Halk Haber'den...

Bazı Sorular ve Cevaplar – Cabir AÇIKSÖZ

bazi-sorular-ve-cevaplar

Bazı Sorular ve Cevaplar – Cabir AÇIKSÖZ

“Siyasetle niçin bu kadar alakadarsınız?
Bunun İslamla ne alakası var?
İslami meseleler niye gündeminizde önemli bir alanı kapsamıyor?” ve benzeri sorular sıklıkla karşılaştığımız sorular.Bu sebeple bu yazımızda hem bu sorulara genel bir cevap vermeyi,hem de büyük bir yanlışı(ki bu yanlış büyük imani sorunları da beraberinde getiriyor) düzeltmeyi istiyoruz.

Evvela büyük bir yanlışı düzeltmekle işe koyulalım .Allaha ve Rasülüne iman eden bir Müminin,önüne çıkan herhangi bir durumda,bir karar anında,bir seçim yapma arefesinde yapacağı ilk iş Kuran’a,Sünnete ve Ehli Beyti Resülün rehberliğine,yönlendiriciliğine başvurmaktır.Bu hakikati Allah,Kuran’da birçok kez dile getirmiştir.Örneğin Nisa suresi 65. ayeti kerimede Allah :”Hayır!Rabbine andolsun ki onlar,aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp,sonra da verdiğin hükme,içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın,tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.”buyurur.Zaten bu tarz bir teslimiyet içinde olunmaması demek tahkiki imanın tam gerçekleşmediğini göstermektedir.Her şeyi yaratan,yaşatan ve gözeten Cenab-ı Hakkı hayatın herhangi bir noktasında nötr-işlevsiz görmek demek,ne demek okuyucu söylesin.

Zariyat suresi 56. Ayette:”Ben insanları ve cinleri bana kulluk etmelerinden başka bir amaçla yaratmadım.” ilahi fermanından anlıyoruz ki,7/24 Allah’a kullukla mükellef olan insanın gerek kişisel,gerek ailevi,gerek toplumsal,gerekse yönetimsel her meselesi İslamın gündemi içinde olacak demektir.Eğer böylesi bir imani temele sahip değilseniz,hiç kusura bakmayın,Allah alemi yarattıktan sonra alemi idare etmekten elini eteğini çekmiştir diyen deizm adlı gayri İslami tasavvurun pençesine düşmüşsünüz demektir.

Bu anlatılanlar neticesinde”İslami meseleler niye gündeminizde önemli bir alanı kapsamıyor?” Sorusunun kendi içinde çelişkili olduğunu,böyle bir sorunun Allah’ı,Kitabını hayatın en önemli unsurlarından biri olan devlet olgusundan(dolayısıyla ideoloji,ekonomik doktrin,hukuk üçlüsünden) uzaklaştırmak manasına geldiğini anlamak hiç de zor olmasa gerek.Hayatla alakalı hiçbir husus yoktur ki İslamın meselesi olmamış olsun!!!

İkinci olarak ise; her ne kadar konunun ana hatları çizildiyse de,akıllarda şüphelerin kalmaması için”konuşmalarınızda,yazılarınızda neden lafı hep dolandırıp dolandırıp siyasete getiriyorsunuz?” sorusuna cevap vermek istiyoruz.

Hayatını kendi heva ve arzularına göre değil de, Rabb’inin yönlendirmesine göre sürdüren müslümanın,rol-model aldığı zatlar Peygamberler,özellikle Peygamberimiz ve pak Ehli Beyt İmamlarımız(Allah’ın salât ve selamı onların üzerine olsun) olduğundan,bu soruyu da onlardan ilham alarak cevaplamak istiyoruz.

Şimdi gelin sizinle tarihe bir yolculuk yapalım ve Peygamberlerin bir günlüğüne misafiri olduğumuzu varsayalım.Misalen;Kuran’da kutlu hayatının ve mücadelesinin en çok anlatıldığı Musa Peygambere konuk olsaydık,nasıl bir manzara ile karşılaşırdık?Firavunun zulmüne maruz kalan halkı,imani-ahlaki-fiili anlamda kurtarmaya gelen Musa’nın(a.s) gündemi ne olurdu?Kendini ilah sayan bir Tağutun,şımarık-azgınlaşmış-sömürüyü adet edinen zenginlerin,ordusuyla,gücüyle halkları kıyımdan geçiren Haman’ın toplumu her yandan cendereye aldığı bir ülkeye Elçi gelen Musa(a.s.) ağaçları korumadan,az yemek yemekten,ayakta bevletmemekten( bazılarının İslam deyince tek aklına gelenler bunlardır nedense) ve buna benzer konulardan mı bahsederdi?Bahsi geçen bir ortamda acil olarak çözülmesi gereken bu tür meseleler mi olurdu?

Eğer böyle olsaydı,Firavunun Musayla ne derdi olabilirdi ki?Etliye sütlüye karışmayan bir Musa,sadece namaz kılın oruç tutun,verginizi zamanında ödeyin diyen bir Musayı firavun neden düşman ilan etsin?Böyle bir Musa Firavun’a değil düşman,en iyi dost olmaz mı?Firavunların,gayri İslami sistemlerin tüm zalimane uygulamalarını,toplumu fesada boğan kanunlarını görmezden gelenler ya da bazen bu uygulamaları halklara meşru gösterenler,bırakın firavunların düşmanı olmayı en sadık-maaşlı köleleri olmuşlardır. (Buna günümüz zalimlerini övgüyle yadeden,tarihteki zalimleri ise yerden yere vuran,o pak Peygamberleri ise kezzab ağızlarına alıp,salya-sümük modunda ve hiçbir derdimize derman olmayacak tarzda anlatan,İslamı ise masallar,menkıbeler dini haline getiren âlimler(!) örnek olarak verilebilir.)

Bu misali İsa Ruhullaha,Nuh’a,İbrahim’e,Muhammed Mustafa’ya,İmam Hüseyin’e ve tüm Nebilere ve İmamlara(Allah’ın salât ve selamı onlara olsun) uyarlayarak düşünün.Hepside aynı hedefin yani küfrün def’i,İslamın hakimiyeti için zamanın zalimleriyle her daim mücadele etmişler,onlardan ve sahte cennetlerinden beri olmuşlar,kendilerine inananları da böyle eğitmişlerdir.Yani zamanlarının zalim siyasi erkine daima muhalif çizgide olduklarını ve her daim onlarla mücadele-mücahede içinde olduklarını Kuran’ın şahitliğinde bizlere göstermişlerdir.Hal böyleyken bizim şimdi bu çizgide yürümek istememiz midir garip olan?Yoksa-sözüm ona-siyaseti Dini Mübini İslamın içinde bir mesele görmeyenler midir doğru olan?
Varın buna siz karar verin..!!!

Benzer Yazılar

3 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close