Yazarlarımız'dan...

İmam Mehdi (As)’In Nur İnkılabı Ve İnsanlığın Yeniden İnşası-2

​Ehl-i Beyt Mektebi’nin Nur Simaları, İslam Tarih’inin her döneminde etkin bir şekilde İslam Ümmeti için sağlam kulp, sımsıkı bağlanıldığında batıl yollara kaydırmayan iki ağır emanetten biri olma ve Hadis-i Şerif’te belirtildiği gibi binenlerin kurtulduğu, binmeyenlerin boğulduğu Hz.Nuh (a.s)’un gemisi olma özelliklerini icra ettiği gibi günümüz Ahirzaman Dünyasında da Hz. İmam MEHDİ (as) eliyle bu fonksiyonunu bilfiil tahakkuk ettirmektedir ki Bediüzzaman Hazretleri bu tahakkukun beşaret (müjde) verenidir.

​“(Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahime fil-âlemine inneke hamidün mecid) duası umum ümmet, umum namazında günde beş defa tekrar ettikleri bu duâ, bil’müşahede kabul olmuştur, ki; Al-i Muhammed aleyhissalatü ve alihi vesellem, Al-i İbrahim aleyhisselam gibi öyle bir vaziyet almış ki; umummübarek silsilelerin başında, umum aktar ve asarın mecmualarında o nurânîzatlar kumandanlık ediyorlar. Ve öyle bir kesrettedirler ki; o kumandanlarınmecmuu, muazzam bir ordu teşkil ediyorlar. Eğer maddi şekle girse ve birtesanüd ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslamiyet dinini, millîyet-i mukaddesehükmünde rabıta-i ittifak ve intibah yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz!… İşte o pek kesretli, o muktedir ordu, Al-i Muhammed aleyhissalatü vesselam’dır ve Hazret-i Mehdi’nin ‘en has’ ordusudur. Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senetlerle ve an’ane ile birbirine muttasıl ve en yüksek şeref ve âli haseb ve asil neseb ile mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Al-i Beyt’ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandan beri, bütün ehl-i hakikatin fırkaları başında onlar; ve ehl-i kemalin namdar reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemiyeten milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih ve kalbleri imanlı ve muhabbet-i nebî ile dolu ve cıhandeğer şeref-i intisabiyle serfirazdırlar. Böyle bir cemaat-i azime içindeki mukaddes kuvveti ‘tehyic’ edecek ve uyandıracak hadisat-ı azime vücûda geliyor… Elbette, o kuvvet-i azimedeki bir hamiyet-i aliye feveran edecek ve Hazret-i Mehdi başına geçip, tarik-i hak ve hakikate sevkedecek. Böyle olmak ve böyle olmasını, bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlâhîyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız…” (Mektubat: 408-409)

​Bediüzzaman Hazretleri, ahirzamanda sayıları milyonları bulan Al-i Beyt’ten nurani zatların önceki dönemlerde olduğu gibi gelecekte de muazzam orduya kumandanlık edecek ve maddi güç (devletsel boyut; bilimsel ve teknolojik güç, her türlü askeri güç , ekonomik güç ) elde edip kısaca her yönden müteşekkil tarihin tek İSLAM Cumhuriyet’i olma özelliğiyle dünyada hiç bir ordunun böyle hem maddi hem manevi güce sahip mukaddes ordu karşısında dayanamayacağını-yıkılacağını ve böyle bir mukaddes kuvveti harekete geçirecek büyük olayların kendi döneminde vücuda geldiğini ve azim kuvvetin çoşup çağladığı zaman Hazret-i Mehdi büyük halk kitlesinin başına geçip hakikate sevk edecek batıldan kurtaracak diyor ayrıca kendi dönemini kış , kendinden sonra gelecek Hz. Mehdi dönemini ilkbahar olarak niteliyor ( Avrupa- Amerika gibi tek gözlü canavar emperyalist deccale ve Kudüs gibi kutsal bir beldeyi işgal edip Mescid-i Aksayı yıkmaya çalışan Siyonist İsrail’e karşı “Rivayette var ki, “Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.”(Şualar:5) –tüm İslam düşmanlarına karşı ) böyle bir muazzam orduyu ve şanlı kumandanı Hz.Mehdi’yi bekliyoruz ve beklemekte de haklıyız diyerek konunun ne derece önemli şüphe götürmez bir hakikat olduğunu beyan ediyor.

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ RİSALE-İ NUR’DA TARİH VEREREK İMAM MEHDİ’NİN TALEBELERİNİ ÖVGÜYLE MÜJDELEMİŞ…
“1284 H. (1867 M.) de Avrupa kâfirleri Rusları tahrik ederek meşhur 93 harbini(1877 M) netice verdirdiler. O zaman Mevlâna Halid’in şakirtleri o zulümâtı dağıtır. Ondan yüz sene sonra (1977 M.) zulümatı dağıtacak olanlar Mehdinin talebeleri olacaktır” (Şualar, 619–620)
Bediüzzaman’ın müjdelediği tarihe dikkat edilirse miladi 1977-1978-1979 yıllarıdır ki dünya da sadece İRAN coğrafyasında İslam İnkılabı/Cumhuriyeti çerçevesinde milyonların bütün bir halkın katılımıyla zorba ve zulüm sarayı sahibi 2500 yıllık şahlık rejimi ve zulümat perdesi tarihine sahib Büyük Şeytan Amerika ve dünya emperyalizminin/Siyonizmin en önemli merkezinin yıkılması neticesini doğuran İslami halk kıyamlarının en muhteşem ve silahsız gül devrimi ve yüzbinler şehidin kanıyla uyuyan dünya halklarının uyandırıldığı dönemin tarihidir…Böyle bir hareketin lider kadrolarını ve yardımcılarını ve bu yolda şehid olanları Mehdi’nin talebeleri olarak müjdeleyen Bediüzzaman acaba bu talebelerin bağlı olduğu aziz İmam Ruhullah Humeyni’ye hangi gözle baktığı açık değil midir….? Bu tarihi hakikatler/gerçekler basiret ve feraset sahibi bu büyük müjdeciyi sizce de doğrulamıyor mu?..
“ Büyük Mehdînin çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dâirelerde icraatları olduğu gibi, herbir asır, me’yusiyet vaktinde kuvve-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî Âl-i Beytten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Evet, yüzer kudsî kahramanları yetiştiren ve binler mânevî kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-i Kur’âniyenin mayasıyla ve imanın nuruyla ve İslâmiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden Âl-i Beyt, elbette âhir zamanda, şeriat-ı Muhammediyeyi ve hakikat-ı Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ihya ile, ilân ile, icra ile, başkumandanları olan Büyük Mehdînin kemâl-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet mâkul olmakla beraber, gayet lâzım ve zarurî ve hayat-ı içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır.” (Şualar:5)
Hz. Mehdi’nin vazifesini icra edebilmesi için her yönden güçlü bir devlete ve teknolojik güçle mücehhez milyonlarla askeri olan ordulara sahip olması gerektiğine işaret edilip dikkat çekilmektedir! Yoksa basit, güçsüz, kısır döngüde kalan, dünyayı kucaklayamayan-evrensel olamayan (bölgesiyle sınırlı) ve dünya devletleriyle boy ölçüşecek ne saltanata, ne orduya, ne de siyasete yani Hilafet-i Muhammediye (a.s.m) ‘ye sahip olmayan fert veya grupçuklar kastedilmediği gibi hele bazı Amerikancı İslamcı güruhların halka dayatmaya/şirin göstermeye çalıştıkları Amerika/Nato müttefiki ve Siyonist/emperyalist güçlerin hizmetkarı/borazanı/başkanı/lideri olduğu halde onlara zıtmış numaraları yapan İslami rollerle insanları aldatan ağzı dualı!? Demokratik münafık krallar ise asla söz konusu dahi değildir. Zaten akl-ı selim olan insan çağımızı, dünyayı ve Alemi İslam’ın genel durumunu biraz düşünürse bu realiteyi gayet açık anla-r-malı…
​​​​​​​​​Vessaelam…

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close