Hüseyin Yahya CEVHER

Bir yanlıştan kurtulup bir başka yanlışa yönelmek… – Hüseyin Yahya CEVHER

yanlis-yonelim

Bir yanlıştan kurtulup bir başka yanlışa yönelmek… – Hüseyin Yahya CEVHER

Aylar önce çok sevdiğim bir ağabeyim Zaman gazetesi aboneliğini iptal ettireceğini açıklarken artık bunların gerçek yüzünü gördüm diye de bir yorum yapmıştı. Hemen akabinde ise verilen tablet hediyesini de bahane ederek Yeni Şafak gazetesine abone oluvermişti. İncelediğim zaman gördüm ki piyasa değeriyle hemen hemen aynı fiyata 1 yıllık gazete aboneliği bedava veriliyordu. Hatta bana da bedava sirke baldan tatlıdır, sen de abone ol ne olacak tarzı da bir şeyler söylemişti.

Geçtiğimiz günlerde açıkladığımız üzere “Dosttan gelen zehir olsa bal olur, düşmandan gelen bal olsa zehir olur.” Bunların hepsi halkımızın düşmanıdır. Dolayısıyla hangisinin verdiği bal görünümlü içerikleri alırsak zehri bilerek veya bilmeyerek kabullenmiş oluruz. Bunların gündemine laf yetiştirmeye ne bizim gücümüz yeter, ne psikolojimiz yeter. O yüzden aylar öncesinde yazdığım bir yazının başlığını bile “Dayanamadım Yazdım, AKP ile Fethullahçıların Sanal Kavgası” şeklinde atmıştım. [1] Bugünde biraz suni gündeme bakış atarak bir çizgi üretmeye çalışacağız, İnşAllah.

Nasıl ki mevcut düzendeki tüm siyasi partiler aynı ise onların en büyük destekçisi medya kuruluşları da aynıdır. Gelinen noktada sistem ürettiği oluşumlara inanmış olan kitleleri daha da keskinleştirerek diğer tarafa kinlendirmeye böylece sonlanmaya çok az kalmış olan ömrünü[2] halkımızın yapacağı hatalar ile uzatmaya çalışmaktadır. Kapalı kapılar ardında şen şakrak grup halinde tertipledikleri eğlencelerle halkımıza küfrederek mutlu olan bu şerefsizler bu sefer gerçekten çaresiz kaldıklarını bilmekte o yüzden iyice azgınlaşmakta, aleni olarak aşırı yüzsüzleşmekte ve halka zulümde dozajı her gün, her saat, her dakika değil her saniye artırmaktadır. Ama tek yardımcımız ve dayanağımız yüce Allah(cc)’ın izniyle oyunları bozulacak, halkımız kazanacaktır.

Sistem tüm fikirlere yönelik küçüklü büyüklü organizasyonlar kurmakta halkın kendi kendine bir yolda yürümesine asla izin vermemektedir. Şu parti şunların partisi, bu gazete bunların gazetesi, o sendika onların sendikası türü yakıştırmaları herkesten duyabiliriz. Herkes karşısındakini bir şekilde ötekileştirerek suçlamakta buna da materyali yine sistemin kendisi için ayarladığı/kurduğu/yönettiği parti-gazete-sendika-dernek-cemaat-lider veya benzeri kaynaklardan edinmektedir. Dikkat çekilmesi gereken husus bizi birbirimize düşürmeye çalışan kişilerin hep kardeş olduklarıdır. Bunlar hep aynı ailedendir. Bunların hedefleri tektir, dertleri birdir. Bunu ayrıntılı örneklendirebileceğimiz gibi şimdilik Abdurrahman DİLİPAK’ın devletin memuru halkımızın katili Abdullah ÖCALAN için yaptığı övgü dolu konuşma[3] ile Komünizmle Mücadele Derneği adı altında örgütlenen birbirlerine zıt görünümlü kişilerin birlikteliklerini[4] örnek olarak vermekle iktifa ediyoruz.

Yine 15 Kasım 2007’de Türkiye çapında yayın yaşamına başlayan ulusal günlük gazete TARAF’ta ilk günlerinde devlete/sisteme (veya o an karşı gelinmesi gereken kimse artık) karşı haberler yapmakta, ardı ardına halkın duygularına tercüman olan dosyaları gündeme getirmekte böylelikle zaman içerisinde sistemin gerçek yüzünü anlamış veya anlamak üzere olan bir kısım insanları bir umut mu diyerek yeniden kontrol altına almayı başarabilmeyi hedeflemiştir. Aynen şu anda Suriye meselesi ile sistemin gerçek yüzünü açıkça gören ve Haziran 2013 direnişi ekseninde daha da bilinçlenen bir grup halk kitlesini yeniden kontrol altına almak için çıkarılmaya başlanan Karşı Gazete’de bu amaca hizmet etmektedir.

Birileri ne var kardeşim çıksın okuruz uygunsa alırız, uygun değilse atarız savunması yapabilir. Onlara cevabım mazilerine bakmaları yönünde olacaktır. Zira geçmişlerine baktıkları zaman kaç tane kuyuya düştüklerini belki anlarlar, vicdana gelirler de bu sefer nefislerine yenilip sözümüzü dinlememezlik yapmazlar. Çünkü bu söz bizim şahsımızın sözü olmayıp yazıya başladığımız atasözünün yani atalarımızın/önderlerimizin bize kazandırdığı bir bakış açısıdır. Allah hepsinden razı olsun.

Bakara Suresi 216.ayette yüce Rabbimiz(cc), “Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” diyerek her daim mücadele etmek yerine daha kolay olanı tercih edeceğimizi bildiğinden bizi apaçık uyarmıştır. Oysa herkesin bildiği umum bir kurala göre “HAK VERİLMEZ ALINIR” yani kimse biz rahat rahat otururken bizim hakkımız için çabalamaz, hele ki bizim düşmanlarımız veya bizi yok etmek isteyenler…

O yüzden hakkının yenildiğini düşünenler, ezilenler, mustazaflar birilerinin kendileri için bir şey yapabileceğini düşünmekten vazgeçip inisiyatifi ele almalıdır. İnisiyatifi hak etmeyenlere hele hele halk düşmanlarına devrettiğimiz bu süreç ne kadar uzarsa bizim/halkımızın çekeceği çile o denli zorlaşacaktır, tabii burada yine duamız halkımızın bu badireyi en uygun bir şekilde atlatması yönünde olacaktır.

Hakkını isteme süreci çetindir, kolay değildir. Yaftalarlar, tokatlarlar, güçleri yeterse yok ederler. Terörist derler, anarşist derler, vatan haini derler. Ama bunların tedbirinin çok önceden yüce Allah(cc) tarafından alındığını bilmezler. Yüce Allah(cc) Maide Suresi 54.ayette bu kutlu yola çıkanları tanımladıktan sonra; “hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar).” diyerek ilacı ta hastalık ortada yokken bizler için ecza dolabımıza yerleştirmiştir.

Anlatmak istediğimiz herhalde net olarak anlaşılmıştır. Bu çıkışımızın yeni çıkan bir gazeteyi karalama çıkışı olmadığını yeniden açıkça söylemeye gerek yok ama bir daha tekrar etmiş olalım. Bizim çarşıyla, karşıyla, tarafla bertarafla işimiz olmaz. Biz ezelden beri düşman olduğumuz sistemlerin -ki bunlar her türlü İslam karşıtı sistemdir- halka en ufak bir iyilikte bulunmayacağına şeksiz şüphesiz iman ettiğimiz gibi yolda yürürken ayağımıza takılan en ufak bir taş parçasının bile sorumluluğunun onlara ait olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Biz yani mustazaf, yalın ayaklı gariban halk bir gün bize küfredenlere, bizlerle dalga geçenlere, bize zulmedenlere nasıl tarihi bir cevap vereceğimizi göstereceğiz. Bekleyin, göreceksiniz!
Vesselam.

[1]https://www.halkhaber.org/2013/12/03/dayanamadim-yazdim-akp-ile-fethullahcilarin-sanal-kavgasi-huseyin-yahya-cevher/
[2]https://www.halkhaber.org/2013/11/22/iktidar-adilesti-bir-sey-yapamiyor-vaziyeti-muhafazaya-calisiyor-huseyin-yahya-cevher/
[3]https://www.halkhaber.org/2013/12/05/video-abdurrahman-dilipak-apo-bebek-katili-falan-degil-aileden-biridir/
[4]https://www.halkhaber.org/2014/02/17/amerikanci-amerika-destekli-komunizmle-mucadele-dernegi-uyesi-ilginc-kisiler/

Benzer Yazılar

4 Yorum

  1. Allah razı olsun…”rahatsız etmek” erdemdir. çünkü uyandırır…verdiğiniz rahatsızlıktan dolayı nefislerimiz adına şükranlarımızı sunarız…

  2. Bakın Ayetler aldatıcılar için ne diyor:
    Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar . KK:2;9
    Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. KK:4;142

  3. bunların mayasında var aldatmak:
    …. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik İmam-ı Ali’nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal’ı Süfyan’dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. … (5. Şua)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close