Halk Haber'den...

AYDINLIK VE KARANLIK – Lokman Hikmet SEBAT

aydinlik-ve-karanlik

AYDINLIK VE KARANLIK – Lokman Hikmet SEBAT

Bir laik cumhuriyet(!) aşığı yazıyor: “Ben Laikliğin medeniyetine yelken açmışım, Şeriatın karanlığından kaçmışım.” Ne cafcaflı cümleler değil mi? Bu dizeleri okuyunca sordum kendi kendime hangi medeniyetmiş ki bu, bizim haberimiz yok? Ya da hangi şeriatmış ki bu karanlığa sokmuş bazılarını?

Ne ilginçtir bu dizelerdeki iki inanış yan yana, iki komşu ülke. Biri 91 yıldır laikliği esas kabul etmiş, medeniyetin, ilerlemenin, çağdaşlığın, refahın ve bir sürü daha laf salatasının mümessili olduğunu iddia eden Süfyani rejim. Bunu da halka sorarak yaptıklarını deme adına devletin adına eklenen Cumhuriyet takısıyla göstermiş oluyorlar(laikliği de hangi halka sordularsa artık bilemiyoruz). Kısaca, her güzellik bizde diyen bu rejimin sağıyla, soluyla tam doksan bir yıldır halka verdiği ne Allah aşkına? Gelin bir bakalım.

Devletsel güç mü? Bu bahsi geçen batıl ideoloji ülkemizi dünya konjonktüründe nereye koydu? Onurun mu dibine vurduk, yoksa zilletin mi? Daha kurulduğu ilk günden bugüne zalim, hain, cani batının, emperyalizmin en sıkı destekçisi, bölgedeki planlarının uygulayıcısı bu rejim değil mi acaba? Aziz vatanımızın şehid kanlarıyla sulanmış dört bir yanı Amerikanın, NATO’nun üsleriyle, radarlarıyla, füzeleriyle dolu değil mi? Değil mi ki bu rejim yıllardır Avrupa Birliğine girme adına bu necip millete her aşağılamayı yapmıştır? Doksan bir yıllık kapkara tarihinde şu melun Süfyani rejimin bize bir tane devletsel bazda onurlu bir duruşunu gösterin, bir tane zafer söyleyin.

Askeri güç mü? Tek bir şey söyleyelim lafı uzatmadan. 35 yıldır süren PKK savaşında(onunda tamamen uydurma olduğundan bahsetmeye gerek bile yok) şu an geldiğimiz nokta size cevap olarak yeter.

Bilimsel ilerleme mi? Daha iğneyi delecek makineyi bile ithal eden bir rejimin bilimsel ilerlemesi mi? İnsan hakları mı? He he.. insan hakları şu an Karaman Ermenek’teki maden de can çekişiyor. Git orda ara. Halkın refahı mı? Ne demezsin, o konu şahane(!) zaten. Halkın refahını bu rejimin kuruluş günlerinde yapılan kutlamalarda halkın verdiği destekten anlayabilirsin. Zorla okullara toplanan çoluk, çocuğu çıkarın, bakın kaç kişi kalıyor geriye o yüce(!) rejimlerinin kuruluşunu kutlayan. Sanatsal başarı mı? Doğru hakkını yememek lazım, sanatın fuhuş kolunda her gün yeni başarılara imza atıyorlar. Ne? Başka ne var o öve öve bitiremediğiniz laik medeniyetinizde? Faili meçhullerden, darbelerden, zulümlerden, yalanlardan, katliamlardan başka ne var?

Şimdi de gelin iki komşu ülkenin ikincisine gidelim. Uzak değil haa. Hemen şurası.. 35 yıllık yepyeni bir devlet. İran İslam Cumhuriyeti. Hani diyordu ya Laik Cumhuriyet(!) aşığı “Şeriat karanlığı(sonsuz kere Allaha sığınırız)”, işte oraya bakalım ne biçim bir karanlıkmış.

Devletsel güç.. Kurulduğu ilk günden bugüne onurlu duruşuyla, zalimlere en küçük bir taviz vermemesiyle dünyanın tüm ezilen halklarına ve Müslümanlara ümit aşılayan bir devlet. Amerikanın ve Korsan İsrail’in elçiliklerini kapatıp bu zalimleri muhatap bile kabul etmeyen bir devlet. Tüm dünyanın gözünün önünde Filistin’e, Hamas’a, Hizbullah’a silah gönderen devlet.

Askeri güç.. İran-Irak savaşında emperyalist birçok devletin açık açık Saddam’a yardım etmesine rağmen, yılmayan ve yıkılmayan bir ordu. Yediden yetmişe cephelere koşan bir halk, şehadet aşığı bir ordu. Hüseyin’in divaneleri olmuş bir ordu. Ve bugün gelinen nokta da yaptıkları en küçük çapta tatbikatlarıyla bile zalimlerin ödünü koparan bir ordu. Mehdinin, Allah’ın ordusu. Uzun menzilli onlarca adda füzeleriyle, tamamen yerli üretim tanklarıyla, savaş uçaklarıyla, silahlarıyla ve envai çeşit icadlarıyla savaşa hazır bir ordu. PKK’nın İran kolu Pejak’ı kısa bir zamanda etkisiz hale getiren bir ordu.

    Bilimsel ilerleme mi? İlaç sanayisi, tohum sanayisi batıya gebe olmayan tek ülke. Kendi uçağını, kendi arabasını yapan bir ülke. Bilimin yeni gözdesi nano teknolojide zirveye oturan ülke. Hergün ama hergün buluşlarına buluş ekleyen bir ülke. İnsan hakları mı? Ülkenin birinci adamı olan İmam Ali Hamaney’in hala kirada yaşadığı bir ülkede insan haklarının nasıl olduğunu anlatmaya ihtiyaç yoktur herhalde. Halkın refahına gelirsek eğer, ulaşım, iletişim, ısınma, barınma, beslenme ihtiyaçlarının en ucuz olduğu ülke. Emniyet haliyle mükemmel. Tüm ihtiyaçları görülen bir millet niye suç işlesin? Ve her yıl Şubat ayında sokakları, meydanları dolduran bir halk. Devletine, devrimine, İslama ve Şeriatına sahip çıkan milyonlar. Her yıl ama her yıl, her eyaletinde coşkuyla kutlanan devrim günleri. Dünyanın neresinde acaba otuz milyonu aşkın insan çıkıp devlet-millet yan yana olduklarını gösteriyor. Dünyanın kaç ülkesinde Cumhurbaşkanı halkıyla beraber devletin kuruluş günü kutlamasında kol kola yürüyor? İşte Cumhuriyet böyle olur. Öyle birkaç koca kafalının kafa tokuşturmasıyla olan şeyin adı Cumhuriyet değil, yalandır dolandır.

Velhasıl; bir yanda Laik Medeniyetin aydınlığı(!), diğer yanda İslam Şeriatının karanlığı(!). Böyle aydınlığın Allah belasını versin, böyle karanlığa can kurban. Sahi şu kokuşmuş rejimin yılmadan savunuculuğunu yapıp, yıllar yılı ‘mollalar İrana’ diye nara atan sahte kahramanlar! İran, siyasette, teknolojide, bilimde çağ atladı. Siz nerelerdesiniz? Sizin utanacak bir yüzünüz var mı yoksa onu da ithal mi ediyorsunuz?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu