FİTNEYİ ATEŞLEYENLER – Süleyman DAĞISTANLI

FİTNEYİ ATEŞLEYENLER – Süleyman DAĞISTANLI
Doğu ve Batı olarak dünyanın üçte birine hükmeden Roma İmparatorluğunun iktidarının zirvesinde olduğu dönemlerde yani yaklaşık 2000 yıl önce tanrı olarak nitelendirilen imparator Adrianus ve onun her şehirde diktatörce hüküm süren valileri, halkı akla ve mantığa uymadığı gibi vicdanların tümden reddettiği yalanlara ve saçmalıklara inanması için zorlar, yeri geldiğinde türlü işkenceler ve katliamlara başvururmuş. Böyle bir dönemde Allah inancı taşıyan bir grup insan ise baskı ve işkenceler ile yollarından vazgeçirilmeye, putperestliğe, kula kulluğa dönmeye zorlanır buna ikna olmayanlar türlü vahşilikler ile öldürülürmüş. Böyle bir dönemde tüm toplumu ve zorba yöneticileri karşılarına alabilecek yiğitlikte olan 7 genç her fırsatta halka hakikati anlatıyor ve sayılarının azlığına, taraftarlarının güçsüzlüğüne bakmadan hakkın batıla üstün gelebileceğine olan mutlak inançları ile belki kemiyette değersiz ancak keyfiyette paha biçilmez bir çaba ile hakkı haykırırlarmış. Ashabı Kehf olarak bilinen ve zorba yöneticiler ile onlara müştak olmuş aklı gözünde olan halklara hakkın nurundan bir ışıltı sunduktan ve ölüme mahkûm edildikten sonra yaratıcının yardımı ile kurtulan ve hakkın zaferine şahit olmak üzere bir mağarada 309 yıl uyutulan ve birkaç saat uyumuşçasına yeniden uyandırılan ve hakkın zaferine şahit tutulan 7 genç, tüm çağlara vermiş oldukları ders ile hakkın taraftarlarına her daim ilham kaynağı olmuşlardır.
Hakkın taraftarı olanların sayısı bir toplumda ne denli az olursa olsun hakikatin dile getirilmesi gerekir ki idrakleri ellerinden alınmış ve hikmetli bakıştan nasiplenmemiş halklar, hakikat ortaya çıktığında kendilerini tüm toplumun da kendileri gibi kandırıldığı safsatası ile tatmin edip temize çıkaramasınlar, halkın gözünü bağlayan insi şeytanlar da kendilerini halktanmış gibi gösterip halkların tamamı gibi kandırıldıklarını iddia ederek kendilerini temize çıkarıp yeni fitneler peşinde koşmasınlar. Sayıları az da olsa dile getirdikleri hakikatin tüm çokluklara galip geleceğini bilenlerin dile getirdikleri hakikat o denli önemlidir ki günü geldiğinde kandırılmış ve hakikatten uzak tutulmuş halkların, toplumda hakkı ve hakikati gözlerin perdelendiği dönemlerde dahi arayıp bulanların olduğunu görmelerini sağlayacak “kendilerinin ve tüm toplumun kandırıldığı” bahanesi ellerinden alınacaktır. Bu meselenin önemli olmasını sağlayan bir diğer neden ise fitnenin başında fitnenin farkında olanlar ile fitnenin tüm topluma zarar verdikten ve fitne olduğu tüm toplumca anlaşıldıktan sonra halkları yeniden kandırma ve hakikatten uzaklaştırma derdinde olan hokkabazların birbirinden ayrılmasını ve kimin hak kimin batıl olduğunun anlaşılmasını sağlamasıdır. Aksi halde 309 yılın ardından Adrianus’un bir tanrı değil aciz bir insan olduğunu söyleyen ve halkı yeniden kandırmak için yeni oyunlar peşinde koşanlar ile canları pahasına hakkı dile getirip 309 yıl mağarada uyuyan 7 genç arasında bir fark kalmaz. Bu farkı ortaya çıkaran şey fitne zamanı korkusuzca hakkın haykırılmasıdır. Bir toplumda ne pahasına olursa olsun hakikati dile getirenler yoksa o toplum her dönemde yeni fitneler ile kandırılıp uyutulacak, fitnelerin şekli değişse de halkların gözlerini bağlama noktasında fonksiyonları aynı kalacaktır. Öyleyse herkesin günah çıkarırcasına fitneyi kötüleyip durduğu şu günlerde kimin hokkabaz kimin hak eri olduğunu anlamanın tek yolu fitnenin başından beri onun nasıl bir bela olduğunu anlatanlar ile yeni türeyen ve var güçleri ile fitneden bahsedenlerin kimler olduğunu tespit etmektir. Unutmayın ki şu an en ateşli şekilde “fitne fitne” diye bağıranlar fitneyi ateşleyenler yakın zamanda fitneyi en fazla öven ve tüm topluma yaymaya çalışanlardır.
fitne ateş

Yorumunuzu Gönderin