YENİ TÜRKİYE 3 (Güvenlik Sorunu) – Musa GÜNEŞ

yeni-turkiye-3-guvenlik-sorunu

YENİ TÜRKİYE 3 (Güvenlik Sorunu) – Musa GÜNEŞ

Bu yazı dizimizi takip edenler göreceklerdir ki, bu makalelerin ele alınma sebebi olarak Cumhurbaşkanının ‘biz iktidarımız boyunca 4 alanda sürekli büyümeyi, sürekli kalkınmayı, yeni Türkiye’ye yakışır bir şekilde ilerlemeyi kendimize vizyon edindik. Ve bu 4 alanda da ilerledik. Bu alanlar; sağlık, eğitim, ulaşım ve güvenliktir.’ sözleridir. Sağlık ve eğitim başlıklarına ağırlıklı olarak Yeni Türkiye 1 (1) adlı makalemizde; ulaşım, konusuna ise Yeni Türkiye 2 (2) adlı makalemizde yer vermiştik.
Bahtsız bir coğrafya olan ülkemizde, kendi BOP hevesleri için acının aktığı bu topraklarda (3) insanın, hiçbir değerinin olmadığını, ‘Neden acılar bitmiyor ülkemde?’ diye bir soru yönelttiğimizde ise Deccali Süfyan’ın ülkemizde olduğunu (4) rahatlıkla hissedebilmekteyiz.
Ülkemizde güvenlik sorunu kalmamıştır şeklinde konuşanların özellikle son zamanlarda aslında ülkede hiçbir güvenliğin olmadığını var olan güvenliğin ise kendi yanlarındaki korumalarda olduğunu öyle ki başka ülkeye gidip o ülkenin halkını ve milletvekilini darp edecek kadar güvenliğe önem verdiklerini rahatlıkla gözlemleyebilmekteyiz.
Güvenlik zafiyetinin çok fazla olmasından dolayı hangi olayı makalemize örnek olarak alacağımızı bile şaşırmış durumdayız inanın. Reyhanlı patlamasını mı, İstanbul patlamasını mı, Ankara’daki patlamaları mı, Sur’da ki olaylara mı değinelim bilemedik.
Kendi ülkesinde güvenliği bitirerek ‘gerekirse Suriye’ye 4 adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim’ diyenlerin MİT başkanı olduğu bir ülkede MİT elemanlarının bu patlamaları engelleyememesi-engellemek istememesi zaten normaldir. ‘Valilerimize operasyon yapmayın dedik, Pkk iki yıl boyunca yığınak yaptı, her şeyden haberimiz vardı’ diyenlerin yönetici olduğu bir ülkede güvenliğin olmaması gayet normal.
28 Aralık 2011 Uludere’de 34 kişi güvenliği sağlamak gerekçesi ile haksız yere öldürülmüş yürütülen davaya ise takipsizlik kararı verilmiş, suçsuz yere insanları öldürenler temize çıkmıştır. 11 Mayıs 2013 Reyhanlı’da 54 kişi hayatını kaybetmiş ve bu sayıdan daha fazlası ise hayatının geri kalanına engelli olarak devam etmek zorunda kalmıştır. Tuhaftır bu patlamada il de bulunan onlarca mobese kamerası, jandarma ve polis patlama yapan aracın kilometrelerce yolu nasıl geldiğinin farkına varamamışlardır. 5 Haziran 2015 Diyarbakır’da 5 kişi, 20 Temmuz 2015 Suruç’da 33 kişi hayatını kaybetmiş. Devlet görevlileri hiçbir sorumluluklarının olmadığını söyleyebilecek kadar kendilerini temize çıkarmıştır. Suçu hemen IŞİD adlı örgütün üstüne atmış sanal gündemler ile konu unutturulmuştur.10 Ekim 2015 Ankara’da 102 kişi feci bir patlama sonucu hayatını kaybetmiş, sorumlular suçu kabullenmek yerine, zaaflarının olduklarını üstlenmek yerine bu tür yönde sorulan sorulara herkesin önünde gülmüşlerdir ve herhangi bir ihmalin olmadığını belirtmişlerdir. 12 Ocak 2016 İstanbul 10 kişi Sultan Ahmet meydanında feci bir şekilde katledilmiş, sorumlu kurumlar yine sorumsuzca kendilerinin suçu olmadığını belirtmişlerdir.17 Şubat 2016 Ankara’da 28 kişi hayatını kaybetmiş. Normal bir emniyet veya askerlik şubesinin önünde bir araç istop ettiğinde hemen ‘aracınızı kaldırın’ emrine hepimiz şahit olmamıza rağmen Milli Savunma, İçişleri, Maliye Bakanlığı, Genelkurmay, Hava ve Deniz kuvvetleri, Jandarma Komutanlığı ve TBMM’nin bulunduğu bir yerde nasıl olur da bomba patlayabilir soruları tekrardan aklımıza gelmiştir.

3 günde 13 şehidin, 1 günde 8 şehidin, 24 saatte 11 şehidin, 9 ayda 308 şehidin verildiği, Cizre- Silopi- Sur gibi ilçelerde 200’den fazla sivilin hayatını kaybettiği, ‘kanınızda banyo yapacağım diyenlerin korunduğu’, yüzlerce kişinin ölümüne rağmen bazı şeylere göz yumduk diyenlerin güvenliği!

Şehir merkezleri bile artık güvenilir olma özelliğini kaybetmiş, örgütler merkez ilçelere bile tonlarca patlayıcı ve silah depo etmişlerdir. Iğdır’da bir özel harekat polis aracı asfalt yolda giderken 1 ton’luk patlayıcının patlaması ile 14 polis feci şekilde can vermiştir. Sonradan yaptıkları açıklama da ise 500 metrelik bir kablonun çekildiğini belirtmişlerdir. Dağlıca da 15.30’da 16 askerimiz şehit edilmiş buna rağmen devlet medyası ve yetkilileri bundan tam 7 saat sonra bir futbol maçı sırasında böyle bir olayın gerçekleştiğini kamuya duyurmuşlardır. Pkk kilometrelerce kablo döşerken, evlere bomba tuzakları hazırlarken, belediye hendek kazıp teröristlere yardım ederken, tonlarca bomba ilçelere taşınırken, binlerce silah ve mermi taşınırken, bölgedeki evlere-okullara-camilere yerleşirken, MİT ne yapıyordu, emniyet müdürlüğü ne yapıyordu, genelkurmay ne yapıyordu, vali kaymakam ne yapıyordu, jandarma ne yapıyordu, insansız hava araçlarınız neredeydi, kendi milli! uydularınız neredeydi.

Çözüm süreci denen, silah depolama sürecinde bile askerden ziyade örgütün sivilleri öldürdüğü de ortada.
Bununla birlikte eşiyle alışverişten dönerken şehrin merkezinde vurulan askerler (5), Adıyaman da evlerinin içinde kapı zorlaması olmadığı halde yatağında vurulan polisler.

Bütün olaylarda devlet yetkilileri hep bir örgütü veya siyasi partileri suçlamış, kendilerinin sorumlu olmadıklarını belirtmişlerdir. Bununla beraber bütün örgütlerin yaptıkları eylemler ne kadar canice olsa bile, eylemlerini üstlendiklerini biliyoruz. Çünkü onların mantığından kendi tabanlarına güçlüyüz algısı verilmelidir. Ama şunu gördük ki Suruç ve Ankara patlamalarını IŞİD, Adıyaman da acımasızca vurulan polislerin sorumluluğunu PKK üstlenmedi. Bu da bir soru işareti olmalı bence.

Katillerin elini kolunu sallayarak Adliye binasına girip savcı ve hakimleri öldürdükleri güvenlik ülkesi! İstanbul’da taranan kahvehane ve dernekler, eşiyle birlikte yürüyen adamın namusuna dil uzattıktan sonra ölümüne dövülmesi, Ankara da bazı kişilerin teşkilatlanması ile oluşan şehir mafyasının otopark terörü, şehrin göbeğinde kadınların ve çocukların öldürülüp can ve namus güvenliklerinin kalmaması ve bütün bunlara rağmen ‘Türkiye, dünyanın en güvenilir ülkelerindendir’ açıklaması.

Bunlara paralel olarak yayın yasağı için alınan muhteşem güvenlik önlemleri. (6)

Yazıya son verirken 2023 yolunda ülkede güvenliğin kalmadığı bir gerçek. Üstte verdiklerimiz olaylar bizim aklımıza gelenlerdir. Bununla birlikte hatırlayamadığımız ve fert olarak çok fazla ölümlerin olduğu güvenliğin bittiği, güvenlik için kime sığınacağımızı bilmediğimiz, her an bir yerde bir katliamın olabileceği bir bombanın patlayabileceği tedirginlik ile yaşanılan güvenlik! ülkesi Türkiye.

Son olarak ele aldığımız bu açıklamaların dışında Yeni Türkiye!de adalet, din, bilim, sosyal hayat, işsizlik, işyerlerindeki güvenlik sorununa da ülkemizin ne halde olduğunu sizlerle birlikte yakından müşahede etmekteyiz ve inşallah bu konuları da ilerleyen günlerde kaleme almaya gayret edeceğiz.

Selametle kalın.

(Verilen rakamlar resmi rakamlardır oysa biz gerçekleşen olaylarda daha fazla kişinin hayatını kaybettiğini düşünüyoruz)

(1) http://www.halkhaber.org/2014/12/08/yeni-turkiye-1-musa-gunes/
(2) http://www.halkhaber.org/2015/10/30/yeni-turkiye-2-musa-gunes/
(3) http://www.halkhaber.org/2015/11/30/baskanlik-ve-ozerklik-oz-yonetim-soylemlerinin-arka-plani-musa-gunes/
(4) http://www.halkhaber.org/2015/09/07/neden-acilar-bitmiyor-ulkemde-musa-gunes/
(5) http://www.halkhaber.org/2014/10/27/basin-ozgurlugu-suleyman-dagistanli/
(6) http://www.halkhaber.org/2014/10/26/yayin-yasagi-huseyin-yahya-cevher/

Yorumunuzu Gönderin