PELİKAN DOSYASI… – Süleyman DAĞISTANLI

AHMET DAVUTOGLU
Ülkede kan ve gözyaşının katlanarak arttığı bu günlerde suni gündemler ile sürekli olarak halkı gerçeklerden uzaklaştırma ve uyuşturma derdinde olanların son oyunu; PELİKAN DOSYASI…
Çoğumuz kısa süre önce ortaya çıkan, tüm basın ve yayın organlarında bahsedilen bu yeni aldatmacanın ismini duymuşuzdur. Her olayda olduğu gibi ayrıntısında türlü sinsiliklerin ve habisliklerin gizlendiği bu olay ile ilgili dilimiz döndüğünce kısa bir değerlendirmede bulunacağız.
Her şey kısa bir süre önce internet de “Pelikan Dosyası” adı ile açılan bir blog sayfasında isimsiz olarak yayınlanan uzun bir yazı ile başladı. Bu yazıyı kimin yazdığının bir önemi olmamakla birlikte yazılış amacı üzerine konuşulması gerektiğini düşünüyoruz. Başlangıçta bir köşe yazısı ya da kişisel bir değerlendirme gibi gözükse de aslında geri planında sayısız habisliğin üzerinin örtülmesinin, süfyanın ve temsil ettiği süfyani sistemin sütten çıkmış ak(!) kaşık olarak lanse edilebilmesi için özenle hazırlanmış ve her satırı ile halkın algılarının ve düşüncelerinin tahrif edilmesinin amaçlandığı bir yazıdır. Bu yazıda kuklayı değil kuklacıyı vurma yolunda her gün daha da bilinçlenen bu halkın yeniden hedefe kuklayı oturtması için gereken her şey söylenmiş ve sonuç olarak sisteme ve sistemin en kâmil temsilcisi olan süfyana en ufak bir toz kondurulma ihtimali kalmamıştır.
“Selam Olsun!” Yazının başlığı bu. Öncelikle süfyanı temize çıkarmak adına kendi emri altında olanları sanki farklı bir yol izleyen, başına buyruk hareket eden (!) bir kesim olarak yani “Hocacılar” olarak niteleyerek başlanıyor yazıya ve tüm yazıda “Reisciler” ve “Hocacılar” arasındaki ihtilaflardan (!) bahsediyor. Güya bu yazılanları çok az kişi biliyormuş, o bilenler de dile getirmekten korkuyormuş (!) ama artık olay dayanılmaz boyutlara vardığı için bu yazı yazılmış…(!)
Yazıda neler geçtiği ile ilgili ayrıntılı bir özet geçme niyetinde değiliz ama özet olarak şunu ifade etmek gerekir ki; Sistemin son yıllardaki tüm zulüm ve hataları kısaca özetlenerek biri ya da birilerine mal edilmiş ve süfyani sistem ile onun en kâmil temsilcisi pir-u pak hale getirilmiştir. Ama öyle bir iki mesele değil hepsi. Suriye politikasından gezi olaylarına, paralel ve dikeylerden yalaka gazetecilere, başkanlıktan koalisyona, yolsuzluklardan rüşvetlere, terör örgütü ve terör olaylarından Dolmabahçe görüşmelerine, terör örgütü elebaşı vahşi canavarın muhatap alınıp muhterem ilan edilmesine, Suriye’ye 4 adam gönderecek olan insan bozmasından seçim süreçlerine kadar her şey sistemin ya da süfyanın değil “Hocacıların” kabahati…(!) Yazı kısaca bu şekilde. Peki yazının şimdi yayınlanma sebebi ne…? “Reiscilerin” artık canına tak etmesi mi…? Ülkenin menfaati ve halkın yararı için mi…?
Öncelikle Reisci, hocacı diye bir ayrımın olmadığının bilinmesi gerektiği ile başlayalım. Bu ülkede, halka zulüm için zulüm temelli kurulmuş bir sistem ile isim ve sıfatlarının hiçbir önemlerinin olmadığı sistem temsilcileri vardır. Bunların ne sağı-solu, ne kapitalist-anti-kapilatalisti, ne Müslümanı-gavuru, ne paraleli-dikeyi ve ne de reisci-hocacısı değil, uğrunda bir ömür çalışıp çabalayarak ayakta tutmaya çalıştıkları bir zulüm sistemleri vardır. Bu sistemin ayakta durması için bir film senaryosundan çok daha çabuk değişir rolleri ve gömlekleri. Dünyada ve ülkede, terör destekçisi, diktatör, zalim ve pervasız bir yönetim ile nitelendirilenler, tüm bu suçlamaları o kadar aleni bir şekilde işlemektedirler ki inkâr etmek artık kar etmez hale gelmiştir. O halde yeni bir yol gerek, bu yol, “yaptık ama sorun bi niye yaptık ve bunu içimizden kim yaptı veya dış güçler kimlere yaptırdı?” yoludur.
Tüm yapılanlar için sürekli günah keçisi bulmak gerekir. Bu yeri gelir Ergenekon olur, paralel-dikey olur, gezici-darbeci olur yeri gelir “hocacı” olur. Yeri geldiğinde kimileri hayali örgüt ilan edilmeden tüm suçlar ve zulümler üzerine yıkılır ki sistem temiz kalsın. Zulümlerin yıkıldığı örgütler hayali çıkar da yapılan zulümler gerçeğin ta kendisidir. Evet, Suriye’de akan kanların da, ülkede var olan huzursuzluğun da, yolsuzluğun, yoksulluğun, hırsızlığın, rüşvetin, ahlaksızlığın tamamı bu habis ağacın acı meyveleridir. Şimdi dünyada ve ülkede, ağızda tat gönülde huzur bırakmayan bu habis ağaç, kendisini kökünden sökmeye ahd eden ve bu yolda her geçen gün daha da bilinçlenen halklara karşı son savunmasını yapması gerekir; “Bu acı meyveler bu daldan değil diğer daldan” diyerek kökünden dallarına ve meyvelerine kadar habis olan ve varlığını korumanın derdine düşen bu ağacın ömrü bitmek üzeredir. Her dal köküne candan bağlıdır ve her meyve habis köklerden beslenerek zehir saçmaktadır. Şimdi istediğiniz kadar reisci, hocacı oyunları oynayın, bu halkı kandıramayacak ve zulümlerinize kılıflar uyduramayacaksınız. Sistem için yüzlerce günah keçisi de bulsanız ve hepsini teker teker boğazlasanız dahi yok oluşunuzun önüne geçemeyeceksiniz. Reisci, hocacı değil “hızarcı” olan bu halk kökünden dallarına kadar habis olan sistem ağacınızı kökünden kesecek ve böylelikle tüm dünya halkları rahat bir nefes alacaktır inşallah…

2 comments

  1. osman duman, Cevapla

    Rabbim kalemine güç versin. Bu zülüm ağacının kökünden kesileceği günü nekadarda özledik. İlehi O günleri hıozlandır ve bizlerede göremeyi nasip et inş.

  2. selcuk, Cevapla

    Değerlendirme için Allah razı olsun mevzu bahis olan hocalardan olmayan hocam..

    Ülkede kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan bir düzen kurmuşlar, her yeni dönemde sistemi ak(!)layacak bir günah keçisi-grubu-örgütü bularak kendini temize çıkaran sistemin son senaryosu olduğu Allahın verdiği aklı kullananlara aşikardır bu akbabamsı pelikan.. Bu sefer yine senaryo aynı roller ve kahramanlar değişti..

    Selam olsun firasetine güvenilen halka -ki kendisi pelikancılarca cahil görülmektedir- bu zifiri karanlıktan da aydınlığa çıkış yolunu bilir, bilenleri büyütür, gün gelir onların liderliğinde aydınlığa erişir.. Bize düşen olaylarda uyutulduğu zannedilen ancak her türlü pisliğin farkında olan ve beklenen güne kadar bu pisliklere karşı öfkesini besleyenlerden olmak.. Bu yolda da gayret bizden Tevfik Allah(c.c.)’tan..

Yorumunuzu Gönderin