Bütün Hayvanlar Eşittir Fakat Bazı Hayvanlar Ötekilerden Daha Fazla Eşittir – Süleyman DAĞISTANLI

Bütün Hayvanlar Eşittir Fakat Bazı Hayvanlar Ötekilerden Daha Fazla Eşittir – Süleyman DAĞISTANLI

hayvan-ciftligi

Bu yazımızda ilk olarak 1945 yılında yayınlanmış, fabl tarzında yazılmış ve siyasi hiciv olarak nitelendirilen Hayvan Çiftliği kitabından, yazarı George Orwell’in, o dönem kitabı ne için ve hangi amaçla yazdığı ile ilgilenmeksizin günümüzde yaşanan olaylar ile benzerlikler gösterdiği için kısa bir özet sunmaya çalışacağız. Ön yargılardan arınmış bir şekilde düşünüldüğünde günümüze bakan yönlerinin aşikâr olacağı olayları sizlerin yorumuna sunuyoruz.
Kitap, sahip olduğu çiftlikte yaşayan hayvanları ağır şekilde çalıştıran ve onlara kötü bir hayat sunan Bay Jones’un hayvanlar tarafından çiftlikten kovuluşu ile başlar. Hayvanların dile gelerek konuştuğu ve ortak bir direnişle düşmanları olan çiftlik sahibini çiftlikten kovmaları ile yeni bir hayat başlar. Eski adı Bay Jones Çiftliği olan bu yer hayvanların ortak kararı ile Hayvan Çiftliği olarak adlandırılır. Çiftlikte artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. İsmi değişen çiftliğin girişine 7 temel kural asılmıştır; İki ayaküstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin, dört ayak üzerinde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin, hiçbir hayvan elbise giymeyecek, hiçbir hayvan yatakta yatmayacak, hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek ve son olarak “Tüm hayvanlar Eşittir”.
Ancak zaman geçtikçe özgürleştiklerini ve zulümden kurtulduklarını düşünen hayvanlar bir şeylerin ters gittiğine düşünmeye başlarlar. Zira kendilerini daha akıllı olarak niteleyen domuzlar gün geçtikçe kendilerine tanınan ayrıcalıkların çerçevesini genişletmekte, diğer hayvanlardan farklı olduklarını her davranışları ile ortaya koymaktadırlar. Çiftlikte en az onlar çalışıp en çok onlar yatıyor ancak en güzel yiyecekleri yine onlar yiyor. Her ne kadar arada itiraz sesleri yükselse de hiçbir yalan ve hileden çekinmeyen Squealer adlı domuz, yapılan her işte ve çiğnenen her yasakta bir hikmet olduğunu, iyi niyetli olmaları gerektiğini vurgular durur. Napolyon adlı domuz Snowbal adlı domuzu bir gün çiftlikten kovar ve gücüne güç katarak çiftliğin tek hâkimi olma yolunda hızla ilerler. Uyanık bir domuz olan Napolyon bunu tek başına başaramayacağını bildiği için etrafında bulunan ve yaptığı her harekete onay veren bir ekip dahi kurar. İşler artık daha da kolaylaşmıştır, her hata çiftlikten kovulan Snowbal adlı domuza yıkılıyor, delinen her kanunun bir hikmetinin olduğu Squealer ve ekibi tarafından diğer hayvanlara usulca telkin edilir. Napolyon insanlardan kalma evde yün yataklarda yatmaya başlar, hatta insanlardan kalan içkileri de içer. Bunu ilk etapta yadırgayan hayvanlardan okuma yazma bilenler doğruca delinmesi söz konusu dahi edilemeyecek olan çiftliğin girişindeki 7 emirin yanına giderler. Hayvanlar gördükleri manzara karşısında şaşkındır zira ye 7 emir değiştirilmişti ya da hafızaları onları yanıltıyordu: “Hayvanlar yatakta yatmayacak ancak bazı hayvanlar yatakta yatabilir” “Hiçbir hayvan içki içmeyecek ama bazıları biraz içebilir” “Tüm hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir.”
Squealer işini iyi yapan bir domuzdu, geceden 7 kural usulca değiştirilmiş, 7 temel kuralın değiştirildiğini iddia eden hayvanların hafızalarında bir problem olduğuna diğer tüm hayvanlar inandırılmıştı. Napolyon’un işleri artık iyiden iyiye kolaylaşmıştı. Napolyon artık Çiftlik içerisindeki hayvanlar arasında: “liderimiz” ,”Hayvanlar babası” , “Koyunlar hâmisi” , “Yavru hayvanların dostu” gibi üstün sıfatlarla anılıyor ve her türlü güzellikler ona atfedilmeye başlanıyor, mesela tavuklar, “liderimiz sayesinde altı günde beş yumurta yumurtladım”, havuzdan su içen inekler: “liderimiz sayesinde bu suyun tadı ne kadar güzelmiş” demeye başlamıştır. Bir sabah Napolyon o gün doğan 9 köpek yavrusunu annesinden almış ve özel eğitime tabi tutacağını söyleyerek gözden uzak bir şekilde eğitmeye başlamıştır.
Hayvanlar direnişin son bulduğu o ilk günlerdeki gibi bol yiyecek alamıyor, buna rağmen daha çok çalışıyorlardı. Napolyon çiftlikte yeni bir karar açıklamıştı artık hayvanları otladığı ve dolaştığı boş araziye arpa ekilecekti. Bu kadar büyük araziye neden arpa ekildiğini kimse anlamasa da Napolyon ve uşakları içkinin nasıl yapılacağını bir şekilde öğrenmişlerdi, hayvanların otlayacak alana olan ihtiyaçları bir içki müptelasının içkiye duyduğu ihtiyacın yanında bir hiç sayılırdı hem hayvanlar daha çok çalışmalıydı. Gün geçtikçe hayvanlar eski dönemlerin çok kötü olduğu hatırlatılarak artık özgür oldukları (!) gerekçesi ile daha ağır şartlarda çalıştırılmaya başlanıyor, yemlerde ise kısıntıya gidiliyordu zira Napolyon evde bulduğu puro sigarasının tiryakisi olmuştu ve satılan her bir yumurta ve her litre süt daha fazla puro anlamına geliyordu. Yemleri kısılan hayvanlar başlangıçta itiraz etse de Squealer sayesinde bu yapılanın bir kısıntı değil ayarlama (!) olduğuna ikna olmuşlardı. Çiftlikte en fazla atlar çalışıyordu ve sürekli eskinin çok daha kötü olduğu, şimdi yeni çiftlik için çok fazla çalışmaları gerektiğini söyleyip duruyorlardı.
Bir sabah tüm hayvanları konuşma yapmak üzere toplayan Napolyon’un etrafında, eğitmek için almış olduğu 9 yavru köpeğin Napolyon’un vahşi askerleri haline geldiği görülür. Napolyon yeni bir karar daha açıklar; “Artık tavuklar kuluçkaya yatmayacak ve tüm yumurtalar çiftliğin ihtiyaçları (!) için satılacak.” Bu karara tüm tavuklar karşı çıkar ancak o 9 vahşi köpek tüm hayvanların gözü önünde itiraz eden tüm tavukları parçalarlar. İlk başlarda dehşete kapılan hayvanlar günler geçtikçe Squealer’ın marifetiyle, öldürülen tüm tavukların ne denli hain olduklarına ve direniş sırasında hayvanlara ihanet ederek insanlara nasıl yardım ettiklerine inanmaya başlar.
Bir gün çiftliğe karşı büyük bir saldırı olur, çiftliğin ihtiyaç duyduğu enerjinin karşılanabilmesi için tüm hayvanların 2 sene boyunca gece gündüz çalışarak yaptıkları yel değirmeni yıkılır, çiftlikteki bütün hayvanlar yaralanır ve bazıları ise ölür. Bir müddet sonra bir tüfek sesi duyulur. Ağır yaralı bir hayvan yanındaki bir domuza: “Neden tüfek atılıyor” diye sorar, Domuz; “Zaferimizi kutlamak için” cevabını verir. Yaralı hayvan; “Hangi zafer” diye hayret eder. Domuz; “Ne demek hangi zafer, düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı” deyince “Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler” karşılığını alır o hayvandan. Domuz: “Ne önemi var, bir değirmen daha yaparız, istersek daha fazla yaparız der ve olay kapanır. Saldırı sırasında cepheye bile çıkmayan Napolyon’a gazilik verilir, madalya takılır.
Hayvanlar artık perişan haldedir, Pazar günleri dahi çalışıyor, insanların çiftliğin sahibi oldukları dönemlerden daha az yem alabiliyor ve kendilerini eskisinden çok daha fazla baskı altında hissediyor. Ancak gece gündüz kafasını kaldırmadan çalışan atlar ve Squealer sürekli eskinin çok kötü olduğu, güçlenen çiftliğin ve özgürlüğüne (!) kavuşan hayvanların düşman çiftlikler tarafından yıldırılmaya çalışıldığı, tüm zorlukların dış düşman sayesinde çekildiği anlatılıp durur. İşin ilginç yanı bir gün çalışmaktan dolayı hastalanan at Napolyon’un emri ile çiftlik dışına tedaviye (!) gönderilir. Her ne kadar atı almaya gelen arabanın üzerinde “At Kasabı” yazıyor olsa da buna şaşıran diğer hayvanlar Squealer ve adamları tarafından ikna edilir. Squealer liderleri Napolyon’un, atın son anına kadar başucunda olduğunu, atın son nefesinde “tüm hayvanların Napolyon’a koşulsuz itaat etmesini istediğini ve Napolyon’un tek kurtuluşları olduğuna tüm hayvanların canı gönülden inanmasını” vasiyet ettiğini anlatır.
Artık çiftliğin çehresi çok farklıdır. Çiftliğe şimdiye kadar düşman ilan edilen başka çiftlik sahibi insanlar gelmeye başlar. Artık “Tüm iki ayaklılar düşmandır” diye bir kural yoktur, şimdiye kadar da olmamıştır zaten “Tüm iki ayaklılar düşmandır ama bazıları değil”. Yeni kural böyle olsa da buna karşı çıkan hayvanları Squealer ve ekibi “Napolyon bu insanları kullanıyor ve onlardan faydalanıyor ve günü geldiğinde işlerini bitirecek” diyerek ikna etmeyi başarırlar. Çiftliğe gelen insanlar Napolyon ve ekibi ile sık sık görüşmeye başlarlar, hatta fikir alışverişinde bulunurlar. İnsanlar Napolyon’a bu hayvanları isyan etmeden nasıl bu kadar fazla çalıştırdığını sormaya başlarlar ve ondan kendi çiftliğindeki hayvanları da bu kadar fazla çalıştırabilmek için ipuçları alır.
Bir gece insanlar ile buluşan domuzların kahkahaları tüm çiftliği sardığı sırada tüm hayvanlar gizlice onlara yaklaşır ve omuzlar üzerinden evin penceresine yaklaşıp içeri bakarlar. Gördükleri manzara onları çok şaşırtmıştır. Zira domuzlar yarı insan şekline, insanlar ise yarı domuz şekline bürünmüşlerdir.

Yorumunuzu Gönderin