RENGİMİZ KIZILDIR BUGÜN… – Süleyman DAĞISTANLI

rengimiz-kizildir-bugun

RENGİMİZ KIZILDIR BUGÜN… – Süleyman DAĞISTANLI

“Sana, savaş haram olan ayda savaşı soruyorlar. De ki: O ayda savaş büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan çıkarmak, onu inkâr etmek, halkı Mescidi Haram’dan menetmek ve mescit ehlini, oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitneyse adam öldürmeden de beterdir.” (Bakara 217)

Cahiliye döneminde kabileler arası savaşlar o denli şiddetli olurmuş ki, bazen bir deve yüzünden kabilelerin 40 yıl savaştığı söylenir. Ancak o dönemde dahi haram olan aylarda savaşlara ara verilir, kılıçlar belli süreliğine kınlarına konulurdu. Kanların toprağı suladığı, bedenlerin toprak üstünde yığın haline geldiği anda, haram ayın girmesi ile herkes olduğu gibi kalır, kılıçlar kınlarına sokulur, cesetler toplanır ve etraf birden durulurdu. Ancak ortada barışı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır, haram ay olduğu için savaş da mümkün değildir. İşte böyle durumlarda kabileler savaşın bitmediğini, sadece haram aylar sebebi ile durduğunu, haram ayların bitiminden hemen sonra kılıçların yeniden meydanda olacağı mesajını vermek için komuta merkezinin olduğu çadırlarına kırmızı bayrak asarlarmış. İşte bu kırmızı bayrak, savaşın devam edeceğini, zamanın gelmesiyle birlikte mücadelenin yeniden başlayacağı anlamına gelirmiş.

Hayatta iken İmam Hüseyin’i ziyaret edemeyen ancak şehadetinin ardından Kerbela mesajını tarihe not düşüren Hz. Zeyneb’in türbesinin yanına gömülme şerefine nail olan Ali Şeriati, Dünya Görüşü ve İdeoloji adlı eserinde, Kerbela’ya gidememiş olmaktan dolayı duyduğu acıdan bahsettikten sonra, Kerbela’ya giden arkadaşlarının Ebu-l Fazl Abbas’ın türbesinin sancağının kırmızı olduğundan bahsettiklerini ve bunun kendisini fazlası ile etkilediğini dile getirmektedir. Ve devamında, o an anladım ki “Bu kırmızı bayrak demek istemektedir ki, buraya gelirseniz sessiz sakin birkaç mezar görürsünüz. Hüseyin’in Kerbela’da ki savaşını susmuş ve son bulmuş görürsünüz. Ama haram aylar nedeniyledir bu. Oysa bu komutan bayrağı göstermektedir ki bu savaş devam edecektir. Ne zamana kadar? Her gün aşura, her yer Kerbela ve her ay Muharremdir. Hangi savaş? İbrahim’in başlattığı savaş. Tevhit yeryüzünde bütün boyutlarıyla yerleşmeden bu savaş son bulmayacaktır.” der.

Haksızlık ve adaletsizliğe karşı zillete boyun eğmeyen İmam Hüseyin’i haram ayda katleden zihniyetin günümüzdeki temsilcileri, günümüz Hüseyin’lerini katlederek, atalarının yok edemediği hakkı yok etme sevdasına düşmüşlerdir. Yezit’likleri sebebi ile zulümlerinden geri kalmayanların olduğu her coğrafyada, Hüseyni’likleri sebebi ile kanlarının kılıçlara galip geldiği kahramanların olduğu tarihin değişmez gerçekliğidir.

Koca bir Arap Yarımadasına fasık hanedanının ismini koyan, kurulduğu günden itibaren dünya Siyonizm ve emperyalizminin en sadık hizmetçisi olan, Allah’ın evinin misafirlerinin her fırsatta kanını döken, en ufak bir haksızlığa karşı çıkanları dahi hunharca katleden, Beytullahın içerisinde mazlum kaldığı bir rejimin, dostlarını din, mezhep, ırk ve bölge temelli değil, sadece Siyonist bağlarla inşa ettiğini gören herkesin, bu tağut rejimin akıttığı kanların da yine Siyonist bağları sebebi ile olacağını bilmesi gerekir. Aklı selim her insanın, mazlumca şehid edilen bir insana üzülmesi, bu adaletsizliğe karşı çıkması gerekir ve fıtrat da bunu gerektirir. Ancak en büyük amaçları halkları fıtratlarından uzaklaştırmak olan rejimlerde, fıtrat sadece zalimlerin suçlarını örttüğü bir örtü haline gelir. Halkların fıtratlarının bozulması ve hakikatlere düşman edilmesi de en temel amaçtır. Mazlumca şehid edilen Ayetullah Nemr’in, mezhebi ya da bölgesel farklılıklar sebebi ile değil, zulme karşı hakikatleri dile getirmesi sebebi ile şehid edildiğinin bilinmesi gerekir. Zira tağut bir rejimin, dost ve düşmanlarını belirlerken göz önünde bulundurduğu tek kriter, yaptığı zulümlere ses çıkartılıp çıkartılmadığı, kendi Siyonist emellerine karşı çıkılıp çıkılmadığıdır. Bunun dışında meseleye farklı bir kulp takmak sadece düşmanın işine yarayacaktır. Tağut Suud rejiminin şu an başında olan ve yıllar önce prens iken, kendi gibi tağut olan şii (!) İran Şahının önünde köçek gibi oynaması, bu rejimin sahipleri için mezhebin değil siyonistliğin önemli olduğunun en büyük delilidir. İslam âlemine kan ve gözyaşı getiren tüm devletler ile en üst düzeyde dostluklar kuran bu tağut rejim, hiçbir zaman bölge, din, mezhep, ırk farklılığı gözetmemiş, Siyonist emeller için kendileri gibi zalim tüm yöneticiler ile her türlü ortaklığı kurmaktan çekinmemişlerdir.

Kanı ile suskunları haykırır hale getiren Şehid Ayetullah Nemr’in intikamı tüm zalim ve tağutlardan sorulacaktır. İçinde bulunduğumuz ay, haram ay değildir ancak bu bekleyiş, safların iyice netleşmesi içindir, hakkın komuta merkezinin çadırına asılan bayrağın daha da kızıllaşması, dost ve düşmanca daha net görülmesi içindir. Bu öyle bir savaş, öyle bir bayraktır ki, dünyanın bir ucunda akan kan kızıllık katmaktadır bu bayrağa, bu öyle bir bayraktır ki, ırk, din, mezhep, bölge farklılığı tanımaz ve dökülen her mazlum kanı daha da kızıllaştırır intikam için bekleyen hak erlerinin bayrağını. O halde bugün kanımız da, bayrağımızda, intikam ateşimiz de daha da kızıllaşmaktadır. Dökülen her damla kan kökü ezelden ebede uzanan İslam ağacını beslerken, zalimleri boğmak için birikmektedir. Ve verilen her şehid, hakka şaşı bakanlar için daha da netleştirmektedir hakkın çadırını ve hakikatin bayrağını.
Yazımızı, ümmetin “vaadinde sadık” bildiği yiğit peygamber evladının şu sözü ile bitirmek isteriz; “Bu sünnet-i İlahidir ve tarihi bir hakikattir, aklını ve en basit insani duygularını kaybeden her rejim, cehennemin dibini boylayacaktır.”
İlahi! Zalim ve tağut rejimlerin cehennemi boyladığı, mazlumların intikamlarının alındığı, kutsal beldenin özgürlüğüne kavuşacağı günleri görmeyi, bu uğurda cehdü gayret içerisinde olabilmeyi nasip eyle bizlere… Amin.

Yorumunuzu Gönderin