YENİ DİZİLERİN MİSYONU – Süleyman DAĞISTANLI

yeni-dizilerin-misyonu

YENİ DİZİLERİN MİSYONU – Süleyman DAĞISTANLI

Vahşi bir canavar hükmündeki rejime karşı beslenen zerre miktar iyi niyetin sonucunun acı meyvelerinin yoğun bir şekilde tadıldığı şu günlerde halkların dikkatinin başka yönlere çekilmesi ve oynanan oyunlardan bigâne bırakılması için yapılan sayısız fitne ve şeytani planlara da yoğun bir şekilde şahit olmaktayız. Daha önce “Mezar Taşları ve Diziler” adlı yazımızda süfyani sistemin halkları ifsat etmek için basın yayın ve özellikle dizi-filmleri etkili bir silah olarak nasıl kullandığına değinmiştik. Gün geçtikçe şeytanlaşan ve şeytana olan imanları gereği halkları dosdoğru yolundan alıkoymaya çalışan süfyani sistem, oynadığı oyunları ve kurduğu şeytani planları da geliştirmeye devam etmiştir.
Ülkede tüm hanelere televizyonların girdiği tarihten bu yana amacı toplumu ve özellikle genç nesli fıtratı olan islam çizgisinden saptırmak, ahlaksızlaştırmak olan süfyani sistem her türlü gayri ahlaki sahneleri tertemiz islam fıtratı üzere yaşayan ailelerin hanelerine kadar ulaştırmış ve halkları, yaptıkları zulümlerden ve şeytani planlardan bihaber bırakmayı amaçlamışlardır. Ancak geçen süre içerisinde semiren ve şeytani planlarını geliştiren süfyani sistem, yaydığı fitneleri ve zulümlerini gizleyebilmek için eski yöntemlerini geliştirmek zorunda kalmıştır. Önceleri sadece ahlaksızlık ve islama aykırılık üzerinden insanları helal daire dışına itmeye çalışan sistem artık bunun yeterli olmadığını görmüş ve vatan millet duygularının da işin içine katılması gerektiğinin farkına varmıştır. Zira artık hedef tahtasında sadece halkların din ve ahlakı değil vatanı da vardır. Halkı ifsat etmek için eski yöntemlerini kullanan sistem bunlara ek olarak yeni yöntemleri de devreye sokmuştur. Eski yöntemleri ile halkın ahlaki yönünü tahrif edip aile yapısını bozarken yeni yöntemleri ile de halkın fikri yapısını bozmakta, batılı hak olarak göstermektedir. Hangi dine ve kültüre ait olduğu fark etmeksizin tüm toplumlarda ahlaksızlık ahlaksızlıktır ve kimse bu gibi eylemleri ahlaklı ve erdemli işler olarak savunamaz. Ancak insanların fikri yapısını bozarsanız hakikat koca bir yalan olarak görülürken koca yalanlar değişmez gerçeklikler olarak algılanır. Düşmanlar dost olur, hainler kahraman ve hakikat yalan, yalanlar ise hakikatin kendisi olarak görülmeye başlar ki böyle bir ortamda dostu ve düşmanı ayırt edemeyen kişi kimin safında neye hizmet ettiğini anlamadan bir ömrü heba eder.
Yugoslavya dağılıp altı devlete bölündüğünde bu durumdan habersizmiş gibi tepkisiz kalan Yugoslavya halkına bu sırada ne yaptığı sorulduğunda “dizi izliyorduk” cevabını verdiği bir şehir efsanesi midir yoksa hakikat mi bilmiyorum ama bunun ihtimaller dışında olmadığını son yıllarda çoğumuz anlamışızdır. Zira birkaç yıl önce ülkede her yıl 70 dizinin final yaptığını okuduğumda vaziyetin hangi boyutlarda olduğunun bir kez daha farkına vardığımı hatırlıyorum. Özellikle son yıllarda vatan, millet, sakarya formatında yapılan dizi ve filmler süfyani sistemin hedef tahtasına halkın vatan ve millet sevgisini koyduğunu ve bunu kullanarak şeytani planlarını uygulamak istediğini açıkça ortaya koyuyor.
Son birkaç ay içerisinde neredeyse tüm kanallarda en az bir tane asker, polis filmi olduğuna herkes şahit olmuştur. Bu halk kahraman bir halktır ve kendi evlatları olan askeri, polisi de kahramandır. Ama problem bu kahraman halkın başına musallat olmuş süfyani sistem ve onun şeytani planlarını uygulamak için kilit noktalara getirilmiş kişilerdedir. Yapılan ihanetin boyutu ne kadar büyükse onu gizlemek için estirilen kahramanlık rüzgârları da bir o kadar kuvvetli olmalıdır ki basın yayın aracılığı ile bu rüzgâr alabildiğine estirilmektedir
Bu dizi ve filmlerin ilk ve en büyük görevi halkı gerçekten bir düşman olduğuna ikna etmektir. Evet bir düşman vardır hatta bir çok düşman vardır ama bu düşmanların istisnasız tümü süfyani sistemin kendisine bağlıdır. Dolayısıyla bu halkın, askerin, polisin, doktorun, öğretmenin, çiftçinin, işçinin, memurun istisnasız tüm halkın en büyük düşmanı süfyani sistemin bizzat kendisidir. Ama halkın bunu görmesinin önüne geçilmesi gerektiğinin farkında olan süfyani sistem hedef tahtasına kendisine koşulsuz şartsız bağlı olan -ki kendisinin varlık sebebi süfyani sistemin bizzat kendisidir-farklı renklerdeki düşmanları halkın gözü önüne koymuş, bu düşman yeri gelmiş rejimin bugüne kadar ki tüm pisliklerini üstlenmiş, rejimi ak pak etmeye çalışmış ve yeri geldiğinde lağvedilerek yenileri piyasaya sürülmüştür. Düşmanların adı, rengi, piyasada kalış süreleri değişse de değişmeyen tek şey süfyani sisteme olan koşulsuz bağlılıklarıdır. Bu dizi ve filmlerde düşmanlar gerçekten süfyani sistemden bağımsız hareket ediyormuş gibi gösterilmiş hatta süfyani sistemin bunları yok etmek (!) istediği izlenimi oluşturulmaya çalışılmıştır. Kendisini direkt olarak düşman ile mücadele ediyormuş gibi gösteremeyecek kadar kirlenmiş olan süfyani sistem bunu da kahraman halkın kahraman evlatlarının kahramanlıkları arkasına gizlenerek yapmaya çalışmaktadır. Kimsenin bu halkın kahramanlığından şüphesi yok. Sistemin halkın vatanseverliği üzerinden kendi pisliklerini örtmeye, şeytani planlarını uygulamak için kamuoyu oluşturmaya çalışması ve bunu yaparken de halkın kahramanlıkları arkasına gizlenmesi işin şeytaniliğinin boyutlarını ortaya koymaktadır.
Bu dizi ve filmlerde genel olarak, gerçekten bir düşman varmış da süfyani sistem bu düşmana karşı bir mücadele içerisindeymiş gibi gösterilme, süfyani sistem tarafından üst düzey kadrolara getirilmiş ancak ihanet içerisinde olan ve bu halka düşman olan kuklaların tamamının vatansever kişiler olarak sunulması, rejimin sinsi planları için kurban edilen mazlumların hayatlarını kaybetmekten memnun oldukları (!), tüm pislikleri içerisinde barındıran ve zalimlerin yanında olduklarını ikrar eden süfyani sistemin mazlumların hamisi olduğu izlenimi verilmesi, tüm insanlığa düşman olan ve kan ile beslenen Siyonistler ve onların işbirlikçilerinin aslında barış yanlısı ve huzur bekçisi oldukları vb. algılar oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Süfyani sistem tarafından her anlamda desteklenen dizi ve filmlerden ne vatanseverlik, ne kahramanlık ne de olumlu anlamda hiçbir haslet elde edilemez. Elde edilecek tek şey sinsi planlarını uygulamak için oluşturmaya çalıştıkları ahlak, din ve vatanseverlikten uzak ve sadece süfyani sisteme müştak olmuş yaşayan ölüler haline getirilmiş halk yığınları olacaktır. Kahramanlık, vatanseverlik, güzel ahlak ve diğer tüm iyi hasletler ancak ve ancak islam ile elde edilebilir ve yine deccali ve süfyani bir sistemin fitnelerinden sadece Öz Muhammedi İslamın belirlemiş olduğu çizgide ilerlenerek korunulabilir.
İlahi! Üzerimize sabır yağdır, düşmanlarımızı ve onların sayısız fitnelerini senin yardımın ile bertaraf etmeyi bizlere lütfeyle. Amin.

Yorumunuzu Gönderin