildiği, gözetleyebildiği buna karşın senin o kişiler hakkında en ufak bir şey göremediği bir ortamda şeffaflıktan söz edilemez. Aslında sadece devletin söz hakkına sahip olduğu tüm ülkelerde ve yapılan tüm icraatlarda durum bundan ibarettir. Örneğin insanlar oy kullanır ve bu oylar birkaç kişinin gözetiminde sayılarak torbaya konur ve ağzı mühürlenir. Buraya kadar her şey normal(!). Ancak sonrası tam bir muammadır. Onca insanın gözü önünde sayılan ve mühürlenen oyların gittiği seçim kurulunda ne yapıldığı, nasıl birleştirildiği bilinmezken ve sonuç bir tek insanın iki dudağı arasında ifade edilen rakamlardan ibaret olunca, burada kesinlikle şeffaflıktan söz edilemez. İşte bu pakette en az seçimler kadar şeffaf(!).

İlk etapta kulağa gayet hoş gelen bu “kamuda şeffaflık” kavramı bizler için ne denli büyük bir muamma ise, süfyaniler için bir o kadar açık ve net bir kavramdır. Zira sahip oldukları devlet gücü ile halklara ait tüm bilgilere vakıf olan ve bu yönde politikalar geliştiren, halkların düşmanlık haritalarını bile çıkarmış olan süfyaniler için her şey gayet açık ve nettir. Şimdi kısaca açıklanan bu paketteki bazı kavramlara kısaca değinelim;
Öncelikle açıklanan paket “yasaklara karşı demokratik paketleri açıkladık” ifadesi ile başlıyor. Devamında insan hak ve özgürlüklerinden dem vurulsa da, “yasaklar” ile neyin kastedildiği “demokratik paketler” derken ne gibi şeylere atıfta bulunulduğuna değinilmiyor. Kim bilir belki de on binlerce insanın katili olan ve yakalandığında nasıl öldürüleceği (!) konuşulan yasaklı (!) kişilerin “demokratik paketler” ile devlet başkanı statüsüne çıkartılması kastediliyordur. Devamında, yoksulluğa karşı ciddi ekonomik tedbirler alındığı ifade ediliyor. Yoksulluğun arttırılarak insanların köleleştirildiği ve cüzi bir yardım (!) ile kendilerine kul köle yapılmak istenen halklardan bahsediliyor olabilir. Süslü cümlelere devam ediyor, kredi kullanımına sağlanan imkânlar ile bir sonraki yıl 17 Milyar TL (17 Katrilyon) kredi öngörüldüğünden ve bunun da hayat şartlarının ne denli iyileştiğini göstere bir gelişme olduğu söyleniyor. Aslında bir anlamda elimizden geldiğince halkları faiz günahına buladıkça bularken, bankaların ağına düşürüyoruz demektir bu. İyileşen hayat şartları derken de bu bankaların sahipleri, para babaları ve bizzat kendileri kastediliyor olmalı. Zira halklar borç batağına saplanmış, taksitle yaşayıp borç ile ölen köleler haline getirilmiş durumda.

Artık devlet sırrı olarak ifade edilen şeylerin tamamının tarihe gömüldüğü ifade edildi bu pakette. İşte bu da şeffaflık oluyormuş, sırların tarihe gömülmesi… (!) Açıklamada, Vatandaşın artık bilgi edinme hakkı olduğu söylenirken daha 1 ay önce, açıklanan Aksaray maliyetinin ve iskânının devlet sırrı olduğunun söylendiği unutulmuş olmalı. Devamında sosyal sigortalar kanununu ve genel sağlık sigortasını da çıkarttıklarını ifade ederken, çalışmayan kişilere de çalışanlara da bu yıl ocak ayı itibari ile yüksek miktarlarda borç çıkartıldığı ifade edilmiyor tabiî ki. Örneğin benim adıma çalıştığım yıllara ait genel sağlık sigortası kapsamında çıkartılan 3.800 TL’lik borç geçen hafta bana tebliğ edildi. Asgari ücret ile çalışan bir arkadaşıma ise en yüksek gelir seviyesinden hesaplanarak 4.800 TL borç çıkartılmış. İşte övünülen şeffaflık paketinin en şeffaf noktalarından biri daha. Aslında başta anlattığım anının aklıma gelmesini sağlayan asıl madde, milletvekili ve belediye başkanlarına yapılacak nakdi yardımların, kendileri adına açılan hesaplara yatırılacağı maddesiydi. İşte bir şeffaflık örneği daha.

Bu yıl ocak ayı itibari ile herkesin duyduğu mal bildirimi meselesi de var tabii. Eskiden 5 yılda bir yapılan mal bildirimi, artık 2 yılda bir yapılacak. Bu maddenin ardından rüşvet konusuna değiniliyor, çünkü bu mal bildiriminin amacının rüşveti engellemek ve haksız kazancı önlemek olduğu hissi verilmeye çalışılıyor. Aslında bu mal bildirimi şu demek; Ben devlet olarak boğazına çökmüş, karın tokluğuna seni çalıştırıyorum. Her şeyden vergi, tahakkuk, borç, ceza adı altında senden daha çok “sahip olduğunu zannettiğin mala” ortak oluyorum ama olur da gözümden kaçmış olabilir diye ben yine de 2 yılda bir seni bir kontrol edeyim eğer olur da dişinden tırnağından arttırdığın üç kuruş ile bir şeyler almış isen ona da ortak olmam lazım. Evet bu husus da devlet için gayet şeffaf (!) ancak halk için aynı şey söylenemez. Ardından “Parti İl Başkanları, İlçe Başkanları bile mal bildiriminde bulunacak” ifadesi geçiyor. İşte biz bu ifadenin ardından anlıyoruz şimdiye kadar bu kişilerden mal beyanı alınmadığını.

En fazla reklamı yapılan konu ise, yolsuzluğu ihbar eden memurun ödüllendirileceği, izine çıkarılacağı, gerekirse görev yerinin değiştirileceği hususu. Tabi ardından “haksız isnatlara karşı ciddi müeyyideler” uygulanacağı ifade ediliyor. Aslında bu, “Ben memurlar ve işçiler arasında her türlü adaletsizliği yapıyor, amiri memura, memuru amire karşı diş biler hale getiriyorum. Sizler bu sayede sizlere yaptığımız zulümleri değil, kendi aranızda didişip duruyorsunuz, birleşmek yerine parçalanıp dağılıyorsunuz, aranızdaki bağları tamamen koparıp bize karşı birleşmenizi engelliyoruz ancak yinede de sizlerin birbirinizin kurdu olmanız lazım. Biriniz diğerini gammazlasın, bir diğeri sizin kuyunuzu kazsın.

Bir diğer dikkat çekici husus ise şu şekilde ifade ediliyor “Bir imar değişikliği sebebi ile bir arsanın fiyatı çok fazla değerlenebiliyor işte bu durumda yeni değerin sahibi kamudur.” Yani artık arsanız var ve yapılan imar değişikliği ile bu arsanızın değeri artarsa sevinmenize gerek yok zira o değer artışı size değil devletin başına çöreklenen ve kendilerini devlet olarak addeden süfyanilere yarayacak. Ardından “imar uygulamaları daha adil ve daha hızlı olacak” ifadesi yer alıyor. Burada ikinci ifadeye odaklanmak gerekiyor “hızlı”. Eskiden yapılan imar değişikliği ile yıllardır köylerinde ektikleri arazinin satışa çıktığından dahi haberleri olmayan insanlar varken şimdi yapılacak değişiklik ile bu işler daha hızlanacak ve daha bir şeffaflaşacak…(!)

Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma! (Yunus 85) Amin.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu